26 Şubat 2021 Cuma / 14 Recep 1442
Gece modu

Ege Üniversitesi TV’de “Basın Özgürlüğü” Tartışıldı

Ege Üniversitesi TV’de Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Kavaklı'nın hazırlayıp sunduğu 'Basın Dünyasından' adlı programa bu hafta Turkuaz Medya Grubu Ege Bölgesi Temsilcisi Hüseyin Kocabıyık konuk oldu. “Basın Özgürlüğü” ve gazetelerin genel yayın politikaları tartışıldı.

İZMİR/STAR27 Aralık 2013 Cuma 07:00 - Güncelleme: 27 Aralık 2013 Cuma 13:35
Programın açılış konuşmasını yapan Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Kavaklı Hüseyin Kocabıyık’tan şu şekilde bahsetti: “Medya’da hemen hemen her alanda görev yapan hem fikir işçileri açısından hem de idari ve teknik personel açısından dolu dolu bir konuğumuz var. Yanlış hatırlamıyorsam Tansu Çiller’in danışmanlığını da yapmıştınız”

“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ÇİĞNENMESİNE TAMAMEN KARŞIYIZ”
Son dönemlerde medyada sahip değiştirme, görevden alınma, yeni kişiler gibi hareketin yoğun olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Kavaklı, “ Bazen çalışanlar kurumundan memnun olmaz ayrılır. Bazen de kurumu yönetenler çalışandan memnun olmaz ayrılır. Bunlar bütün diğer mesleklerde olduğu gibi doğal şeyler. Önemli bir gazete yazarının görevden alınışı meslek kuruluşlarınca basın özgürlüğüne müdahale olarak görülüyor. Halbuki biz bunu bazen gazetenin genel yayın politikasına uymamanın sonucu olarak değerlendiriyoruz. Politikayı belirleme de gazetenin sahibine aittir. Biz tabi ki basın özgürlüğünün çiğnenmesine tamamen karşıyız. Çünkü basın özgürlüğü olmadan basından da söz edilemez” diye konuştu. Kavaklı, “Bunun dışında gazeteciye ve işine yapılan her müdahale, nereden gelirse gelsin basın özgürlüğünü engellemektir” dedi.

“DÜNYADAKİ EN ÖNEMLİ İKİNCİ MESLEK GAZETECİLİK”
Dünyadaki en önemli meslekler arasında gazeteciliğin ikinci meslek olduğunu belirten Hüseyin Kocabıyık, “Ben de öyle düşünüyorum. Yakın zamana kadar Sabah gazetesinde köşe yazısı olan birisiydim. Şimdi yönetici pozisyonundayım. O gün de biraz önce lütfettiğiniz gibi düşünüyordum. Bugün de böyle düşünüyorum. Meselenin iki tane boyutu var. Dünyada iki meslek vardır ki bunlardan birisi hakimliktir. O yüzden hakimlere bütün dünya da anayasal teminatlar sağlanır. Mesele Türkiye’de ve dünyada da öyledir. Hakimlerin dokunulmazlığı milletvekili dokunulmazlığından da daha ileridedir. Yasa koyucu şunu arzulamıştır. Bir hakim adalet peşinde koşarken hiçbir şekilde bir başkasının baskısına uğramasın. Kararını en adil bir biçimde versin. O yüzden de Türkiye’de hakim maaşları en yüksek devlet memuru maaşlarıdır. Amerika’da da aynıdır. İkinci meslek gazeteciliktir” diye konuştu.

KAMUOYUNUN DOĞRU BİLGİLENDİRİLMESİ ÇOK ÖNEMLİ
Gazetecinin kamuoyu için bir görev yaptığını söyleyen Kocabıyık, “Demokratik toplumlarda kamuoyunun doğru bilgilendirmesi çok hayati bir önem taşır. Demokrasinin işlemesinin de bir boyutudur. On beş günlük bir gazeteci telefonu kaldırıyor bakanla görüşebiliyor. İstediği devlet memuruyla görüşebiliyor. Bakana hesap sorabiliyor. Ancak her meslek grubunda olduğu gibi basın sektörünün de belli ilkeleri var. Bir köşe yazarı gazetenin genel yayın politikasıyla kavga etmeye kalkarsa, gazetenin içinde İrlandalı durumuna düşer” şeklinde konuştu.

Yrd. Doç. Dr. Kavaklı, “Bütün dünyadaki yayın organlarına baktığımızda buna benzer olaylar görüyoruz. Basın özgürlüğünü etkileyen başka faktörler yok mu, var. Basın özgürlüğü konusunda Le Mond örnek gösterilir. Mülkiyet yapısı itibariyle tabana yayılmış bir gazete olduğu için. Orada bir çalışan gerektiğinde genel yayın müdürünü eleştirebilmektedir. Siz bu konuda niye böyle bir yayın politikası izlediniz. Bunun karşılığında ilanımız kesildi bize de intikal edebilecek gelirden bizi mahrum bıraktınız diyebilir” dedi.

“HİÇBİR PATRON OKUYUCUSU OLAN BİR YAZARI İŞTEN ÇIKARMAZ”
New York Time’s da bile yayın politikasına uymadığı nedeniyle gazetecilerin işten çıkarıldığını söyleyen Kocabıyık, “Bazı gazeteciler var. Hem gazetenin genel imajını bozuyor hem de gazetenin politikasını bozuyor. Hem kendi gazetesinden yazarlara sataşıyor. Kendi patronuyla kavga ediyor. Böyle bir yazarı ne olursa olsun kimse bünyesinde barındırmak istemez. Çünkü gazete sonuçta bir müessesedir. Basın özgürlüğü kutsal bir şeydir. Ona halel getirmemeniz lazım. Zaten hiçbir patron da basın özgürlüğünü ihmal anlamında bir hareketi kolay kolay yapmaz. Çünkü adı kötüye çıkar. Dünyanın en iyi gazetelerinden New York Time’s gazetesinde bir gazeteci Amerikan hükümetinin en mahrem konularını yazabilir ve eleştirebilir. Ama aynı gazeteci New York Time’s gazetesinin yayın politikasının aksine hatalı argümanlar kullanıp yazarsa o yazı çıktığı gün kovarlar adamı. Yüzlerce kovulan yazar ismi söyleyebilirim. Bütün dünyada bu böyledir. Hiçbir patron okuyucusu olan bir yazarı işten çıkarmaz. O gazetenin mali değeri sahip olduğu binalar değil o gazetenin içindeki entelektüel zenginliktir” diye konuştu.