Keleş, Türkiye-İngiltere ikili ticareti ve bu yıl sonunda tamamlanması beklenen genişletilmiş STA'ya ilişkin sorularını cevapladı.
Türkiye'nin İngiltere'ye ihracatının 2025'te 16,7 milyar dolarla bir önceki yıla göre yüzde 9,2 arttığının bilgisini paylaşan Keleş, Türkiye'nin İngiltere'den ithalatının da aynı dönemde yüzde 6 yükselişle 7 milyar 255 milyon dolar olduğunu ifade etti.
"30 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNE ÇIKIYOR"Keleş, böylece ikili ticaret hacmi geçen yıl 24 milyar dolara ulaşarak yıllık bazda yüzde 8,2 büyüdüğünü belirterek, "İki ülke arasındaki ticaret hacmine hizmet sektörü ticaretini de eklediğimizde bu miktar 30 milyar doların üzerine çıkıyor. Ülkemizin 2025'te İngiltere ile dış ticaret fazlası 9 milyar 440 milyon dolar oldu. Türkiye, batılı gelişmiş ülkeler arasında nadir görülen bir performansla İngiltere ile ticaretinde önemli miktarda ticaret fazlası verdi. Yani İngiltere bizim için sadece bir pazar değil, cari açığımızın kapanmasına doğrudan katkı sağlayan stratejik bir net döviz kaynağı. Bu tablo, Türk ihracatçısının rekabet gücünün kur ve maliyet baskılarına rağmen sürdüğünü gösteriyor." diye konuştu.
OTOMOTİV, KABLO ÜRÜNLERİ VE BEYAZ EŞYA İKİLİ TİCARETİ SIRTLIYOR
Türkiye'nin İngiltere'ye ihracatının yaklaşık 4,2 milyar dolarını otomotiv sektörünün oluşturduğunu dile getiren Keleş, "Ford Otosan'ın Gölcük'te ürettiği ticari araçlar (transit serisi) İngiltere'nin lojistik altyapısının omurgasını oluşturuyor. Hatta ticari araç pazarında yüzde 33 gibi çok ciddi bir pazar payımız var." dedi.
Keleş, İngiltere'nin elektrikli araç ve karbon nötr hedeflerinin Türk firmaları için tehdit olmaktan ziyade bir fırsat penceresi olduğuna işaret ederek, Türk otomotiv sanayisinin elektrifikasyon dönüşümüne Avrupa'daki birçok rakibinden daha hızlı adapte olduğunu anlattı.
Beyaz eşyada da benzer bir tablo olduğunu aktaran Keleş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Buzdolabında yüzde 22, çamaşır makinesinde yüzde 20 pazar payımız var. Burada da enerji verimliliği yüksek, 'A sınıfı' ürünlere geçişimiz çok hızlı oldu. Türk sanayisi, İngiltere'nin bu sektördeki 'yeşil' standartlarını yakalamış durumda. Bu da bizi Çin gibi rakipler karşısında avantajlı kılıyor. Aynı zamanda Türk şirketlerinin markalaşması da burada büyük bir etki yapıyor. İngiltere'de elektronik ürünlerde yıllık 8 milyar dolarlık bir tüketim var, bunun 1,1 milyar dolarını Türk firmaları karşılıyor. Aynı zamanda yılda 1,8 milyar dolar kablo ürünleri ihracatımız da mevcut."
Keleş, Türkiye'nin İngiltere'ye gıda ihracatının ise yıllık 1,2 milyar doları bulduğunu belirterek, bazı ürünlerin ülkeye tedarikinde Türkiye'nin lider olduğunu ve İngiltere'nin kuru kayısı ithalatının yüzde 95'ini, levrek/çipura ithalatının yüzde 80-85'ini Türkiye'nin karşıladığını ifade etti.
STA GÖRÜŞMELERİNİN DÖRDÜNCÜ TURU YAPILACAK
Türkiye ve İngiltere Ekonomik ve Ticaret Ortak Komitesi (JETCO) 8. Dönem Toplantısı'nın 8 Ocak'ta yapılacağı bilgisini paylaşan Keleş, genişletilmiş STA müzakerelerinin dördüncü turunun da yakın bir zaman içinde Londra'da yapılacağını kaydetti.
Keleş, her iki tarafın da STA sürecinin hızla sonuçlanmasını istediğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Müzakerelerin bu yıl tamamlanması ve en geç 2027'nin başında yürürlüğe girmesi bekleniyor. Yeni STA'nın devreye girmesini takiben, iki ülke arasında şu an 30 milyar doları aşan ikili ticaretin ilerleyen yıllarda 70 milyar dolara kadar çıkabileceğini düşünüyorum. Son yıllarda çok ciddi ilerleme kaydedildi ve bunun süreceğini öngörüyorum. Öte yandan, STA'nın müzakere sürecinin 2026'ya sarkması bir gecikme değil, kapsamın genişliğinin bir ispatı çünkü masada sadece gümrük vergileri yok. İngiltere ekonomisinin yüzde 80'ini oluşturan hizmetler sektörü de masada. Biz Türk şirketleri olarak finans, yazılım, mimarlık, danışmanlık, sağlık turizmi gibi alanlarda İngiltere pazarında var olmak istiyoruz. Ayrıca dijital ticaret, veri akışı ve tarım kotalarının genişletilmesi gibi çok teknik konuları konuşuyoruz. En önemlisi de Türk iş insanları için vize kolaylıkları ve hizmet sağlayıcıların serbest dolaşımı masada. Eğer bu anlaşmayı 2026 sonunda imzalayabilirsek, önümüzdeki 10 yıl için çok önemli olacak ve ticaret hacmimiz mal ticaretinin çok ötesine geçecek."
TÜRK ŞİRKETLERE "MARKALAŞMA" ÖNERİSİ
İş dünyasının İngiltere'yi sadece 67 milyonluk bir ada ülkesi olarak görmemesi gerektiğinin altını çizen Keleş, Londra'yı "dünyaya açılan bir sıçrama tahtası" olarak nitelendirdi.
Keleş, İngiltere'de markalaşan ve rüştünü ispat eden bir Türk firmasının, Kuzey Amerika, Körfez ve Avrupa'da çok daha kolay ticaret yapabileceğini belirterek, "2026, sadece mal sattığımız değil, markalarımızla yerleştiğimiz bir yıl olmalı. Türk şirketlerin İngiltere pazarında kalıcı olabilmesi için marka ve kurumsal kimlik geliştirmesi kritik." önerisinde bulundu.
Türkiye'den son 10 yılda 50 bin firmanın İngiltere pazara ürün sattığını ancak yalnızca 3 bin 500'ünün kalıcı tedarikçi haline gelebildiğini belirten Keleş, 46 bin 500 firmanın süreklilik ve markalaşma eksikliği nedeniyle bir defalık satışla pazardan çıkmak durumunda kaldığını sözlerine ekledi.




