17 Mayıs 2021 Pazartesi / 5 Sevval 1442
Gece modu

Doların ‘rezerv para’ statüsü son bulabilir

JP Morgan, doların rezerv para statüsünün yakında biteceğini belirterek müşterilerini uyardı. Raporda “Dolar yapısal ve dönemsel engeller nedeniyle değer yitirebilir” denildi.

25 Temmuz 2019 Perşembe 07:00 - Güncelleme: 25 Temmuz 2019 Perşembe 08:08

Dünyanın en büyük yatırım bankalarından ABD Merkezli JP Morgan, doların küresel rezerv para statüsünün yakında biteceğini ve müşterilerini buna göre pozisyon almaları gerektiği konusunda uyardı. Bankanın döviz, emtia ve faiz stratejisti Craig Cohen, privatebank.jpmorgan.com sitesinde yayınlanan ‘Dolar aşırıya kaçan ayrıcalığının sonuna mı geliyor?’ başlıklı makalesinde; Amerikan parasının 100 yıldır küresel rezerv para olduğunu ve dünyanın her yerinde bir çok yatırımcının portföylerinde dolar ağırlığı oluşturarak rahat ettiğini vurgulayarak “Ancak dolar dünyanın hakim parası olma özelliğini kaybedebilir. Yapısal nedenler ve dönemsel engeller nedeniyle orta vadede değerini yitirebilir” dedi.

1913’TE ORTAYA ÇIKTI

Doların rezerv para statüsünü genelde düşünüldüğü gibi 1944 Bretton Woods antlaşması ile değil daha çok 1913’te ABD Merkez Bankası’nın (Fed) kuruluşu ile elde ettiğini ileri süren Cohen; ilerleyen yıllarda Amerika’nın sürekli hale gelen dış açıklarını dünya çapında geçerli para olan doları basarak ve sürekli borçlanarak ithalat yapıp kapattığını anlattı. Cohen, doların hakim rolünü sürekli olacağına dair bir işaret olmadığının altını çizdi. Cohen “Aksine binlerce yıl geriye baktığımızda, dünyada ‘ekonomik merkez’ değiştikçe uluslararası hakim para birimlerinin de değiştiğini görüyoruz” dedi. Cohen şunları söyledi: “İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD küresel üretimin (GSYİH) yüzde 25’inden fazlasını gerçekleştiriyordu. Batı Avrupalı güçleri de eklediğimizde bu oran yüzde 40’a çıkıyordu. Oysa o dönemden sonra ekonomik büyümenin itici gücü ABD ve Batı aleyhine Asya’ya doğru kaydı.” Çin dışında, Hindistan dahil Güney Asya ülkelerinin de genç nüfusları ve sürekli artan teknolojik know-how birikimleri ile yüksek büyüme performansları gösterdiğini aktaran Cohen; Türkiye, Japonya ve Rusya’dan Güneyde Avustralya’ya ulaşan ‘Asya Ekonomik Bölgesinin’ şimdilerde küresel üretimin yüzde 50’sini gerçekleştirdiğini vurguladı. 

YENİ SİSTEM GELİYOR

Cohen “Gelecek on yıllarda dünya ekonomisinin ABD merkezli ve dolar hakimiyetinde olan bir sistemden Asya’nın daha fazla güç sahibi olduğu yeni bir sisteme geçeceğini düşünüyoruz. Muhtemelen doların diğer para birimlerine karşı değer kaybedeceği anlamına geliyor” dedi. Bilindiği gibi son dönemde Çin ve Rusya gibi  ülkeler yerel para birimleriyle ticaret çalışması yapıyor. Türkiye de Çin, Rusya ve İran’la benzer yönde adım atmıştı.

Küresel hakimiyetini kaybetmeye başladı

Küresel merkez bankalarının rezervlerinde tuttukları dolar miktarına bakıldığında değişimin çoktan başladığının görülebileceğini belirten Cohen, özellikle 2008 Krizi sonrasında dünya merkez bankalarının rezervlerindeki dolar miktarının yüzde 64´lerden yüzde 55´lere gerilediğini  belirtti. Ayrıca Euro’nun tedavüle girdiği 1999 yılından bu yana ilk defa dünya merkez bankalarının aynı anda dolar satıp Euro aldıklarına dikkat çeken Cohen küresel merkez bankalarının altın alımlarının da rekor seviyeye yükseldiğini vurguladı.

Diğer para birimlerine ağırlık verin

Ticaret Savaşları gibi politikaların dünyada dolar kullanımını daha da azaltabileceğini ve her geçen gün farklı ülkelerin doları dışlayan yeni ödeme sistemleri geliştirdiğini anlatan Cohen, bankanın müşterilerini de şöyle uyardı: “Müşteri portföylerini tanıdığımızda bir çoğunun bizim ‘tedbirli’ olarak düşüneceğimizden daha fazla dolar pozisyonu tuttuklarını görüyoruz. Ekonomik döngünün bu noktasında portföylerin bu alanının daha çeşitlendirilmiş olması gerektiğine inanıyoruz. Bir çok durumda muhtemelen bizim tavsiyemiz diğer G10 Para birimlerine, Asya para birimlerine ve altına daha fazla ağırlık vermek olacaktır.”