Afrika Birliği Somali Destek ve İstikrar Misyonu (AUSSOM) ile güvenlik sorumluluklarının kademeli olarak Somali güçlerine devredildiğine dikkati çeken uzmanlar, ülkedeki güvenlik güçlerinin son yıllarda önemli ilerleme kaydettiğini ancak geçiş sürecinin dikkatli yönetilmesi gerektiğini belirtti.
Afrika Birliğinin 2007'den bu yana Somali'de yürüttüğü güvenlik misyonunun yeni bir aşamaya taşınmasıyla bu sorumluluğun kademeli olarak Somali güvenlik güçlerine devredilmesini öngören süreç, ülkenin terörle mücadelesi ve Afrika Boynuzu'nun genel istikrarı açısından kritik bir dönemece işaret ediyor.
2007'de kurulan Afrika Birliği Somali Misyonu (AMISOM), Somali'de devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi ve terör örgütü Eş-Şebab'a karşı yürütülen mücadelede uzun yıllar güvenlik mimarisinin temel unsurlarından biri oldu.
Değişen güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda 2022'de Afrika Birliği Somali Geçiş Misyonuna (ATMIS) dönüştürülen yapı, güvenlik sorumluluklarının aşamalı olarak Somali makamlarına devredilmesini hedefledi.
ATMIS'in görev süresinin sona ermesinin ardından ise 2025'te AUSSOM göreve başladı. AUSSOM, önceki misyonlardan farklı olarak doğrudan askeri operasyonlardan ziyade Somali güvenlik güçlerinin kapasitesinin geliştirilmesine odaklandı.
Görev süresi 2026 sonunda tamamlanması planlanan AUSSOM, Somali güvenlik güçleriyle ortak operasyonların desteklenmesine, kritik altyapının korunmasına ve güvenlik sorumluluklarının planlı ve kademeli şekilde Somali güvenlik güçlerine devredilmesine odaklanıyor.
- SÜRECİN ÖNÜNDEKİ EN ÖNEMLİ BAŞLIKLARDAN BİRİ FİNANSMAN
Afrika Birliği misyonları, 20 yıla yaklaşan süreçte başkent Mogadişu başta birçok stratejik yerleşim merkezinin yeniden hükümet kontrolüne geçmesine katkı sağlarken, Somali Ulusal Ordusunun yeniden yapılandırılması ve güvenlik kurumlarının güçlendirilmesinde de önemli rol üstlendi.
Buna karşın terör örgütü Eş-Şebab, özellikle ülkenin orta ve güney kesimlerindeki kırsal bölgelerde etkinliğini ve güvenlik güçleri ile kamu kurumlarını hedef alan saldırılarını sürdürüyor. Bu durum, güvenlik sorumluluklarının devrini yalnızca askeri değil, aynı zamanda kurumsal kapasite, istihbarat paylaşımı ve kamu yönetimi açısından da hassas bir süreç haline getiriyor.
Sürecin önündeki en önemli başlıklardan biri ise finansman olarak öne çıkıyor. Afrika Birliği uzun süredir misyonun sürdürülebilir finansmanı konusunda uluslararası destek arayışını sürdürürken, mali kaynaklarda yaşanabilecek aksaklıkların eğitim faaliyetlerinden lojistik desteğe ve güvenlik operasyonlarına kadar birçok alanda kapasiteyi olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor.
- TÜRKİYE ÖNE ÇIKAN ORTAKLARDAN BİRİ
Öte yandan Türkiye de son yıllarda Somali'nin güvenlik kapasitesinin geliştirilmesinde öne çıkan ortaklardan biri olarak dikkati çekiyor.
Mogadişu'daki TURKSOM Askeri Eğitim Merkezi'nde binlerce Somali askerinin eğitimine katkı sağlayan Türkiye, savunma ve güvenlik alanındaki işbirliğini son dönemde imzalanan anlaşmalarla daha da güçlendirdi.
Güvenlik sorumluluklarının Somali makamlarına devredilmesi süreci, yalnızca ülkenin iç güvenliği açısından değil, Afrika Boynuzu'nun genel istikrarı bakımından da yakından izleniyor.
Uzmanlara göre, bu sürecin başarısı Somali güvenlik güçlerinin kapasitesinin daha da güçlendirilmesine, uluslararası desteğin sürdürülmesine ve bölgesel işbirliğinin korunmasına bağlı olacak.
- "SOMALİ GÜVENLİK GÜÇLERİ, OLUŞABİLECEK GÜVENLİK BOŞLUĞUNU DOLDURABİLECEK YETERLİLİKTE"
AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan eski Somali Savunma Bakanlığı Genel Müdürü Prof. Dr. Sonkor Geyre, AUSSOM'unn çekilme sürecinin yeni olmadığını, ilk olarak 2017-2020 döneminde hazırlanan Londra Somali Güvenlik Mimarisi kapsamında planlandığını söyledi.
