Güler, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, en düşük emekli aylığına ve fahiş site aidatlarına yönelik hazırladıkları iki kanun teklifini TBMM Başkanlığına sunduklarını belirtti.
Teklifler hakkında bilgi veren Güler, en düşük emekli aylığına ilişkin düzenlemeyi de içeren Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 13 maddeden oluştuğunu ifade etti.
Güler, fahiş site aidatlarına yönelik Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 31 maddeden oluştuğunu kaydetti.
Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları doğrultusunda da tekliflerde düzenlemelere gidildiğini aktaran Güler, "Halen 16 bin 881 lira olarak ödenen en düşük emekli aylığı, 6 aylık enflasyon oranı olan yüzde 12,19'un üzerinde yaklaşık yüzde 18,48 oranında artırılmak suretiyle 20 bin liraya yükseltilmektedir. Sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak 2026 yılı Ocak döneminden itibaren en düşük emekli aylığı ödemesi 20 bin lira olarak uygulanacaktır." diye konuştu.
Güler, 20 bin liradan yararlanacak emekli sayısının 4 milyon 11 bin 700 olduğunu dile getirdi.
En düşük emekli aylığının 20 bin liraya yükseltilmesi dolayısıyla 6 aylık dönemdeki farkın 69,5 milyar lira olduğunu bildiren Güler, bu farkın hazineden SGK'ye aktarılacağını söyledi.
Güler, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bütçe disiplinini bozmadan bu imkanı geliştirmeye çalıştık. Yeterli miydi? Elbette yeterli değildir ama ekonomimizin ve bütçemizin imkanları sonuna kadar zorlanmıştır, kaynak üretimi noktasında büyük uğraşlar verilmiştir."
Teklifle, Devlet Memurları Kanunu kapsamında aday memurların adaylık sürecindeki ilişik kesme nedenlerinin açık ve nesnel kriterlerle yeniden belirleneceğini ifade eden Güler, disiplin cezalarının yargı kararıyla iptal edilmesi durumunda, idarenin yeniden ceza tesisi yapabilmesi için gereken süreci netleştireceklerini dile getirdi.
Türkiye Varlık Fonu ve bağlı şirketlerin denetim usullerinin de Anayasa Mahkemesi'nin aradığı şartlar kapsamında yeniden düzenleneceğini belirten Güler, Türkiye Varlık Fonu'nun etkin ve rekabetçi çalışmasının yasal güvencelerinin oluşturulacağını aktardı.
- "HUKUKİ SORUNLARI ENGELLEMİŞ OLACAĞIZ"
Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin de açıklamalarda bulunan Güler, teklifte, yapı güvenliği ve inşaat süreçlerine yönelik düzenlemelerin yer aldığını belirtti.
Yapı güvenliğinin artırılmasını, yangın güvenliği başta olmak üzere yapıların izlenmesini hedeflediklerini ifade eden Güler, kooperatiflerden yapı denetim kuruluşlarına, beton üreticilerinden zemin etüt firmalarına kadar inşaat sürecinin tüm aktörlerine ilişkin sorumlulukların açık ve net şekilde tanımlanacağını söyledi.
Güler, şöyle konuştu:
"Özellikle beton tedarik süreci elektronik yöntemlerle takip altına alınmakta. Ruhsatsız yapılara beton temin edenlere yönelik caydırıcı, etkin idari yaptırımlara da teklifte yer veriyoruz. Böylelikle özellikle yapı inşaat süreçleri kapsamında beton, demir ve diğer özel durumları da Bakanlığımızın elektronik ortamda yakın takip etmesi de sağlanmış olacaktır."
Yetkili değerleme kuruluşlarının hazırladığı raporlardaki taşınmaza ilişkin verilerin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne elektronik ortamda gönderilmesinin zorunlu hale getirileceğini dile getiren Güler, şöyle devam etti:
"Son dönemlerde site yönetimlerinden veya kat maliklerinin verdiği kararların dışında yüksek aidatlardan kaynaklı şikayetlere yönelik de düzenlemeleri hayata geçirmeyi arzu ediyoruz. Kat Mülkiyeti Kanunu'nda yapılan düzenlemelerle, site ve apartman yönetimlerinde yaşanan keyfiliğe veya haksız taleplere son vermeyi amaçlıyoruz. Aidat artırma yetkisinin kat malikleri kuruluna bırakılması suretiyle özellikle malik sayısının fazla olduğu toplu yapılarda, yönetim planlarının değiştirilmesinde yaşanan güçlükler de dikkate alınmak suretiyle karar nisabını beşte dört yerine üçte iki olarak uyguluyoruz, aidat yükseltilmesi hususlarının da Kat Malikleri Genel Kuruluna bırakılmasını öneriyoruz. Kooperatifler Kanununda yapılan düzenlemeyle yapı kooperatiflerinin son konut tamamlanmadan ve kesin maliyet hesabı yapılmadan ortaklara tapu devri hususunda da önlem geliştiriyoruz. Dolayısıyla ileride meydana gelecek mülkiyet sorunları ve kooperatiften kaynaklı hukuki sorunları da engellemiş olacağız."
