15 Mayıs 2021 Cumartesi / 3 Sevval 1442
Gece modu

Hukuksuz adımlarının amacı ne? Fransa ve Yunanistan'dan korsan hamleler: İngiltere sus pus!

Ortak paydaları Türkiye karşıtlığı olan Yunanistan ve Fransa, korsan hamlelerde bulunuyor. Yunanistan,Akdeniz ve Ege'de, 1923 Lozan ve 1947 Paris Anlaşmaları gereği askerden arındırılmış statüde olması gereken 23 adadan 16'nı silahlandırmış. Fransa ise 1959 ve 1960 tarihli Londra ve Zürih anlaşmalarına aykırı olarak Güney Kıbrıs'ta askeri varlık gösteriyor.

28 Ağustos 2020 Cuma 10:46 - Güncelleme: 28 Ağustos 2020 Cuma 11:55

Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve destekçilerinin hemen her adımı uluslararası hukuka göre sorun teşkil ediyor. Türkiye'nin duyurduğu Navtex alanına yönelik Atina'nın 'karşı Navtex' ilan etmesi açıkça hukuka aykırı. Üstelik Yunan donanması bu hamleleriyle sismik araştırma yapmakla görevli bir sivil gemi olan Oruç Reis'i taciz etmeyi amaçlıyor.

MEİS ÖNLERİNDE YASADIŞI TUTUM

Yenişafak'ta yer alan habere göre; Bir diğer kriz konusu olan Ege adaları meselesinde de Atina, daha önceki anlaşmalara uymuyor. 1923 Lozan ve 1947 Paris Anlaşmaları gereği askerden arındırılmış statüde olması gereken 23 adadan 16'sı şu an ağır şekilde silahlandırılmış durumda. Türkiye'ye sadece 2 km uzaklıktaki Meis önlerinde de bir Yunan hücumbotu yasadışı olarak bulunuyor. Meis, Rodos ve Girit'e ilişkin uçuk taleplerinin hukuksuz olduğunu bilen Yunanlar, bu nedenle Türkiye ile masaya oturmaya yanaşmıyor.

FRANSA DA YUNANİSTAN'DAN FARKSIZ

Korsan hamlelere imza atan sadece Yunanlar değil. Bu ülkenin baş destekçisi Fransa, 1959 ve 1960 tarihli Londra ve Zürih Anlaşmalarına aykırı olarak Güney Kıbrıs'ta askeri varlık gösteriyor. Sözkonusu anlaşmalar Kıbrıs'ta güvenliğin Türkiye, İngiltere ve Yunanistan garantörlüğünde sağlanmasını hükme bağlamışken, Paris yönetimi Ada'da tamamıyla korsan şekilde varlık göstermeye çalışıyor.

Fransız askeri uçaklarının, GKRY, Yunanistan ve İtalya'yla birlikte gerçekleştirilen bir tatbikat bahanesiyle GKRY'ye inmesi ve bu uçakların geçici veya sürekli olarak adaya konuşlandırılmasının, 1960 Antlaşmaları'na aykırı olduğuna işaret eden Aksoy, şunları kaydetti:

"Kıbrıs Adası'nın garantörü olmayan Fransa, bu tutumuyla, Doğu Akdeniz'deki mevcut gerginliklerden sorumlu olan Rum-Yunan ikilisini, tehlikeli bir biçimde gerginliği daha da tırmandırma yönünde teşvik etmektedir. Bir kez daha hatırlatıyoruz: Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi ve Kıbrıs Türkü'nü dışarıda bırakmaya çalışan her girişim hüsranla sonuçlanacaktır."

Anlaşmalara göre, garantör ülkeler dışındakilere Kıbrıs'ta askeri faaliyette bulunmak yasak. Dolayısıyla Fransa'nın Rum Yönetimi ile yaptığı anlaşmalar hükümsüz olarak görülüyor. Anlaşmaları hiçe sayan tüm bu korsan çabalara karşı garantör ülkelerden İngiltere'nin sessiz kalması ise dikkatlerden kaçmıyor.