AAtölye'de Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olan Kurum, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Bakan Kurum, Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan himayesinde gerçekleştirilen "Sıfır Atık" projesi ile yeni bir döneme geçtiğini söyledi.
Depozito Yönetim Sistemi uygulamasının 1 Temmuz itibarıyla zincir marketler, restoranlar, kafeler, hastaneler ve AVM'ler başta olmak üzere birçok alanda uygulanmaya başlayacağı bilgisini veren Kurum, şunları kaydetti:

"Vatandaşımız artık pet, cam, metal, karton şişeleri bir çöp olarak görmeyecek. Bu bir katma değer. DOA logosu dediğimiz bir barkoddan bahsediyoruz. Bu ürünleri şu an biz piyasaya sürdük zaten. Piyasada bu ürünleri vatandaşımız satın alıyor. 1 Temmuz itibarıyla bu ürünleri alan vatandaşımız artık bunu bir çöp olarak görmeyecek. Vatandaşımız depozito iade noktalarına veya depozito iade makinelerine bu ürünleri götürdükleri zaman ürün başına 1 lira depozito iade ücreti alacaklar. Bunu da burada ilk defa açıklıyoruz. Pilot uygulamada daha düşüktü, 0,25 lira veriyorduk. İlk önce Kızılcahamam'da başladık sonra Sakarya ilimizde, 7 bölgede uygulamalar yaptık. Vatandaşımız 1 Temmuz itibarıyla depozito iade noktalarına, makinelerine götürdüğü zaman ücret alacak. Metal, cam, pet, karton hepsi için gidip oradan biriktirecekler. Depozito iade noktalarına gidecekler. O makinelere veya noktalara bıraktıkları zaman ürün başına 1 lira alacaklar ve bu e-cüzdanlarına yüklenecek. Sonrasında da isterse anlaşmalı bankalardan nakit çekebilecekler. İsterse anlaşmalı marketlerimizden o parasını harcayabilecek."
Murat Kurum, uygulamanın vatandaşlara herhangi bir ek yük getirmediğini, mevcut şartlar altında bunun bir deneme süreci olduğunu ifade etti.

