4 Aralık 2021 Cumartesi / 29 RebiülAhir 1443

Çin, Uygurlara zorla kürtaj iddialarının ardından etnik gruplara eşit haklar tanındığını savundu

Çin Dışişleri Bakanlığı, Uygur Türklerinin yoğunlukla yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde nüfusu azaltmayı hedefleyen zorla kürtaj iddialarına ilişkin tüm etnik gruplara eşit haklar sağlandığını savundu.

AA1 Temmuz 2020 Çarşamba 14:30 - Güncelleme: 1 Temmuz 2020 Çarşamba 14:30

Bakanlık Sözcüsü Cao Licien başkent Pekin'de düzenlediği olağan basın toplantısında, uluslararası basında çıkan ve ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun da "dehşet verici uygulamalar" ifadeleriyle gündeme getirdiği Uygur ve Kazaklara zorunlu kısırlık, kürtaj ve aile planlaması uygulamaları iddialarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Söz konusu uygulamaların bölgede yapılıp yapılmadığına değinmeyen Sözcü, "Çin hükümeti azınlıklar dahil tüm etnik grupların yasal haklarını ve çıkarlarını eşit şekilde koruyor." ifadelerini kullandı.

Sözcü Cao, ABD’nin Sincan Uygur bölgesi konusunda Çin’i karalamaya çalıştığını öne sürdü.

Pompeo, dün yaptığı açıklamada özerk bölgede, Uygur ve Kazaklara zorunlu kısırlık, kürtaj ve aile planlaması uyguladığının ortaya çıktığını belirtmiş ve Çin Komünist Partisine bu "dehşet verici uygulamaları" sonlandırması çağrısında bulunmuştu.

Alman antropolog Adrian Zenz'in bu konuda yayımladığı bilgilerin şok edici olduğunu ancak Çin hükümetinin on yıllardır devam eden ve insan hayatı ile onurunu hiçe sayan uygulamalarına benzerlik teşkil ettiğini vurgulayan Pompeo, "Çin Komünist Partisine bu dehşet verici uygulamayı derhal durdurması ve diğer uluslara ise bu insanlıktan çıkaran suistimalleri durdurma talebi konusunda ABD ile hareket etmeye çağırıyoruz." diye konuşmuştu.

Associated Press (AP) ajansının hafta içinde yayımladığı haberinde Uygur Türklerinin yoğunlukla yaşadığı özerk bölgede, yerel hükümetin, son yıllarda bölgedeki Uygur ve Kazak kadınları doğum kontrol yöntemleri uygulamaya zorladığı, çok çocuk yapanlara para cezası kestiği ve kamplara göndermekle tehdit ettiği öne sürülmüştü.

Doğum kontrolünün daha önce bilinenden "daha geniş çaplı ve sistematik” olduğu savunulan haberde, Çin hükümetinin, yüz binlerce kadını düzenli olarak rahimlerine spiral takmaya, kürtaja ve kısırlaştırmaya zorladığı, spiral kullanımının ülke genelinde düşmesine rağmen Sincan’da ciddi şekilde artış gösterdiği kaydedilmişti.

- SİNCAN UYGUR ÖZERK BÖLGESİ'NDEKİ TARTIŞMALI KAMPLAR

Çin'de son yıllardaki Uygur Türklerinin kimlik ve kültürlerine yönelik ihlaller uluslararası kamuoyu tarafından eleştiriliyor.

Pekin'in "mesleki eğitim merkezleri" olarak adlandırdığı ancak uluslararası kamuoyunun "yeniden eğitim kampları" şeklinde tanımladığı yerlerde Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre en az 1 milyon Uygur Türkü kendi rızası dışında tutuluyor.

Pekin yönetimi, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde kaç kamp bulunduğuna, buralarda kaç kişinin olduğuna ve söz konusu kişilerden ne kadarının sosyal hayata döndüğüne ilişkin bilgi vermiyor.

Çin'in, bölgede yaşayan Müslüman Uygurlara, Çince dil eğitimi ile mesleki ve kültürel kurslar verdiğini öne sürdüğü kampların durumu hakkında net verileri paylaşmaması, uluslararası kamuoyunda derin kaygılara yol açıyor.

BM İnsan Hakları Konseyine üye 22 ülke, Temmuz 2019'da, Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Uygur Türkleri ve diğer azınlıklara yönelik muamelesini eleştiren ve kitlesel gözaltıların durdurulması çağrısında bulunan mektubu imzalamıştı.

BM ve diğer uluslararası örgütler, kampların incelemeye açılması çağrılarını yinelerken, Çin şimdiye kadar kendi belirlediği birkaç kampın az sayıda yabancı diplomat ve basın mensubu tarafından kısmen görülmesine izin verdi.

Çin makamları, BM yetkililerinin doğrudan bilgi almak amacıyla bölgede serbestçe inceleme yapma talebini ise geri çeviriyor.

- ÇİN HÜKÜMET RAPORU BASINA SIZMIŞTI 

New York Times gazetesinin Kasım 2019'da basına sızdırılan Çin yönetimine ait 403 sayfalık resmi belgeye dayandırdığı haberinde, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki güvenlik birimlerine, nasıl hareket etmeleri gerektiğine dair verilen detaylı talimatlar dikkati çekmişti.

Belgenin en az 200 sayfasında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve diğer Çinli yetkililerin, bölgedeki Uygur nüfusunun kontrolü ve aralıksız denetim yapılmasına ilişkin talimatları yer alırken, İslam'ın yayılmasını önlemek için önlem alınması uyarısında bulunulduğu ifade edilmişti.

Belgede Şi'nin 11 Eylül saldırısı sonrası ABD'nin "terörle savaş" politikasını örnek alarak bölgede yaşananları "terörizmle mücadele" olarak tanımladığı, güvenlik birimlerine "asla merhamet gösterilmemesi" talimatı verdiği, diğer yetkililerin de bölgedeki kampları ve keyfi tutuklamaları meşrulaştıran yorumlarının yer aldığı belirtilmişti.

Diğer yandan, Çin'in, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki Uygur Türklerini dini inançları ve kültürleri nedeniyle "mesleki eğitim merkezleri" adı altında faaliyet gösteren tartışmalı kamplarda gözaltında tuttuğuna ilişkin bir belge geçen ay basına sızmıştı.

AP tarafından ele geçirilen belgede, Çinli yetkililerin kimlerin bu kamplara alınacağına nasıl karar verdiklerine ilişkin kapsamlı veri tabanının yer aldığı görülmüştü.

2017-2018 yıllarında gözaltına alınan 311 Uygur Türkü hakkındaki bilgilere yer verilen veri tabanında, bu kişilerin, 2 binden fazla akraba, komşu ve dostlarının isimleri, kimlik numaraları, namaz kılıp kılmadıkları ya da Kur'an okuyup okumadıkları dahil pek çok bilginin varlığı da dikkati çekmişti.