ABD-İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırıları, dünyanın en ağır insanlık felaketlerinden birinin yaşandığı Gazze'deki İsrail soykırımın ardından geldi.
Gazze'deki soykırımıyla eş zamanlı Tel Aviv yönetiminin, işgal altındaki Batı Şeria'da daha fazla Filistin toprağını gasbederek Yahudi yerleşimleri kurma, Filistinlileri hedef alacak biçimde idam cezasını getirme, Batı Şeria'da toprakları devlet arazisi olarak kaydetme gibi uygulamaları ve Filistin topraklarını gasbeden İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilerin canına ve malına kasteden saldırılarındaki artış, İsrail'in bölgedeki işgal politikalarını hem şiddetlendirdi hem derinleştirdi.
Filistin davasının yeniden gündeme geldiği dünya başkentlerinde İsrail'e karşı Filistin lehine tarihi kararların çıktığı tablo da bu dönemde yaşanmaya başladı.
Ramallah yönetimi adına uluslararası sahnede diplomasiye öncülük eden Filistin'in kadın Dışişleri Bakanı Varsen Ağabekyan, AA'ya verdiği röportajda, İsrail'in İran'a saldırıların gölgesinde işgal altındaki Batı Şeria'da gerilimi tırmandırmasının "on yıllardır" devam eden bir süreç olduğunu belirterek "Şu an İsrail daha hadsiz bir hale geldi. Bölgesel gelişmeleri suistimal ederek ihlallerini artırdı." dedi.
Ağabekyan, Filistin meselesinin sadece Filistin halkının sorumluluğunda olmadığını, dünyanın da İsrail'in yaptıklarına yaptırım, hesap sorma ve bedel ödemekten yoksun bırakarak imkan verdiğini, "Artık yeter demesi gerektiğini" dile getirdi.
Birleşmiş Milletler (BM) ve diğer platformlarda işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin topraklarının gasbının genişlemesi, Filistinlilere yönelik baskı, şiddet, ibadet özgürlüğünün engellenmesi gibi konuları gündeme getirdiklerine işaret eden Ağabekyan, şunları söyledi:
"İsrail sadece somut adımlara karşılık veriyor, eğer sadece kınama ve eleştiriyle sınırlı kalınırsa İsrail bunu ciddiye almıyor. Dünya genelinde ülkelerden İsrail'e karşı ihlallerinin bir bedeli olduğunu gösterecek somut adımlar atmasını bekliyoruz."

- "BATI ŞERİA'NIN İLHAKI DEVAM EDİYOR"
İsrail 1967'de Doğu Kudüs ve Batı Şeria'yı işgal etti. BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları ve uluslararası hukuka göre, İsrail'in bu coğrafyalarda işgalci güç olarak sorumlulukları ve sınırlamaları var.
Aynı şekilde İsrail'in bu topraklarda, Filistin topraklarını gasbederek İsrail yerleşimleri kurması, vatandaşlarını buraya yerleştirmesi uluslararası kanunlara aykırı kabul ediliyor.
Buna rağmen İsrail yönetimleri, Batı Şeria'da on yıllardır ve özellikle son yıllarda daha da hızlı şekilde İsrail yerleşimlerini genişletiyor ve İsrail siyasetinde Batı Şeria'nın ilhak edilmesi için çağrılar giderek artıyor.
Ağabekyan, bu konuya dair ise şu değerlendirmelerde bulundu:
"İsrail'in (işgal altındaki Batı Şeria'yı) ilhakı devam ediyor. Bugün Filistin halkına yönelik büyük bir tehdit var. Dünyanın bir araya gelip İsrail'in yaptıklarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu, Filistinlilerin hakkını ihlal ettiğini ve durması gerektiğini söylemesi gerekiyor.
Filistin halkı bu topraklardaki varlığının son 80 yıldaki en ağır dönemini yaşıyor. Bugün Filistin halkı siyasi, sosyal ve ekonomik olarak çok zor durumda."
