18 Mart 2026 Çarşamba / 30 Ramazan 1447

Krizlerin ortasında güven limanı... Bakan Yumaklı: Türkiye barış adası konumunda

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 'Hakikaten günlerdir bütün dünya çok dramatik olayları izliyor. Bizim üç tarafı denizlerle çevrili ama beş tarafı neredeyse krizlerle, savaşlarla, çatışmalarla dolu bir ülke; ama Sayın Cumhurbaşkanımızın öngörüsü ve hakikaten liderliği, üst düzey liderliği ile birlikte bir barış adası oldu ülkemiz. Türkiye gibi altyapısı son derece güçlü, özellikle son 23 yılda üretim açısından hakikaten bütün krizlere de test edilmiş ve dirençli bir hale gelmiş bir sektörden bahsediyoruz.' dedi.

HABER MERKEZİ18 Mart 2026 Çarşamba 11:57 - Güncelleme:
Krizlerin ortasında güven limanı... Bakan Yumaklı: Türkiye barış adası konumunda

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TRT Haber'de gündeme ilişkin soruları cevapladı, değerlendirmelerde bulundu.

Çanakkale Zaferi'nin yıl dönümü vesilesiyle şehitleri anarak sözlerine başlayan Yumaklı, Türkiye'nin jeopolitik konumuna, tarımsal üretimdeki gücüne ve gıda arz güvenliği için alınan önlemlere dikkati çekti.

Çanakkale Zaferi'nin mirasına sahip çıkacaklarını belirten Bakan Yumaklı, Türkiye'nin zorlu bir coğrafyada istikrarını koruduğunu ifade etti.

Bakan Yumaklı, şunları kaydetti;

Bugün Çanakkale Zaferi'nin 111. yıl dönümü. Ben orada savaşmış ve hayatını kaybetmiş bir şehidin evladı olarak da ve bütün şehitlerimizi, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere rahmetle ve minnetle anıyorum. Bizler onların bize emaneti olan bu vatan için gece gündüz elimizden gelenin çok daha iyisini yapmaya devam edeceğiz. Onların bize olan emanetlerini koruyacağız ve daha ileriye götüreceğiz inşallah.

"TÜRKİYE BİR BARIŞ ADASI KONUMUNDA"

Hakikaten günlerdir bütün dünya çok dramatik olayları izliyor. Bizim üç tarafı denizlerle çevrili ama beş tarafı neredeyse krizlerle, savaşlarla, çatışmalarla dolu bir ülke; ama Sayın Cumhurbaşkanımızın öngörüsü ve hakikaten liderliği, üst düzey liderliği ile birlikte bir barış adası oldu ülkemiz.

Dolayısıyla nasıl Çanakkale Savaşı'ndaki mücadeleden bahsettik, bugün de ülkemizin bir barış adası olması hususundaki öngörüsü ve liderliği için Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı iletiyorum. Tabii hayatımıza 'yeni normal' dediğimiz birçok şey girdi. Konjonktürel durumlar belki bunların önüne geçti ama özellikle iklim değişikliği başta olmak üzere o kadar çok etken olmaya başladı ki; en başta ve ilk olarak da elbette herkesin gözünü çevirdiği mutlaka ama mutlaka bir gıda ve gıdayla ilişkili sektörlerde neler oluyor idi.

Türkiye gibi altyapısı son derece güçlü, özellikle son 23 yılda üretim açısından hakikaten bütün krizlere de test edilmiş ve dirençli bir hale gelmiş bir sektörden bahsediyoruz. Türkiye'nin hakikaten üretim altyapısı son derece güçlü. Şöyle söyleyeyim; 2002 yılından itibaren başta Tarım Kanunu olmak üzere birçok yenilikler, değişiklikler, düzenlemeler, üreticilere verilen destekler; bu en son, son 3 yılı eğer alacak olursak işte üretim planlaması, sözleşmeli üretim ve benzerleri bu dirençli yapıyı daha da dirençli hale getirmiş durumda.

