31 Ekim 2020 Cumartesi / 14 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Fransız medyasında Doğu Akdeniz manşeti: Türkler geri döndü!

Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Libya'daki haklı girişimlerinden her fırsatta rahatsızlığını dile getiren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün Twitter hesabından Türkçe bir mesaj paylaşarak Doğu Akdeniz'deki krizin çözümü için diyalog çağrısı yapmıştı. Türkiye'nin bölgedeki kararlı duruşu ve caydırıcı politikasının olumlu etkileri Fransız basınında da kendini gösterdi. Fransa merkezli bağımsız haber sitesi Aleteia'da yer alan “Türkiye geri döndü” başlıklı yazıda, Türkiye'nin “Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde” geçirdiği dikkat çekici dönüşümün Avrupa ülkeleri tarafından ciddiye alınması gerektiği belirtildi. Tarihi, kültürel, milli ve manevi değerlerini yeniden keşfettikçe Türkiye'nin bir güç-medeniyet haline geldiği vurgulanan yazıda, “Türkiye yeniden saygı ve korku uyandırıyor” denildi.

20 Eylül 2020 Pazar 14:23 - Güncelleme: 20 Eylül 2020 Pazar 18:04

Türkiye'nin, Doğu Akdeniz'de yer altı kaynaklarına yönelik araştırma ve sondaj çalışmaları sürüyor. Başta Fransa, Yunanistan, AB üyesi ülkelerinin Türkiye'nin bu haklı çabalarını engelleme girişimlerine rağmen Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde boyun eğmiyor.

Bölgeye donanmasını gönderen Türkiye, dengeleri değiştirdi. Fransız haber sitesi Aleteia da, Doğu Akdeniz'deki durumla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Yazıda, Avrupa ülkelerinin zayıflıklarına zıt bir kararlılık ve güç gösteren Türkiye’nin stratejik bir amaçla Doğu Akdeniz’de yürüttüğü hidrokarbon arama çalışmaları ile dünyanın varoluşundan beri bütün ulusların yaptığı gibi “kendi menfaatlerini savunduğu” ifade edildi.

Fransa merkezli bağımsız bir Katolik haber sitesi Aleteia’da Türkiye hakkında dikkat çekici bir yazı yayınlandı.

“Türkiye Geri Döndü” başlıklı yazıda, Osmanlı İmparatorluğunun Akdeniz emelleriyle yeniden bağ kuran Türkiye’nin Avrupa ülkelerinin zayıflıklarına zıt bir kararlılık ve güç gösterdiği vurgulandı. Yazıda, Türkiye’nin stratejik bir amaçla Doğu Akdeniz’de yürüttüğü hidrokarbon arama çalışmalarının, karasularının sınırlandırılmasına ilişkin eski Türk-Yunan anlaşmazlığında yeni bir bölüm açtığı ifade edildi.

Türkiye’nin, dünyanın varoluşundan beri bütün ulusların yaptığı gibi kendi menfaatlerini savunduğuna işaret edilen yazıda, Fransa’nın “Türkiye’nin Akdeniz’deki emellerini yıkmak için” Yunanistan’ı desteklemeyi tercih ettiği belirtildi.

Doğu Akdeniz sorununa sebep olarak Türkiye’deki mevcut yönetimin bahane edilmesine gerek olmadığı belirtilen yazıda, aynı gerilimin Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti dışındaki bir hükümetle de yaşanabileceği dile getirildi.

Yazıda, “Öte yandan Türkiye bize savaş açmayacak ve yarın sabah topraklarımızı işgale kalkışmayacak” ifadeleri yer aldı.

“TÜRKİYE KENDİNİ YENİDEN KEŞFEDİYOR”

Aleteia sitesindeki yazıda, “Bununla birlikte, bu anlaşmazlık klasik olsa da, Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığına gelmesinden bu yana Türkiye’nin geçirdiği dönüşüm dikkate değer. Bu ülke bir şekilde kendi medeniyet ve dini temellerini yeniden keşfetme, Osmanlı İmparatorluğunun tarihsel anlatısının bağlarını yeniden kurma sürecinde. Denizlerdeki anlaşmazlığının ötesinde, bu boyutun da Avrupa ülkeleri tarafından ciddiye alınması gerekir” değerlendirmesinde bulunuldu.

“TÜRKİYE YENİDEN SAYGI VE KORKU UYANDIRIYOR”

Yazıda “Zayıf Bir Avrupa” ara başlığı altında şu ifadelere yer verildi:

“İşte Avrupa kapılarındaki bu büyük ülkeye dair yeni durum: yüzölçümü, nüfus, medeniyet ve tarih bakımından büyük bir ülke; gururlu, genç ve kalabalık bir halk ile karşı karşıyayız. Kişi başına düşen GSMH iyi seviyede ve borçlanması ölçülü. Ekonomi, sağlık ve eğitimi bir araya getiren İnsani Gelişme Endeksi yüksek seviyelerde. Ve önemli bir askeri güç. Bu büyük ülke giderek tarihine, kültürüne ve dini İslam’a bağlı bir güç-medeniyet haline geliyor. Bir şekilde Türkiye yeniden saygı ve korku uyandırıyor. Avrupa ülkeleri ise bunun aksine daha az saygı ve korku uyandırıyor. Bugün Avrupa ülkeleri Türkiye’yi güçlü kılan demografi, kültürel ve dini kimlik ile güç-medeniyet açısından zayıflar.”

Yazı, “Belki de tarihin dersleri üzerinde derin derin düşünmeli ve kesin bir dönüşü hayal etmeye başlamalıyız. Aslında gelecek muhtemelen kalabalık, genç ve gururlu halklara, sağlam medeniyetlere ve dini temellere dayalı güçlü uluslara aittir” görüşleriyle sona eriyor.