Karşılaştığı zorlukların Filistin halkını topraklarına daha da bağlandığına dikkati çeken Ağabekyan, Gazze'deki Filistinlilerin soykırıma rağmen burayı terk etmemekteki ısrarını örnek olarak gösterdi.
Ağabekyan, "Filistin halkı bugün varlık yokluk savaşı veriyor. Bizler canlı bir halkız ve toprağımızda kalmak istiyoruz. Davamızda haklıyız ve hakkımızı almamız gerekiyor." ifadelerin kullandı.
- İSRAİL'İN İBADET ÖZGÜRLÜĞÜNE MÜDAHALESİ
İsrail, 28 Şubat'ta İran'a saldırılarının başlamasının ardından işgal altındaki Doğu Kudüs'te Mescid-i Aksa'yı ramazan ayı olmasına rağmen tamamen kapattı.
İsrail polisi, ramazan boyunca Mescid-i Aksa'nın çevresinde namaz kılmak isteyen Filistinlilere cop, ses bombası gibi şiddet yöntemleriyle müdahale etti.
Aynı şekilde, Hristiyanlar için kutsal Paskalya Bayramı'nın başladığı dönemde de İsrail polisi, daha önceden koordine edilmiş olmasına rağmen Kudüs Latin Patriği aynı zamanda Vatikan'da Kardinal makamındaki Hristiyan din adamı Peder Pierbattista Pizzaballa'nın Kıyamet Kilisesi'ne ulaşmasını engelledi.
İsrail'in hem Mescid-i Aksa hem Kıyamet Kilisesi'ne yönelik kısıtlamaları sürekli gündeme gelen "ibadet özgürlüğü" tartışmalarını yeniden başlattı.
Ağabekyan, İsrail'in ihlalleri arasında ibadet hakkının da bulunduğuna dikkati çekerek bunun arkasında "İsrail'in dini söylemi hesap sorulmadan dayatmasının yer aldığını" belirtti.
Filistin coğrafyasında, Müslüman ve Hristiyanların da hukuku ve ibadet hakkı olduğunu vurgulayan Ağabekyan, "Mescid-i Aksa'nın ya da Kutsal Kıyamet Kilisesi'nin 40 gün boyunca kapalı tutulması daha önce karşılaşılmayan bir durum. Bunun karşısında Filistinlilerin, dünya genelinde Müslümanların ve Hristiyanların da sessiz kalmaması gerekiyor." dedi.
- GAZZE'DE SOYKIRIM DEVAM EDİYOR
İsrail'in 11 Ekim'de başlayan ateşkese rağmen Gazze'ye saldırıları devam ediyor.
Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı rakamlara göre İran'a saldırıların başladığı 28 Şubat'tan bugüne 241 Filistinli İsrail saldırılarında can verdi.
Gazze'nin "mümkün olan tüm desteğe ihtiyacı" olduğunu dile getiren Ağabekyan, ABD'nin Ekim 2025'teki ateşkes girişiminin üzerinden 6 ay geçmesine rağmen "yardımların engellendiğini, Refah ve diğer sınırların kapalı olduğunu, sağlık hizmetlerinin geri kaldığını, temel ihtiyaçların karşılanmadığını" vurguladı.
İsrail'in "ateşkes anlaşmasına saygısı olmadığını" söyleyen Ağabekyan, "Soykırım devam ediyor. Filistinlilerin ölümü, yaralanması artıyor, yardımların kesintisi sürüyor. Dolayısıyla soykırım devam ediyor." ifadelerini kullandı.
Ağabekyan, Filistin yönetimi olarak Gazze dosyasının birinci günden itibaren aktif bir parçası ve masada olmaları gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Filistin Başbakanlığı, Uluslararası Barış Kurulu ile işbirliği yapılması için bir birim kuruldu. Batı Şeria'ya başvurmadan Gazze'de herhangi bir şey yapmak mümkün değil. Tüm temeller Batı Şeria'da var. Eğer ki tek bir devlet, tek bir siyaset, tek bir yön, tek bir hükümet diyorsak bunun için bir koordinasyon olmalı. Batı Şeria'dakine paralel bir yönetim oluşsun istemiyoruz."