"GEREKLİ TEDBİRLERİ, ÖNLEMLERİ ALDIK"

Savaş aslında riski, hatırlarsanız geçtiğimiz yılın haziran ayında 12 gün savaşıyla ilk kez bizim gündemimize bu kadar yakın girdi. Bu aşamadan itibaren bizler de risklerimizi tabii ki sektör olarak bir baştan aşağı inceledik. Acaba hangi konularda benzer bir durum olduğunda neler olabilir diye. Dolayısıyla öncelikle bu bölgenin özellikle tarımsal girdi açısından son derece önemli olması sebebiyle bu girdilerin, gübre başta olmak üzere, etkilenmesi durumunda neler yaparız; eylül ayından itibaren de bütün ekip arkadaşlarım hem de ekim döneminin ya da tarımsal üretim döneminin başlangıcı olması hasebiyle bunların gerekli tedbirlerini, önlemlerini aldık.

Maalesef ki ülkemizde böyle bir, dezenformasyon konusu, o 'organize kötülük' diyeceğim ben ona, hiçbir şeye bakmadan insanlarımızı endişeye sevk edecek bir süreci başlatmaktan çekinmiyorlar. Tabii biz hemen açıklamamızı yaptık bu başlangıcında savaşın. Türkiye'de tarımsal girdiler açısından, gübre açısından, gübre stoğu açısından herhangi bir sorun yok dedik. Bunu neden söylüyoruz; hakikaten gübre stoklarını takip ediyoruz, kullanımları takip ediyoruz, sahaya sevkiyatları takip ediyoruz. Bunun yanı sıra başka önlemler de aldık Ticaret Bakanlığımızla birlikte. Öncelikle farklı yerlerden ürün tedarikine istinaden, biz gümrük vergisi olan ülkeler vardı, o ülkelerin gümrük vergisi oranlarını sıfırladık. Bu arzı artırmak yönünde tedbirlerdi, yani mevcudu daha da sağlamlaştırmak adına.

"VATANDAŞLARIMIZ RAFLARA GİTTİĞİNDE HERHANGİ BİR ÜRÜNÜN BULUNMAZLIĞINI YAŞAMADI"

Bunları planlamıştık biz; stoklarımız açısından bir problem yoktu, olay gerçekleşince bu tedbirleri almaya devam ettik biz. Yine farklı bir, yaklaşık 10 yıldır kullanımı yasak olan bir gübre çeşidi vardı, amonyum nitrat diye; onun kullanımını açtı. Yani hakikaten toplam içerisinde söylüyorum, girdilerle alakalı arzı artırıcı, sektörün herhangi bir şekilde sıkıntı yaşamayacağı bir ortam zaten sağlanmıştı. Türkiye pek çok krizi yaşadı. Bunların hiçbirisinde de vatandaşlarımızın raflara gittiğinde, markete gittiğinde, pazara gittiğinde herhangi bir ürünün bulunmazlığını yaşamadı. Bu da bizim altyapımızın ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Ben buradan bütün üreticilerimize canı gönülden teşekkür ediyorum.

Şöyle pandemiyi düşünün; çok çabuk unuttuk biz onu ama pandemide bütün dünyada herkes evine kapanmışken bizim çiftçilerimiz, bizim üreticilerimiz hemen gitti tarlasının başına ve o üretimden asla vazgeçmedi, hiçbir sıkıntı da yaşanmadı. Yine aynı şekilde, bizim şu anda çok stratejik stoklarda olmak üzere Toprak Mahsulleri Ofisimiz var biliyorsunuz ve diğer bakanlığımıza bağlı regülasyon kurumlarımız var; onların stokları yeterli derecededir. Yani vatandaşlarımızı herhangi bir şekilde endişeye sevk edecek en ufak bir problemimizin olmadığını ben tekrar buradan sizin huzurunuzda söylemek istiyorum.

Artık gerçeklik algımızla da oynanmaya başladı hakikaten; ne doğru ne yanlış... Ben buradan bütün vatandaşlarımıza bu konudan sorumlu kişi olarak, sorumlu bakan olarak lütfen bizim açıklamalarımızı takip edin diyorum. Hakikaten insanların... Bunun bir maliyeti yok bu dezenformasyonun; yani bir akıllı telefonla işte 2-3 dakikada yapılan bir şeyi sanki gerçekmiş gibi yaymak onların amacının belki bir unsuru ama gerçeklikle hiçbir ilgisi yok, bunu da söylemek istiyorum.