En düşük emekli aylığına ilişkin teklifin Genel Kurul sürecinin ne zaman başlayacağının sorulması üzerine Güler, bu teklifin haftaya Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşüleceğini söyledi. Güler, komisyon sürecinin ardından teklifin TBMM Genel Kurulunun gündemine geleceğini bildirdi.
Hak kaybının söz konusu olmayacağına işaret eden Güler, en düşük emekli maaşı düzenlemesinin 1 Ocak 2026'dan itibaren geçerlilik kazanacağını, kanunun yürürlüğe girmesiyle aradaki farkların emeklilerin hesabına yatırılacağını kaydetti.
Güler, asgari ücret işveren desteğinin de bin liradan 1270 liraya yükseltileceğini aktardı.
Bir soru üzerine Güler, yeni bir sosyal destek uygulamasıyla ilgili çalışmalar yürütüldüğünü bildirerek, şunları ifade etti:
"Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında belli hanelerimize, çok düşük gelire sahip hanelerimize belli pilot illerimizde ve illerimizin belli bölgelerinde destek verebilecek bazı sosyal destek çalışmaları yapılıyor. Önümüzdeki aylarda da bunun örneklerini paylaşırız. Elimizdeki tüm imkanlarla, tüm kaynaklarla sosyal devlet anlayışına uygun destekleri toplumumuzun ihtiyaç duyan her kesimindeki vatandaşımıza yapma gayreti içerisindeyiz. Biz her ilimizde, belli bölgelerde pilot uygulamalar yapacağız. Bu hanelerimize gıda, ısınma desteği gibi yapılacak tespitlerle böyle bir çalışmayı ortaya koymayı arzu ediyoruz. Bu yıl içinde uygulamayı başlatacağız. Sadece emekliler değil, hane gelirinde düşük gelire sahip hanelerimize ailelere yönelik ihtiyaçlara yönelik destek çalışması."
- "EMEKLİLİK SİSTEMİMİZİ DAHA ŞEFFAF, ADİL, SÜRDÜRÜLEBİLİR HALE GETİRMEMİZ LAZIM"
Emeklilik sistemiyle ilgili soruya ilişkin Güler, Avrupa Birliği ve OECD ülkelerinde emeklilik yaşının 65'in altında olmadığını söyledi.
Ödenen prim miktarının, sürenin ve yaşın emeklilikte alınacak maaşı belirlediğini anlatan Güler, düşük yaşlardaki emeklilerin sisteme dahil edildiğini vurguladı.
Güler, şunları kaydetti:
"Emeklilik sistemimizde 17 milyon 720 bin emeklimiz var. Bunların sağlık hizmetlerini sürdürmeniz lazım. Emeklilik sisteminde maaşları hiçbir aksaklığa, gecikmeye sebebiyet vermeksizin öderken, tüm emeklilerimizi en üst seviyede sağlık hizmetlerinden de yararlandırmaya devam ediyoruz. Her türlü ilacını, ameliyatını, sağlık ihtiyacını en üst seviyede Türkiye'de vermeye devam ediyoruz. Bunun bütçesi nerede? SGK'de. SGK'de kendi bütçesi, yetkisi kapsamında bunları sürdürmesi lazım. İnsanlar çalışma hayatında, emeklilikte daha yüksek emekli maaşı almak için yüksek prim ödüyorlar, uzun süre ödüyorlar, belli yaştan sonra emekli oluyorlar dolayısıyla onlar daha yüksek emekli maaşı alıyor. Bu evrensel kuraldır, bize has kural değildir. Daha yüksek emekli maaşı almanız için daha yüksek, daha uzun süre prim ödemeniz, belli yaştan sonra emekli olmanız lazım. Bizim emeklilik sistemimizi daha şeffaf, adil, sürdürülebilir hale getirmemiz lazım. Sürekli bütçe desteğiyle, kaynak aktararak bunun taşınabilmesi zorluklar oluşturuyor. OECD ülkelerin, gelişmiş ülkelerin ortalamasına bakarak emeklilik yaşı, prim süresi, prim miktarı gibi hususlarına mutlaka adil, kalıcı, sürdürülebilir hale gelmesinde ihtiyaç olduğunu ifade etmek isterim."
Suriye'deki gelişmelere yönelik değerlendirmesi sorulması üzerine Güler, AK Parti'nin, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonuna sunduğu rapordaki başlıkları hatırlattı.
Güler, Suriye'nin üniter yapısının ve toplumsal güvenliği ile merkezi hükümetin mutlaka desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Suriye'deki birçok terör yapılanmasının İsrail merkezli desteklendiğinin altını çizen Güler, bu yapıların Suriye'nin toplumsal barışını, huzurunu hedef aldığını dile getirdi.
Güler, şöyle konuştu:
"Maalesef soykırımcı İsrail, Suriye'nin istikrarsızlığında kendisine fayda sağlamaya çalışıyor. Bunun için de aparatları var. Adı ne olursa olsun, herhangi bir ülkenin, özellikle de İsrail gibi soykırımcı, insanlık düşmanı ülkenin aparatı olarak, onun taşeronu olarak gerek Suriye'de gerek başka bölgelerde faaliyet yürütmeye çalışanları açıkça uyarıyoruz, aklınızı başınıza alın. Türkiye, kendi bölgesinde, sınır güvenliğinde bir oldu bittiye asla izin vermeyecektir."




