28 Ekim 2020 Çarşamba / 11 RebiülEvvel 1442
Gece modu

Merkel'den 'Doğu Akdeniz' açıklaması: AB-Türkiye ilişkilerinde ilerleme her iki tarafın da çıkarınadır

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Doğu Akdeniz'de gerilimin düşürülmesi çağrısı yaparak Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde ilerlemenin her iki tarafın da çıkarına olacağını söyledi.

AA16 Ekim 2020 Cuma 16:28 - Güncelleme: 16 Ekim 2020 Cuma 17:17

Başbakan Merkel, Belçika'nın başkenti Brüksel'de düzenlenen AB zirvesi sonrası basın toplantısında yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz'deki gelişmeler konusunda AB'de 14 gün önce alınan sonuç bildirgesine desteğini yineledi. Doğu Akdeniz'de gerilimi azaltma çağrısını yineledi.

Merkel, Türkiye ile ilişkileri geliştirmenin hem AB'nin hem de Türkiye'nin çıkarına olduğunu da söyledi.

Doğu Akdeniz'deki gelişmelere değinen Merkel, Türkiye'nin Akdeniz'deki faaliyetlerinin bölgede tansiyonu yükselttiğini iddia etti.

Alman Şansölye ayrıca yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayısındaki yoğun artış nedeniyle kasım ayında Berlin'de yapılması planlanan Çin politikası zirvesinin iptal edildiğini duyurdu. Merkel, "Temaslar açısından, bunun gerekli bir mesaj olduğunu düşünüyorum." ifadesini kullandı.

ORUÇ REİS NEDEN BÖLGEYE GİTTİ?

Ankara-Atina hattında gözler istikşafi görüşmelerin başlayacağı tarihe yönelmişti. Ancak beklenen adım gelmedi. Türkiye 11 Ekim gecesi 10 günü kapsayacak şekilde Oruç Reis'in Meis'in güneyinde çalışacağını duyuran bir NAVTEX yayımladı.  

Peki, bu adım neden atıldı?

BAŞKAN ERDOĞAN, ORUÇ REİS BAKIMI BİTİNCE SAHAYA DÖNECEK DEMİŞTİ

Öncelikle Oruç Reis'in yeniden bölgeye gitmesi bir sürpriz değildi. Zira Başkan Erdoğan, “Bizim Miçotakis ile görüşme yapma konusunda sıkıntımız yok. Ne görüşeceğiz aslolan budur. Meis’te yaptıklarını dayatma olarak yaparlarsa bunun anlamı yok. Oruç Reis’i bakım için limana çektiysek bir anlamı var. Bu anlamlı bir yaklaşımdır. Bakım çalışması bittikten sonra Oruç Reis tekrar görevine dönecektir. Diplomasiye imkan verelim. Yunanistan bu yaklaşımımızı olumlu karşılasın, bir adım atalım diye yaptık. Görüşürüz, kaçamak yapma gibi bir durum yok." ifadelerinde bulunmuştu.  Fakat Yunanistan bu fırsatı iyi kullanamadı. 

TÜRKİYE VE KKTC DOĞU AKDENİZ'DEKİ HAKLARINI SAVUNUYOR

Türkiye, Doğu Akdeniz'deki kendi kara suları ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Türk Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) verdiği ruhsat sahalarında uluslararası hukuktan doğan hakları çerçevesinde araştırma ve sondaj faaliyetleri yürütüyor.

Libya ile yaptığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşması Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde de tescillenen Türkiye, deniz sahalarındaki doğal zenginliklerin kullanılmasında "adalet ve hakça paylaşım" ilkelerine vurgu yapıyor.

YUNANİSTAN MAKSİMALİST TALEPLERDEN VAZGEÇMEDİ

Kendi deniz yetki alanlarındaki meşru faaliyetleri nedeniyle Türkiye'yi "provokasyonla" suçlayan Yunan-Rum ikilisi ise haksız ve gayrimeşru taleplerini dayatmak için Avrupa Birliği'ni (AB) öne sürüyor.

Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimi, taleplerine "Sevilla Haritasını" dayanak gösteriyor ancak bu haritanın, uluslararası hukuk ve deniz hukukunda bir karşılığı bulunmuyor.

Bu haritanın iddiasına göre, Meis Adası’ndan başlayan Yunan kıta sahanlığı güneye doğru Akdeniz’in ortasına kadar iniyor ve Türkiye’ye Antalya körfezi dışında bir çıkış fırsatı tanımıyor.

Türkiye, yüz ölçümü 10 kilometrekare olan, Anadolu'ya 2 kilometre, Yunan ana karasına ise 580 kilometre uzaklıkta olan bir adanın 40 bin kilometrekare genişliğinde kıta sahanlığı alanı yaratmasının rasyonel ve uluslararası hukuka uygun bir tez olmadığını vurgulayarak bu iddiaları reddediyor.

TÜRKİYE'NİN SAMİMİ DİYALOG ÇAĞRILARI TAM KARŞILIK BULMADI

Türkiye görüşmeye hazırız derken gerektiğinde bir oyun varsa bozmaya da hazırız mesajını vurgulamıştı.

Başkan Erdoğan'ın konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Başta Şansölye Merkel dönem başkanı olarak, gerek komisyon başkanı olarak Charles Michel, nitekim dün kendisiyle görüşmemiz olmuştu. İspanya Başbakanı Sayın Sanchez, gerek İtalya Başbakanı Conte, hepsiyle görüşmeler yaptık, yapıyoruz. Bu görüşmelerde tabii deniz yetki alanlarından öte başka bir yaklaşım var. O da nedir? 'Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile bir görüşme süreci olabilir mi?' Biz de kendilerine diyoruz ki; bizim Miçotakis ile görüşme yapma noktasında bir sıkıntımız yok. Ne görüşeceğiz, hangi çerçevede görüşeceğiz aslolan budur. Eğer Miçotakis Meis'te yaptıklarını eğer bir dayatma olarak yapmaya kalkarlarsa bunun bir anlamı yok." şeklinde ifade etmişti