E-ticaretin ilk şirketlerinden biri olan alibaba.com’un Türkiye Temsilcisi E-Globel’ın Genel Müdürü Orkan Aytulun, kahve molasına konuğumuz oldu. E-ticaretin ve e-ihracatın dünyadaki önemini anlatan Aytulun, Türkiye’nin e-ihracattaki payını artırdığı takdirde büyümesine yüzde 1 katkı sağlayacağını söyledi. Türkiye’nin aynı enerji ve lojistikte olduğu gibi e-ticarette de bir köprü ülke olduğunu söyleyen Aytulun, KOBİ’lerin dijitalleşmesi gerektiğini ancak teknolojiden korktuklarını söyledi.
alibaba.com sitesinin hikayesi nedir?
Alibaba.com 1999 yılında Çin’de kurulmuş bir şirket. Aslında hikâyesi ilginç. alibaba.com’un kurucusu Jack Ma, Amerika’ya gidiyor, orada internetle tanışıyor ve internette Çin yerel içeceklerini arıyor, Amerika’da bulabilir mi ona bakıyor. İçecek bulamıyor. Aslında Çin ile ilgili hiçbir şey bulamıyor. Çin bir dev ama internet ortamında hiçbir şey yok. Ülkesine döner dönmez diyor ki “Biz bir oluşum yapmalıyız ki bizim burada üretimimiz var her şeyimiz var ama dünyanın bundan haberi yok.” alibaba.com’u bir grup arkadaşıyla birlikte bu şekilde kuruyorlar. Amaç aslında ilk önce Çin’de üretilen ürünleri dünyaya tanıtmak. Bu dünyadaki ilk girişim aslında bu anlamdaki. Çünkü Çinli üreticilerin diğer ülkelerde ticaret yapan tüccarlara satış yaptırmayı amaçlayan ilk şey. Zaten bunun ilk olmasının semeresini bugün de yiyor hâlâ. Çünkü dünyada böyle bir pazara rakip olabilecek ikinci bir şirket yok. İnsanları bir araya getiren yani ürün talebi olanla ürün arz edeni bir araya getiren bir site olarak düşünebilirsiniz.
İnternetteki borsa gibi mi?
Gibi, orada aslında çok fiyatlar konuşulmuyor. Oradan bir ticaret olmuyor. Yani kredi kartınızı verip bir ürün almıyorsunuz. Çünkü siz örneğin su satıyorsunuz veya toptan olarak makine parkurunuz var makine satıyorsunuz. Bu noktada o ürünlerinizi ben talep ediyorsam sizi bir şekilde buluyorum ama tabii bunu bulma kriterleri var. Sizi buluyorum ve sizle kontağa geçerek ticarete başlıyorum ama bu ticaret sitenin üzerinden olmuyor. Birbirimizle tanışıyoruz. Tanıştıktan sonra işyerinizde geliştiriyoruz. alibaba gittikçe büyümüş, aslında Çin’in en büyük atılım yaptığı şirketlerden biri çünkü Çin’i dünyaya açmış. Çin’in toplam ticaretinin internet üzerindeki payı yaklaşık yüzde 13-14’lerde. Bunda alibaba’nın payı çok yüksek. Artık o operasyonunu tamamladıktan sonra farklı ülkelerde aynı kendisine yaptığı gibi operasyonlar kurmaya başlamış. Çin dışında zaten 7 ülke var. Türkiye de bu ülkeler içinde en batıdaki partner. Biz de E-Glober olarak alibaba.com’un Türkiye temsilciliğini yapıyoruz.
E-TİCARETTEKİ PAYIMIZ ARTMALI
Alibaba.com herkesin bildiği bir Çinli site ama neden adı ‘Alibaba’?