- ULUSLARARASI HUKUKUN UYGULANMASI
Kamuoyu anketleri Filistin sokağında, Filistin yönetiminin popülaritesinin düştüğüne ilişkin veriler ortaya koyuyor.
İşgal altındaki topraklarda İsrail'in kısıtlamaları altında faaliyet yürüten Filistin yönetimine yönelik eleştirileri değerlendiren Ağabekyan şunları söyledi:
"Bizim önceliğimiz halkımızın direnmesine yardım etmek. Hükümetin karşılaştığı zorluklar çok büyük. Bu zorluklar üst üste geldiği zaman hükümetin popülerliği tabii ki azalacaktır.
Yerleşimlerin genişletilmesini durduramayan, Yahudi yerleşimcilerin terörünü önlemekte zorlanan, vergi gelirlerini (İsrail'den) alamayan ve bunları halkı için harcayamayan bir hükümetin tabii ki kabul edilebilirliği azalacaktır. Ama bu hükümet vazgeçecek mi? Hayır. Bu hükümet, elindeki tüm imkanları kullanarak insanlarının direnmesine katkı sağlayacaktır."
Uluslararası toplumun Filistin meselesini yakından bildiğini, Gazze'deki soykırımın Filistin meselesindeki hak ihlallerini daha görünür kıldığını dile getiren Ağabekyan, "Dünyada çok sayıda ülke İsrail'i yalnızlaştırma ve Filistin halkıyla daha fazla empati geliştirmek için harekete geçiyor. Bunu artırmalı ve üzerinde çalışmalıyız." ifadesini kullandı.
Ağabekyan, İsrail'in "bir demokrasi ve medeniyet olmaktan uzak olduğunu" ve "her şeyi dini bir savaş gibi göstermek istediğini" aktararak "Herkes biliyor ki bu dini bir mesele değil bilakis siyasi bir mesele. Bu coğrafya, toprak ve işgale dayalı bir konu." görüşünü dile getirdi.
- İSRAİL'İN SEÇİM DÖNEMİNDE ŞİDDETİN ARTMASI
İsrail siyasi tarihi, seçim dönemleri yaklaşırken Filistinlilere karşı şiddetin arttığı, bölgesel çatışmaların tırmandığı döngülere çok kez tanık oldu.
İsrail'de Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümetin olağan ömrü Ekim 2026'da doluyor ve seçimlere gidilmesi bekleniyor.
Gazze'de 2 yıl devam eden soykırımın ardından şimdi de İran'a saldırılarla yeni bir bölgesel çatışmaya İsrail öncülük ediyor.
İsrail'de seçim dönemi ve artan şiddet arasındaki bağlantıya dair ise Ağabekyan, şu değerlendirmede bulundu:
"İsrail tarihsel olarak bizim kanımızı ve bölgedeki çatışmaları, seçimler için kullanıyor. Bu durmalı ve insanlar bunu gerçekten ciddi biçimde düşünmeli. İsrail'in bu çatışmanın devam etmesini istediğini biliyoruz. Böylece, Netanyahu ve partisi bir sonraki seçim sürecinde istediğini elde edebilsin.
Filistinliler olarak 'kanımızın siyasi olarak kullanılmasına artık yeter' dememiz gerekiyor. Bu bizim haklarımıza ve halk olarak varlığımıza karşı diğer bir ihlal. Bizler işgal altında olsak da yaşamayı hak ediyoruz, işgal altında olmamız bazı haklardan mahrum bırakmaz."
- TÜRKİYE'YE TEŞEKKÜR
Ağabekyan, Türkiye'ye Filistin davasına desteği için de teşekkür etti.
Filistinli Bakan sözlerini, "Türkiye ve diğer ülkelerden aldığımız destek bizi harekete geçiriyor. Bu bizi ümitsizlikten çeken bir güç oluyor. Ümitsizlik Filistinlilerin istediği son şey. Türkiye, Gazze'deki insani yardım konusunda en ön sıralardaydı, işgal altındaki Batı Şeria'da kalkınma projeleriyle büyük katkı sağlıyor." diyerek tamamladı.