Ürünlerden ilave bir depozito ücreti almayacaklarının altını çizen Kurum, sürecin takipçisi olacaklarını, üreticilerin ödediği katılım ve toplama bedellerinin vatandaşlara 1 lira olarak iade edileceğini söyledi.
Bakan Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın COP31 başkanlığıyla birlikte Türkiye'nin dünyaya güçlü bir mesaj verdiğini, bu mesajın en iyi uygulama örnekleriyle ortaya konulması gerektiğini kaydetti.
Kaynakların sonsuz olmadığı bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini dile getiren Kurum, "'Al, kullan, at' devri bitti. 'Al, kullan, dönüştür' başladı. Bunları artık dönüştüreceğiz. Ekonomiye bu ürünleri geri kazandıracağız. 81 ilde 973 ilçede makinelerimiz de olacak, depozito iade noktalarımız da olacak. Vatandaşımız gidecek o DOA makinesine, iade makinesine gidecek ürününü atacak. Oradan telefonlarına bu nakit hemen yüklenecek. Ve böylelikle yıllık 30 milyar lira tasarruf sağlayacağız. 25 milyar ambalajı geri toplayacağız ve üretime, istihdama bir ham madde olarak bu ürünleri geri vereceğiz." diye konuştu.
Kurum, sisteme dahil ürünlerde logonun zorunlu olduğunu, logonun ürünün sisteme ait olduğunu gösterdiğini, logosuz ürünlerin piyasada bulunmaması gerektiğini ve vatandaşların bu tür durumları bildirmesi halinde gereğinin yapılacağını belirtti.
Plastik kirliliğini azaltmak amacıyla eylül ayı itibarıyla hayata geçirilmesi planlanan uygulamaya ilişkin soruyu da yanıtlayan Kurum, sürdürülebilir bir ekonomik düzen kurulması ve kaynakların geri dönüşüme tabi tutulmasının zorunlu olduğunu vurguladı.
Bakan Kurum, Sanayi Devrimi'nden sonra yeni bir sürece girildiğini, günümüzde tüm dünyanın emisyonları düşürmek için mücadele verdiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz de burada bir irade ortaya koyuyoruz. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin başlattığı, bugün Türkiye'de dalga dalga yayılan Sıfır Atık projesini her alanda genişletmek istiyoruz. Diğer taraftan Sayın Cumhurbaşkanımız hep şunu ifade etti. Dedi ki '2053 yılında Net Sıfır Emisyonu ülkemde yakalayacağım'. Bunu tüm dünyaya ilan ettik. Ve bunun da altyapısı olarak çalışmak zorundasınız. Sözle vaat olmuyor, bir icraat yapacaksınız. Dolayısıyla Depozito Uygulaması Sıfır Atık'ın önemli bir ayağı. Bugüne kadar yüzde 35 civarında geri toplama oranımız var. Yani 25 milyar ambalajın sadece yüzde 35'i toplanıyor, gerisi çöp. Biz bu oranı yüzde 90'lara çıkarmak zorundayız. Çünkü bulamıyorsunuz. Şu an toplanan kağıt, üretilecek kağıda yetmiyor. Mecburen yurt dışından almak zorundasınız. Bunun cari açığa etkisi var. Bu aşamayı her alanda güçlendireceğiz. Enerji alanında da çalışmaları var bakanlıklarımızın, tarım alanında da var. COP kapsamında biz bu koordinasyonu yürütüyoruz. Bu 2053 hedefleri doğrultusunda her alanda çalışmamız var. Eylül ayı itibarıyla da tek kullanımlık plastik dediğimiz bu plastiklerin biyobozunur, geri dönüşebilir ürünlerle yapılması noktasında bir düzenleme yapıyoruz. Plastik pipet, çatal, bıçak veya o yemekle gelen 5 dakika yediğimiz, kullandığımız, sonrasında da çöpe attığımız ürünlere ilişkin geri dönüşebilir malzemelerden oluşan bir düzenlemeye gidiyoruz. Artık tek kullanımlık plastikleri, üreticilerimizle de görüşerek, dönüştüreceğiz. Bu dönüşümle beraber ürünler tek kullanımlık plastikler yerine ahşaptan, bambudan, biyobozunur malzemelerden yapılacak. Sağlığımızı da ekonomimizi de düşüneceğiz. Bu ürünlerin çevremizi kirletmesine de müsaade etmeyeceğiz."
Kurum, site aidatlarına yönelik düzenlemeye ilişkin soru üzerine, vatandaşların aidat bedellerinin kira bedeli kadar yüksek olduğu yönündeki serzenişlerini duyduklarını ve duruma hemen müdahale ettiklerini söyledi.
Meclis'te yapılan düzenlemeyle aidat artış oranlarının Yeniden Değerleme Oranı'nı geçemeyeceği belirten Kurum, "Yönetim şirketleri kafasına göre 'Ben aidatı şuraya çıkardım.' diyemeyecek. Düzenleme Meclisten geçti, kanunlaştı, yürürlüğe girdi." dedi.

Kurum, sitelerde alınacak aidat artış kararının artık yönetim tarafından değil, oy çokluğuyla belirleneceğini de aktararak ilk toplantıda yüzde 50 artı 1 çoğunluğun sağlanması halinde karar alınabileceğini, yeterli çoğunluk sağlanamazsa ikinci toplantıda da çoğunluk esasına göre uygulamanın yapılacağını belirtti.
Getirilen çoğunluğu sağlama şartının önemine dikkati çeken Kurum, "Yine kat maliklerince yönetim planlarında değişiklikler yapılamıyordu. Şöyleydi, 5 bölü 4 çoğunluk aranıyordu. Bunun da yakalanması gerçekten zor. Neredeyse yüzde 100'e yakın bir oran. Biz bunu 3'te 2'ye düşürdük. Çünkü birçok sitede böyle sorunlar da yaşanıyor. Sitenin yüzde 70'i istiyor ama değiştiremiyor. Azınlık, çoğunluğa galip geliyordu. Bunu da düzenledik, bu da uygulamaya geçti, kanunlaştı. Bir de denetim mekanizmasını kuruyoruz. Site yönetim şirketlerini sınıflandırıyoruz. Bunu da çalışıyoruz, Meclis'e göndereceğiz ve her şirket, site yönetimi işi yapamayacak. Bu işi vasıflı, daha önce yapmış, bilgisi, becerisi, tecrübesi, ekonomik geçerliliği olan firmaların yapması üzerine bir çalışmayı da ortaya koyuyoruz. İnşallah bu da yakın zamanda Meclis'imizde kanunlaşacak." ifadelerini kullandı.