Sürecin daha sonra 2020 tarihli Ulusal Kalkınma Planı'nın güvenlik sütununda ATMIS çerçevesinde yeniden planlandığını belirten Geyre, AUSSOM'un temel amacının, Somali'nin kendi güvenliğini sağlayabilecek kapasiteye ulaşmasını desteklemek olduğunu ifade etti.
Geyre, "AUSSOM'un 2026 sonunda Somali'den çekilmesi ülke açısından herhangi bir güvenlik tehdidi oluşturmamaktadır." dedi.
Eş-Şebab kaynaklı güvenlik tehdidinin AUSSOM öncesinde de bulunduğunu ve sonrasında da varlığını sürdüreceğini dolayısıyla geçiş sürecinin dikkatli yönetilmesi gerektiğini dile getiren Geyre, "Somali güvenlik güçlerinin, oluşabilecek güvenlik boşluğunu doldurabilecek yeterliliğe sahip olduğunu düşünüyorum." diye konuştu.
Puntland güçlerinin DEAŞ'a karşı yürüttüğü başarılı operasyonların Somalililerin kendi ülkelerini savunma kapasitesi bulunduğunun somut göstergesi olduğunu ifade eden Geyre, Somali'nin yeniden inşası ve devlet kurumlarının güçlendirilmesi açısından dost ve ortak ülkelerin desteğinin önemini koruduğunu vurguladı.
Somali'nin Mısır ve Türkiye ile geliştirdiği dostane ilişkileri dengeli şekilde sürdürmesinin stratejik önem taşıdığına işaret eden Geyre, bunun, ülkenin dış politika hedefleri açısından önemli kazanımlar sağlayabileceğinin altını çizdi.
- "GEÇİŞ SÜRECİ DİKKATLİ VE KADEMELİ YÜRÜTÜLMELİ"
Afrika Boynuzu'ndaki siyasi, güvenlik ve bölgesel gelişmeler üzerine çalışmalar yürüten Somalili akademisyen ve araştırmacı Dr. Mahad Hashim Azhar ise AUSSOM kapsamında sorumlulukların Somali güvenlik güçlerine devredilmesinin, Somali devletinin egemenliğinin ve kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi açısından önemli fırsat sunduğunu söyledi.
Somali güvenlik güçlerinin son yıllarda özellikle eğitim, operasyonel tecrübe ve askeri liderlik alanlarında kayda değer ilerleme kaydettiğini belirten Azhar, modern askeri teçhizat, lojistik destek ve güvenlik kurumları arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Azhar, "Somali'nin yakın vadede, özellikle merkezi hükümetin etkin şekilde kontrol sağladığı bölgelerde, güvenlik sorumluluklarının önemli bir kısmını üstlenebilecek kapasiteye ulaşabileceğine inanıyorum." dedi.
Afrika Birliği güçlerinin kademeli olarak çekilmesinden Eş-Şebab'ın faydalanmaya çalışabileceğinin altını çizen Azhar, özellikle Somali güvenlik güçlerinin henüz tam anlamıyla kontrol sağlayamadığı bölgelerde örgütün güvenlik boşluklarından yararlanarak saldırılarını artırabileceği uyarısında bulundu.
Geçiş sürecinin başarısının güvenlik kurumları arasındaki koordinasyona dayandığına dikkati çeken Azhar, "Bu nedenle, söz konusu geçiş sürecinin başarısının, açık ve koordineli bir planlamaya, Somali güvenlik güçlerinin kapsamlı hazırlığına ve Somali hükümeti ile uluslararası ortakların kesintisiz desteğine bağlı olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullandı.
AUSSOM'un başarısında sürdürülebilir finansmanın belirleyici rol oynadığını vurgulayan Azhar, mali kaynaklarda yaşanabilecek gecikmelerin asker maaşlarından lojistik desteğe, eğitim faaliyetlerinden güvenlik operasyonlarına kadar birçok alanı olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Bölgesel gelişmelere de değinen Azhar, Türkiye'nin yürüttüğü arabuluculuk girişimlerinin bölgesel gerilimlerin azaltılmasına ve diyalog ortamının güçlendirilmesine katkı sağlayabileceğini belirterek, Somali ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin daha da iyileşmesinin güvenlik işbirliği, terörle mücadele ve bölgesel güvenin güçlendirilmesini kolaylaştırabileceğini dile getirdi.
Azhar, "AUSSOM'un geleceği ve etkinliğinin mali desteğin sürdürülebilirliğine, güçlü siyasi işbirliğine ve tüm tarafların Somali'nin istikrarını sağlama konusunda ortak vizyona sahip olmasına bağlı olduğuna inanıyorum." şeklinde konuştu.




