11 Nisan 2026 Cumartesi / 24 Sevval 1447

Umutlarını bağladılar: Türkiye önemli rol üstlenebilir

'Suyun Nobeli' olarak bilinen 'Stockholm Su Ödülü' sahibi ve Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü (UNU-INWEH) Direktörü Kaveh Madani, kasım ayında Türkiye'de düzenlenecek COP31 zirvesinin, su krizinin ele alınmasında önemli bir fırsat olacağını, Türkiye'nin de bu konuda önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi.

AA11 Nisan 2026 Cumartesi 11:08 - Güncelleme:
Umutlarını bağladılar: Türkiye önemli rol üstlenebilir

Stockholm Uluslararası Su Enstitüsü (Stockholm International Water Institute - SIWI) tarafından verilen ve "Suyun Nobeli" olarak anılan "Stockholm Su Ödülü"ne bu yıl Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü (UNU-INWEH) Direktörü Kaveh Madani layık görüldü.

Sürdürülebilir su yönetimine ilişkin çalışmalarıyla tanınan Madani, küresel su krizi ve iklim adaletine yönelik görüşlerini AA muhabiriyle paylaştı.

Doğup büyüdüğü İran'ın yer aldığı coğrafyanın, suya bakışında önemli bir etken olduğunu kaydeden Madani, "İran'da ya da Orta Doğu'da büyüyen biri, su kıtlığının ne kadar büyük bir sorun olduğunu çok iyi bilir. Suya saygı duyan bir kültürden gelmem ve suyun son derece kıymetli olduğu bir bölgede yetişmem de bu alana yönelmemde etkili oldu. Elbette, yaşam koşulları da bu süreçte belirleyici bir rol oynadı." dedi.

Su kriziyle iklim krizinin bağlantılı olduğunu ve iklim adaletinin sağlanmasında suyun önemli bir faktör olduğunu belirten Madani, gelişmiş ülkelerin iklim krizinin beraberinde getirdiği sorunlarla mücadele etmek için gerekli kapasiteleri inşa edebilmelerine karşın, Yemen ve Suriye gibi birçok ülkenin aynı kaynaklara sahip olmadığına değindi.

Madani, "Dünya genelinde bazı toplulukların diğerlerine kıyasla çok daha fazla bedel üstlenmek zorunda kaldığını görüyoruz. Bu topluluklar, iklim krizinden çok daha ağır şekilde zarar görüyor ve çoğu zaman bu sonuçlarla başa çıkabilecek kapasiteye de sahip olmuyor." diye konuştu.

22 Mart Dünya Su Günü'nün bu yıl su, kadın ve cinsiyet eşitliği konularına odaklandığını hatırlatan Madani, su kıtlığı ve iklim değişikliğinin farklı sosyal grupları farklı şekillerde etkilediğini, bunun yaş ve cinsiyete göre de değiştiğini ifade etti.

- "COP31 BÖLGEDEKİ SU KRİZİNİ ANLATMAK İÇİN FIRSAT OLABİLİR"

Madani, Türkiye'nin ev sahipliği ve başkanlığında 9-10 Kasım'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi'ni (COP31) bölgedeki su sorununu görünür kılma noktasında önemli bir fırsat olarak nitelendirdi.

Türkiye'nin ev sahipliğinin bu noktada önemli olduğuna dikkati çeken Madani, şu değerlendirmelerde bulundu:

"COP31'de Türkiye'nin su sorunu konusunda üstlenebileceği önemli bir rol olduğunu düşünüyorum. Orta Doğu'nun bir parçası olarak suyun değerini ve stratejik önemini bilen, sınır aşan su yönetimine ilişkin sorunları ve zorlukları anlayan, aynı zamanda altyapı yatırımlarının hem faydalarını hem de olası olumsuz sonuçlarını deneyimlemiş bir ülke olarak Türkiye önemli bir konumda bulunuyor. Ayrıca Türkiye, tarım ve büyüme kaynaklı sorunlarla da başa çıkmış bir ülke. Bu nedenle, su konusundaki tartışmalara öncülük etmek ve suyun iklim müzakerelerine daha güçlü bir şekilde entegre edilmesini sağlamak açısından oldukça elverişli bir konumda yer alıyor."

Su krizinin bir iklim krizi olduğuna işaret eden Madani, iklim müzakerelerinde su konusunun göz ardı edildiği tespitini paylaştı.

İklim krizinin konuşulabilmesi için bölgesel ve küresel politik istikrarın şart olduğunu ifade eden Madani, şunları söyledi:

"Orta Doğu şu anda bir savaşın içinden geçiyor ve suyu tuzdan arıtma tesislerine yönelik tehditleri duyuyoruz. Bu durumun bölgedeki siviller üzerindeki etkilerini biliyoruz. Barış zamanında bile suya erişim büyük bir zorluk ve mücadele gerektiriyor. Türkiye, barış müzakerelerinde rol almış bir ülke olarak barışın değerini ve önemini anlamış durumda. Eğer istikrar, daha iyi bir iklim, daha iyi su kaynakları ve daha iyi bir gelecek istiyorsak, barış temel bir gereklilik olmalı. Dünyada barışa ihtiyacımız var, çünkü yalnızca barış zamanlarında işbirliği yapabiliriz. Savaş olduğunda savaş vardır. İnsanlar hayatta kalmak ve yaşamlarını sürdürmek için mücadele ederken, kimse çevreyi düşünmez. Bu süreçte çok fazla sera gazı salınıyor, iklim üzerinde ciddi etkiler oluşuyor, ama bunlar konuşulmuyor."

Bu noktada COP31'in suyun birleştirici gücünün ortaya konabileceği bir platform olabileceğini vurgulayan Madani, su meselesinin hem ülke içinde hem de ülkeler arasında insanları birleştirebilecek nadir konulardan biri olduğunu kaydetti.

Madani, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bence bu, Türkiye'nin tüm bu konuları ön plana taşıması için bir fırsat. Suyun önemini, Paris Anlaşması müzakerelerine suyun entegrasyonunu ve bu anlaşmayla ilgili diğer görüşmeleri gündeme getirebilir. Elde ettiğimiz anlaşma, tüm dünya için başarılı bir adım oldu. Hala ele alabileceğimiz ve üzerine düşünebileceğimiz eksiklikler de var. Ancak barış olmadan su da olamaz. Su eksikliğinin istikrarsızlıklara yol açabileceğini sıkça konuşuyoruz ama bugün dünyada gördüklerimizle de anlıyoruz ki barışı sürdürülebilirliğin ve insan güvenliğinin temel direği olarak savunmadıkça istikrarlı bir çevreye sahip olamayız."

  • COP31
  • su krizi
  • Kaveh Madani

ÖNERİLEN VİDEO

Lunapark faciası: Dehşet anları kamerada

Kapat
Video yükleniyor...