21 Nisan 2021 Çarşamba / 9 Ramazan 1442
Gece modu

Teknoloji şirketlerinin Türkiye'ye yatırımlarının ihracatı artırması bekleniyor

İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurullah Gür, büyük teknoloji şirketlerinin yatırımlarının Türkiye'nin üretim, istihdam ve ihracatını artırmasını beklediklerini ifade ederek, 'Çünkü gelen yatırımlar sadece iç pazar düşünülerek gelmiyor. Türkiye'de canlı bir iç pazar var ama bunlar ihracat odaklı yatırımlardır. Bu yatırımların ihracatı artırması da kuvvetle muhtemel.' dedi.

AA06 Nisan 2021 Salı 11:14 - Güncelleme: 06 Nisan 2021 Salı 11:14

Nurullah Gür, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kovid-19 salgınından sonra Türkiye'nin küresel üretim zincirinden daha fazla pay alması ve buradaki ağırlığının artmasının beklenen bir şey olduğunu söyledi.

Türkiye'nin avantajlarından birisinin, imalat sanayisinde birçok ürünü üretebilmesi olduğunu vurgulayan Gür, şöyle devam etti:

"Ürün yelpazesi oldukça geniş. İkincisi, hem mavi yakalı hem de beyaz yakalı olarak yetişmiş insan kaynağı var. Üçüncü faktör, yenilenen altyapımız. Dördüncüsü de coğrafi konumumuzun önemi. Orta Asya ve Avrupa'nın ortasında yer almamız bu açıdan Türkiye'yi üretim üssü kılma noktasında avantajlar sağlıyor. Bu avantajları göz önünde bulundurarak bazı şirketlerin Türkiye'ye yatırım yapma eğiliminde olduklarını görüyoruz. Son zamanlarda daha çok yüksek teknolojili ürün gruplarında bu yatırımları çekmeye çalışıyoruz."

- "TEKNOLOJİYİ BURAYA TRANSFER ETMELERİNİ BEKLİYORUZ"

Doç. Dr. Nurullah Gür, ilk etapta yeni gelen yatırımların üretim, istihdam ve ihracatı artırmasını beklediklerini ifade ederek, "Çünkü gelen yatırımlar sadece iç pazar düşünülerek gelmiyor. Türkiye'de canlı bir iç pazar var, doğru ama bunlar ihracat odaklı yatırımlardır. Bu yatırımların ihracatı artırması da kuvvetle muhtemel. Ama tabii ki biz etkilerinin burada kalmasını istemiyoruz. Türkiye'nin daha fazlasına ihtiyacı var." diye konuştu.

Türkiye'nin üretimde katma değeri artırabilmesi için yerli şirketlerle yabancı şirketlerin daha çok iş birliği içerisinde çalışabilmesi gerektiğini vurgulayan Gür, "Yerli şirketlerin yabancı şirketlerden teknoloji transferi sağlayabilecekleri, hatta mümkünse Türkiye'de yatırım yapan yabancı şirketlerin Ar-Ge merkezlerini buraya kurarak ürünlerinin katma değer seviyesini artırmalarını ve teknolojiyi buraya transfer etmelerini bekliyoruz." dedi.

Uzun vadede verimlilik artışı sağlayabilecek ve büyümeyi yüksek tutabilecek tarzdaki doğrudan yabancı yatırımların bu tip yatırımlar olduğunu belirten Gür, Türkiye'nin son dönemde bu tarz yatırımları hedeflediğini söyledi.

- "EKOSİSTEM İÇİN BÜTÜN PAYDAŞLAR KOORDİNELİ ÇALIŞMALI"

İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Gür, yatırımlarla birlikte Türkiye'de teknoloji ekosistemi kurulabilmesi için başta bakanlıklar ve kurumlar olmak üzere bütün paydaşların koordineli bir şekilde çalışmasının çok önemli olduğunu vurguladı.

Daha çok hedef odaklı, misyon odaklı bir politika stratejisine ihtiyaç olduğunu aktaran Gür, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bakanlıklar arasındaki koordinasyon çok önemli. Sadece bakanlıklar değil, diğer devlet kurumları da burada önem arz ediyor. Örneğin, Yükseköğretim Kurulu'nu denklemin içinde tutmak lazım. Üniversite-sanayi iş birliği, bu ekosistemin oluşması açısından oldukça önemli. Diğer taraftan Yatırım Ajansı'nın, bu misyon odaklı projenin bir parçası olması gerekiyor. Yatırım Ajansı'nın özellikle 'hangi tipte doğrudan yabancı yatırımı buraya çekebilirsek bu teknolojik ekosistemin oluşmasına katkı sağlayabiliriz?' 'Yerli şirketlerle çalışmaya daha iştahlı yabancı şirketler hangisi?' 'Hangi tipteki yabancı şirketler burada Ar-Ge merkezi açmaya daha eğilimli olabilir?' gibi soruları kovalaması gerekecek."

İşin finansman tarafının da atlanmaması gerektiğini belirten Gür, "Kamu bankalarından tutun da finans sistemini düzenleyen tarafların da bu işin içerisinde olması ve bütün bu ekibin özel sektör ve üniversitelerle birlikte koordineli bir şekilde çalışması gerekiyor. Bizim misyon odaklı ve hedef odaklı politika setiyle yola çıkmamız lazım. Türkiye'nin bunu gerçekleştirebilmesi için bir hikaye ortaya koyabilmesi gerek. Bu hikayenin yabancı şirketler tarafından da inandırıcı kabul edilmesiyle onların buraya yatırım yapmaya daha iştahlı olması sağlanabilir." değerlendirmesinde bulundu.

- "SİLİKON VADİSİ BİR GECEDE OLUŞMADI"

Doç. Dr. Nurullah Gür, Türkiye'nin doğru planlama ile proje odaklı yabancı yatırım çekebileceğini aktararak, şunları kaydetti:

"Böyle olursa Türkiye'ye sadece büyük bir pazar olduğu veya ihracat lokasyonu için gelinmez. 'Türkiye'ye geldiğim zaman burada koyacağım Ar-Ge ve teknoloji eforuyla kazan-kazan oyunu kurabilirim' düşüncesiyle gelinir. Hem Türkiye'nin kazanacağı hem de bu ekosistemden şirketlerin kendine bazı kazanımlar elde edeceği doğrudan yatırımların gelmesi de söz konusu olabilir.

Bütün bu kurumlar politikalar ortaya koyabilirse ve sinerji yaratılabilirse ancak o zaman teknoloji ekosisteminin doğduğunu görebiliriz. Hakikaten bu koordinasyon ekip işi... Biraz sabretmek gerekiyor. Bir anda oluşacak şeyler değil bunlar. Silikon Vadisi diye tabir ettiğimiz oluşum, sadece bir gecede politikalar ortaya koyarak oluşan bir şey değil. Orada devlet kurumlarının verdiği destekler var. Reel sektörle üniversitelerin çok ciddi iş birlikleri var. Orayı ciddi şekilde finanse eden kurumlar var. Dolayısıyla işin politika tarafı, kamu tarafı, reel sektör tarafı ve finansman tarafının zamanla bir araya geldiği bir taraf... Bizim de bu gibi ekosistemler oluşturabilmemiz için biraz zamana ihtiyacımız olacak. Bunu da göz ardı etmememiz lazım."