Bölgesel savaş senaryolarının gölgesinde toplanan Kuala Lumpur-Ankara Diyaloğu'na, Malezya Başbakanı Enver İbrahim'in Türkiye'ye yönelik övgü dolu sözleri damga vurdu. Ankara'yı bölgedeki dengelerin anahtarı ve doğrudan bir istikrar gücü olarak tanımlayan İbrahim, İsrail'in fütursuz saldırılarını Shakespeare'in "vicdandan sıyrılan güç" dizesiyle eleştirirken; barışın ancak Türkiye gibi güçlü ve kararlı aktörlerin öncülüğünde tesis edilebileceğini ifade etti.

Malezya Başbakanı Enver İbrahim, ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın misillemeleriyle Orta Doğu'da tırmanan gerilimde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde izlediği politikanın Türkiye'nin bölgede doğrudan bir istikrar gücü olarak rolünü ortaya koyduğunu söyledi.
Başbakan Enver, Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ile Malezya Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü (ISIS Malezya) işbirliğinde ilk kez Malezya'da düzenlenen "Kuala Lumpur-Ankara Diyaloğu" toplantısında konuştu.
Türkiye'nin, çatışmaya taraf olmayan bir ülke olarak gerilimi yükseltmek yerine diyaloğu tercih ettiği, bu yaklaşımının öğretici bir örnek oluşturduğuna dikkati çeken Enver, "Ankara'nın ABD/İsrail-İran Savaşı'nın sonlandırılması için yakın zaman önce Riyad, İslamabad ve Kahire ile buluşması, Türkiye'nin bölgede doğrudan istikrar gücü olarak rolünün altını çiziyor." ifadesini kullandı.

Enver, bu yıl ilki düzenlenen Kuala Lumpur-Ankara Diyaloğu fikrinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşme ve istişarelerinden ortaya çıktığına işaret ederek, dünyanın bir kez daha Batı Asya'da savaş trajedisinin zorlu ve sıkıntılı gerçeğiyle yüz yüze geldiği dönemde Türkiye ile Malezya arasındaki bağlarını güçlendirmek üzere bir araya geldiklerini vurguladı.
Savaşta halihazırda binlerce kişinin hayatını kaybettiği, okul çocuklarının katledildiği, köprüler, petrol rafinerileri ve nükleer tesisler gibi sivil altyapının ayrım gözetmeden bombalandığının altını çizen Enver, bir yanda Türkiye ve Malezya gibi ülkelerin savaşan taraflara askeri operasyonlara son vermeleri çağrılarıyla şiddeti durdurmaya ve istikrarı tesis etmeye yönelik diplomatik çabaları sürerken diğer yanda savaşın insani ve maddi maliyetlerinin biriktiğini dile getirdi.

Enver, ülkelerin varoluşunun kalıcı egemenliğe, kaynak güvenliğine ve savunmada kendine yeterliliğe bağlı olduğu, oysa günümüzde dizginsiz askeri eylemlerin egemenliği erozyona uğrattığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Uzun zamandır uluslararası istikrarın temel dayanağı olan bir ilkenin çözülüşüne tanıklık ediyoruz. İsrail'in Siyonist rejiminin ABD desteğiyle İran'a sebepsiz yere başlattığı saldırının üzerinden neredeyse 40 gün geçti. Bu saldırıya 'Destansı Öfke Operasyonu' diyorlar. Bu, daha derindeki bir sapkınlığı barındırıyor. Askeri gücün kullanımına dair kontrolsüz bir rahatlık. Sıfır itidal, insan hayatına mutlak saygısızlık. Merhamet yok, pişmanlık yok."
İngiliz şair ve yazar William Shakespeare'in "Vicdandan sıyrılan güç, büyüklüğün kötüye kullanılmasıdır." dizesini hatırlatan Enver, "Vicdandan sıyrılan güç, artık düzeni koruyamaz, istikrarsızlığı besler, bölünmeleri genişletir ve tam da koruduğunu iddia ettiği sistemi zayıflatır. Kurallara dayalı bir düzen seçici şekilde yorumlanamaz, birileri korunurken diğerleri meşru haklarından alıkonulamaz." diye konuştu.

Batı Asya'da çatışmanın bölgesel kargaşanın ötesine geçtiğini, etkileri yıllarca hissedilecek daha geniş bir krize yol açma olasılığı bulunduğu uyarısı yapan Enver, "Körfez bölgesi, özellikle de Hürmüz Boğazı, küresel enerji güvenliği açısından merkezi konumda bulunuyor. Buradaki sürekli bir kesinti yalnızca fiyatları artırmakla kalmayacak, üretim sistemlerini, tedarik zincirlerini, yüz milyonlarca insanın günlük yaşama maliyetini etkileyecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Enver, etkileri nesiller sürebilecek bir krizi önlemek için diplomasinin yalnızca devletlerin çabalarının ötesinde kurumlar, sanayiler ve halklar tarafından da yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Kuala Lumpur- Ankara Diyaloğu'nun, Türkiye ile Malezya arasında derinleşen ikili ilişkilerin somut bir sonucu olduğu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile sıcak kişisel ve ailevi ilişkilerinden de güç aldığının altını çizen Enver, iki ülke işbirliğinin hükümetler arası ilişkilerin ötesinde, ISIS Malezya ve SETA gibi kurumlar da dahil akademik, kültürel ve insanlar arası bağları geliştirecek şekilde genişletilmesinin gereğine işaret etti.
Enver, iki ülke arasında savunma sanayi, yarı iletkenler gibi teknoloji ve endüstri alanlarının yanı sıra eğitim, araştırma ve enerji tedarikinde işbirliğini geliştirmeyi öngördüklerini aktardı.
Türkiye'nin Asya ile Avrupa arasında stratejik bir konumda bulunduğunu, hem Avrupa hem Asya ile ilişki kurabilmenin özel avantajına sahip olduğunu ifade eden İbrahim, bu sebeple Malezya'nın öteden beri Türkiye ile ilişkilere öncelik verdiğini ve gelecekte de bu doğrultuda işbirliğini geliştirmeyi öngördüklerini söyledi.