Aslında alibaba.com’u kurarken ve ismi koyarken birkaç tane araştırma yapmışlar. İncelemişler. alibaba ismi dünyanın her yerinde aynı şekilde telaffuz ediliyor. İkinci olarak baktığınızda akılda kalıcı bir isim. Üçüncü olarak da internet aramalarında ‘A’ harfiyle başladığı için önde çıkıyor. Onun dışında başka bir özel sebebi yok.
Alibaba.com dünyaya ve ülkesine nasıl bir katkı sağlıyor?
E-ihracat tarafına baktığınız zaman e-ticaretten ayrıldığı tarafı; ticaretin özellikle crossborder dediğimiz sınır ötesinde yapmasına imkân tanıması. Geleneksel ticaretin belirli bir alanı var. Ama elektronik ticaretin alanı bütün dünyadır. En önemli farkını böyle açıklayabiliyoruz. Özellikle dünyada Çin başta olmak üzere e-ticaretin ihracat tarafıyla büyük bir patlama yapmış. Ekonomisini de bu yönde geliştirmiş ve yeni adımlar da atarak farklı ülkelerde de aynı yapıyı kurmak üzere aksiyon almış durumda. Bu pazarda Türkiye için ise hem fırsat hem de tehdit olan konular var. Dünyada özellikle e-ticaret ve e-ihracat tarafından baktığımızda bizden önde olan ülkeler var. Bu noktada hızlıca kendimizi geliştirmemiz lazım. Çünkü bugün Türkiye’de toplam ihracat içinde e-ihracatın payı düşük.
E-İHRACAT İLE ŞİRKETLER YÜZDE 92 BÜYÜDÜ
Firmalar bu platformu nasıl kullanıyorlar?
Alibaba.com içinde yaklaşık 100 milyona yakın üye var. Bu üyeler için her bir satışa 26 tane alıcı düşüyor. Bu potansiyeli bir arada, tek bir platformda yakalayabilmek başka alternatifte mümkün değil. Üreticilerimiz ürünlerini iyi üretirler, dünya çapında rekabetçi fiyatlarla, özellikle elektronik platform, alibaba.com’un üzerinde bunu anlatabilirlerse ticaret hacimlerinde çok büyük değişiklikler olacaktır. Çünkü şöyle bir istatistik var. 2010-2014 yılları arasında normal geleneksel ticarette şirketler yüzde 37 büyürken aynı dönemde elektronik ihracat üzerindeki şirketler yüzde 92 büyümüş. Çünkü burada en önemli şey potansiyel sadece dokunabildiğiniz yerler değil, bütün dünya. Türk girişimcilerin, ihracatçıların hızlıca bu platforma girmelerini öneririm çünkü gerçekten çok farklı fırsatları yakalayacaklar. Belki kendilerini geliştirme fırsatı görecekler, dünyadaki rakiplerini görecekler.
Türkiye’nin genç bir nüfusu var. Bu potansiyeli ticarete döndürmeliyiz. 2023 hedefleri için çok ciddi bir fırsattır.
KÖPRÜ ÜLKE OLABİLİRİZ
Türkiye e-ticarette hangi aşamada?
Bu konuda tabii çok ciddi gelişme alanımız var. Maalesef Türkiye’de henüz elektronik ticaret tarafı hem gelişimci tarafı hem de satın alma tarafı yeterli kadar kullanılmıyor. Elektronik ticaretin toplam ticaretteki payı gelişen ülkelerde yüzde 5-6, gelişmiş ülkelerde yüzde 11 seviyesinde. Türkiye’de bu rakam yüzde 2’lerde. Türkiye tam bir köprü ülke. Lojistik açısından hem Avrupa’ya hem Uzak Doğu’ya yakın Kafkasya ve bu coğrafyada ciddi bir etkisi olan ülke. Brezilya örneğinde özellikle baz alıyoruz kendimizi. Oransal olarak bize yakın bir ülke ama baktığınız zaman elektronik ticaretin toplam ticaretteki yeri bizim 2-2.5 katımız. Biz bu noktada Türkiye’deki ihracatçıları dünyaya açacağız.
