Özer, yaptığı açıklamada, soygunla ilgili hukuki çalışmalara başladıklarını belirterek, mağdurların dikkat etmesi gereken hususlar hakkında bilgi verdi.
3 BİN 300 KASA SOYULDUNoel tatili sırasında (27-28 Aralık) duvarı delinerek yaklaşık 3 bin 300 kasanın soyulduğu Sparkasse Bankasının mağdurları arasında çok sayıda Türk vatandaşı bulunduğuna işaret eden Özer, mağdurların hak kaybına uğramaması için herhangi bir sözleşme ya da anlaşma protokolüne imza atmaktan kaçınmaları gerektiği uyarısında bulundu.
"DELİLLERLE HUKUKİ YOLA BAŞVURULABİLİR"Özer, banka soygununda mağdur olanların hukuki mücadele süresince atacakları adımlara dikkati çekerek, "Mağdurlar öncelikle gerek banka gerekse sigorta şirketleriyle yaptıkları sözleşmeleri dikkatlice incelemeli. Banka ya da sigorta şirketleriyle herhangi bir anlaşmaya imza atmamalılar. Ellerinde video kaydı, fotoğraf, tanık beyanı, fatura veya tutanak gibi deliller varsa bunları mutlaka saklasınlar. Bu delillerle hukuki yola başvurulabilir." dedi.
"HUKUKİ MÜCADELEYE HAZIRLANIYORUZ"Soygunun ardından bir süre beklediklerini ancak ne bankadan ne de herhangi bir siyasetçi ya da yetkiliden mağdurlara yönelik olumlu bir adım atılmadığını belirten Özer, bu nedenle bir ekip kurarak hukuki mücadeleye hazırlandıklarını ifade etti.
Özer, mahkemede bankanın yeterli güvenlik önlemleri aldığını savunarak kendisini koruyacağını öngördüklerini dile getirerek, "Bu alanlara sadece görevli olanlar veya anahtarları, kilitleri, şifreleri olan birileri buralara girebiliyorsa zaten burada bir kusur, bir mesuliyet söz konusudur." değerlendirmesinde bulundu.

YETKİLİLERDEN YARDIM İSTEDİ
Gelsenkirchen kentinde doğup büyüyen ve banka soygununda mağdur olan Ersin Eliyazıcı, yaşananlara ilişkin şunları söyledi:
"Bu soygunda hepimizin yıllarca biriktirdiği altınlar, paralar bir gecede yok oldu. Banka, güvenliğin en üst seviyede olduğunu açıklamıştı ancak yaşananlar bunun böyle olmadığını gösteriyor. Almanya'da bu tür olayların yaşanması inandırıcı değil. Soygunu gerçekleştirenler adeta ellerini kollarını sallayarak altınları alıp gitti. Şimdi zaman ne gösterecek, bekleyip göreceğiz."
Mağdurların büyük bölümünü bölgede yaşayan Türklerin oluşturduğunu belirten Eliyazıcı, mağduriyetlerinin giderilmesi için yetkililerden yardım talep etti.