"YILDA ORTALAMA 1,3 MİLYON DENETİM YAPARIZ"

Bizde bayram öncesi bir tatlı telaş olur. Herkes misafirlerini ağırlamak için, başta tatlı olmak üzere, elinden geldiği kadar misafirlerini ağırlayacak hususlara öncelik verir. Tabii bu aynı zamanda işini çok iyi yapan kahir ekseriyeti bir kenara bırakıyorum; ancak onların arasında çürük elma diyebileceğimiz bazı işletmelerin kendilerine haksız bir şekilde menfaat sağlayacak ve bizim güvenilir gıda tanımımıza asla uymayacak ve bizim de hiçbir şekilde tolere edemeyeceğimiz birtakım davranışlar içerisine girebilirler. Ancak bizim denetimlerimiz sadece bayram öncesi ya da özel günler öncesi değil. Birkaç rakam vermek istiyorum: Biz yılda ortalama 1.3 milyon denetim yaparız. Bu denetimler çok farklı yerlerde olur; sektörel olur, ürün bazında olur vesaire, rutin olur. Bu 1,3 milyonluk denetimin özellikle ilk uygunsuzluk yakaladığımızda yaptığımız iş mutlaka o işletmeyle ilgili bütün yasal yaptırımları en üst seviyeden uygulamaktır.

"29 MİLYON ANALİZDE 593 UYGUNSUZLUK YAKALADIK"

Eğer suç unsuru, yani halkımızın vatandaşımızın sağlığını tehlikeye düşürecek bir şey ise onunla ilgili de savcılıklara suç duyurusunda bulunuruz ve bunları da takip ediyoruz. İşletmenin gelirine göre de 19 milyon liraya kadar da ceza yine kesiyoruz. Bir konu daha var, belki siz de takip ediyorsunuz; bunların da aynı şekilde vatandaşımızın bilgisine sunulmak üzere taklit ve tağşiş başlığının altında şeffaf bir şekilde paylaşmaya başladık. Bu da çok önemli, çünkü işini iyi yapanla yapmayanın bir ayrımının olması gerekir. 2023'te 1 milyon 366 bin denetim yaptık, 29 milyon analiz yaptık. Bakın bu gerçekten dünyada çok üst düzey bir rakamdan bahsediyoruz. 593 uygunsuzluk yakaladık, bunlara yaklaşık 2,7 milyar liralık para cezası kestik.

"RAMAZAN AYINDA DENETİMLERİMİZİ BİRAZ DAHA SIKLAŞTIRIRIZ"

İşini iyi yapan kahir ekseriyet var. Bir de toptancı bir yaklaşımla herkesin bu şekilde olduğu varsayımını ortaya getirmemek lazım, çok büyük haksızlık olur. Dolayısıyla bu ceza miktarı da artırılmış oldu. Ancak biraz önce söyledim, biz özel günlerde, Ramazan ayında denetimlerimizi biraz daha sıklaştırırız. 95 bin denetim yaptık sadece Ramazan ayında; 1.723 işletme bunların içerisinden, 9 suç duyurusunda bulunduk, 130 milyon lira da ceza kestik. Bu denetimlerin tamamını dezenformasyonun bir bölümü de böyle; bunların tamamı uluslararası standartlara uygun denetimlerdir. Türkiye'nin laboratuvar altyapısı uluslararası akreditasyona tabidir ve gerçekten uluslararası bir de saygınlığı vardır, onu da söyleyeyim. Dolayısıyla bu işi yapan arkadaşlarım da son derece yetkin. Bir de hatırlarsanız bu dezenformasyonda özellikle ihraç edilen ürünlerden geri dönenler çok büyük yer tutar; çünkü RASFF bildirimi denilen Avrupa Birliği'nin açık bir yayını var. Orada da son 4 yılda azalmanın yüzde 74 olduğunu söylemek istiyorum.

ÖNERİLEN VİDEO

4 kilo altın çalan hırsızlara baskın: O anlar polis kamerasında

Kapat
Video yükleniyor...