20 Eylül 2020 Pazar / 2 Safer 1442
Gece modu

'Türk çiftçisini aracı şirketlerden kurtaracağız'

Türkiye’de tarım sektörünün gelişmesi ve Türk çiftçisinin hak ettiği ekonomik refaha kavuşması için projeler geliştiren Tarbigem’in Genel Başkanı Fuat Kukut, geliştirdiğimiz projelerle Türk çiftçisi üzerinde aracı şirketlerin kurduğu hegemonyayı bitirerek çiftçimizin emeğinin karşılığını tam olarak almasını sağlayacağız dedi.

07 Mayıs 2019 Salı 14:10 - Güncelleme: 08 Mayıs 2019 Çarşamba 10:23
Avrupa Birliği uyum yasası çerçevesinde 13 Aralık 2006 da kurulan Tarbigem Türk çiftçisine umut oldu. Artan maliyetleri fiyatlarına yansıtamayan ve ürünlerini yok pahasına satmak zorunda kalan Türk çiftçisine, pazarlama ve satış çalışmalarıyla Tarbigem büyük destek oluyor. 
 
Lezzeti ve kalitesiyle birçok Avrupa ülkesinde talep gören ürünleri bulunan Tarbigem uluslararası yatırım şirketlerinin iş birlikteliği gerçekleştirmek istediği kurumlar arasında yer alıyor. 
 
 
Çiftçiye ücretsiz gübre dağıtımı başta olmak üzere birçok desteği ücretsiz olarak gerçekleştirdiklerini belirten Tarbigem Genel Başkanı Fuat Kukut ile Tarbigem’i ve çalışmalarını konuştuk. 
 
Fuat Bey, Tarbigem olarak Türk çiftçisine umut oldunuz. Tarbigem’e geçmeden önce Türk tarım sektörünü ve çiftçisinin genel bir fotoğrafını sizden alabilir miyiz?
 
Sorunuz, benim dert edindiğim ve üzerinde düşündükçe esef duyduğu bir konu. Türk tarımı ve çiftçisi hakkında ortaya çıkartılan istatiksel rakamlar ne yazık ki çok iyi bir fotoğraf oraya koymamızı engelliyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine baktığımızda, 2008’de 1 milyon 127 bin olan çiftçi sayısı 2018’de 697 bine, 2002’de 26 milyon 579 bin hektar olan tarım arazisi 2017’de 23 milyon 379 bin hektara kadar düştüğünü gösteriyor. Daha bunun gibi paylaşabileceğimiz onlarca veri var fakat sadece bu ikisi bile genel fotoğraf için fazlasıyla yeterli. Görüldüğü üzere ülkemizde hem çiftçi sayısı hem de tarım arazileri oranlarında çok ciddi bir düşüş var.
 
 
Bunun nedeni nedir peki? Devlet teşvikleri mi yetersiz?
 
Her şeyi devletten beklemek veya suçu hemen devlette aramak çok yanlış bir tutum. Devletimiz destek veriyor. Burada bence sorulması gereken sorular şunlar, verilen teşvikler çiftçiye ulaşıyor mu?  Veya çiftçiye teşvikler verildikten sonra çiftçinin doğru yönlendirilmesi sağlanıyor mu? Çiftçiye, pazarın ihtiyaç duyduğu doğru ürünü doğru şekilde ekmesi için gerekli Know-how veriliyor mu? 
 
 
Bu soruların bizi nasıl bir çıkarıma götürmesi gerekir?
 
Türk tarımının ve çiftçisinin problemleri arasında temel girdi maliyetlerindeki artışı gösterebiliriz. Fakat burada asıl önemli husus çiftçimizin artan maliyetlerini fiyatlara yansıtamaması yani ürününü kar elde edebileceği şekilde satamamasıdır. Burada da aracı şirketlerin oluşturduğu süpükülatif hareketlerin etkisinin çok büyük olduğunu görmekteyiz. Yani çiftçimiz emek vererek ürettiği kendi ürününün fiyatını kendisi belirleyemiyor, uluslararası aracı şirketler belirliyor. Böyle olunca da çiftçimizin kazanacağı para aracı kurumların cebine giriyor. Para kazanamayan insanlarda çiftçilikten vaz geçiyor.
 
 
‘’Planlı programlı bir strateji geliştirilmelidir’’
 
Üzülerek söylüyorum ki çiftçilerimiz planlı bir şekilde üretim yapmaktansa daha çok kulaktan duyma bilgilerle hareket ediyor. Mesela bir çiftçi mısır ekiyor ve bu ektiği mısırdan çok para kazandığı duyulunca herkes mısır ekmeye başlıyor. Bu sefer ortaya çıkan arz talepten fazla olunca ekilen mısır boşa gidiyor. Haliyle mısıra verilen devlet teşviği de çiftçinin emeği de boşa gitmiş oluyor. Bir dönem Malatya’da yaşanan kayısı bahçelerindeki artış ve beraberinde oluşan yüksek arzdan dolayı Malatyalı çiftçiler çok büyük zarar gördü. Ürünlerini satamadılar. Bu konuda ilgili kamu kurumlarının da büyük eksikliği var. Netice de pazarın ihtiyacına göre çiftçinin yönlendirilmesi gerekir. Bunu yapacak olan kamu kurumları üzerine düşeni yeterince yerine getiremediğini görmekteyiz.