Ekonominin belkemiği KOBİ’leri nasıl dijitalleştirebiliriz?
Bununla ilgili de araştırmalar yapıldı. Türkiye’de işletmelerin hem internet kullanımı hem sosyal medya kullanımı ve beraberinde bulut teknolojileri kullanımında burada hep KOBİ’lerdeki oranı yüzde 3.7. İnternet sitesi ve sosyal medya kullananlar da yüzde 47’lerde. Buradan şu sonuç çıkıyor. KOBİ’lerin yüzde 50’sinin aslında bu dünyada henüz hiç yeri yok. Elektronik ticarette ve sınır ötesi ürünlerini anlatabilmesi için insanların bir kere kendi içlerinde dönüşüm yapabilmeleri lazım. Bunun için de hepimize, bütün teknoloji şirketlerine, bizim gibi şirketlere çok önemli işler düşüyor. Ancak bu noktada KOBİ’lerimizin de buna açık olmaları ve bunu destekliyor olmaları lazım ki önümüzdeki dönemde dünyada rekabetçi olsunlar. Sadece iç pazar değil tüm dünyada rakipleriyle savaşa girsinler. Türkiye’nin genç bir nüfusu var. Satın alma gücü gelişmekte olan birçok ülkeden yüksek. İnternet penetrasyonu gün geçtikçe artıyor. Artık internet hemen hemen bütün evlerde var. Türkiye çok ciddi bir potansiyel ifade ediyor. Bu potansiyeli de ticarete döndürüp hükümetimizin koyduğu 2023 hedeflerine ulaşmak için ciddi bir fırsat olarak görüyoruz.
HIZLI AKSİYON ALMALIYIZ
e-ticaret ihracata nasıl bir etki yaratacak?
Türkiye’de e-ihracatın toplam ihracattaki payı yüzde 2. Önümüzdeki 5 yılda bu payı yüzde 4’lere çıkarmalıyız. Bu yaklaşık 6-7 milyar dolarlık ek ihracat demek. Bu tip kullanabileceğimiz alibaba.com gibi önemli platformlar var. Bu noktada hızlı aksiyon almamız lazım.
Büyümeye etkisi nasıl olmuş diğer ülkelerde, Türkiye’ye büyüme etkisi ne olabilir?
Çin’deki etkisini zaten tartışmıyorum. Çin zaten tamamen bunun üzerine kurulmuş, ihracatın özellikle büyük bir bölümü. Hatta şöyle bir durum da var. Çin yeni bir açıklama yaptı. 2020 yılında 2.5 trilyon dolarlık ürünü internet üzerinden alacakmış ve yaklaşık bunun 4 katını da internet üzerinden satmayı planlıyor. Türkiye bunu yapabilirse büyümeye etkisi yüzde bir seviyesinin üzerinde olur.
e-ticaretin markalaşmaya etkisi nedir?
Türkiye de büyük bir grup işletme, şirketler, başka firmaların, markaların ürünlerini üretiyorlar. Bu sadece tekstilde değil tarım makinalarında da var, farklı sektörlerde de var. Aslında bu özellikle KOBİ’lerin kendi markasını yaratması açısından da çok önemli bir mecra. Çünkü kendi markasını bizim gibi platformumuzda 100 milyon insana tanıtabilir, anlatabilir durumda. Markalaşmada Türkiye’de ciddi destekler de var. Türk malları dünyada çok talep görüyor. Ama her noktaya ulaşıyor mu, işte soru işareti bu. Hem üretim kapasitesi hem de ulaşılabilirliği sağladığımız takdirde ben 2023 hedeflerinin çok uzak olmadığını düşünüyorum.

ŞİRKETLERİMİZ TEKNOLOJİDEN KORKUYOR
Şirketlere nasıl böyle bir platform içinde yer alabileceklerine dair yeterli bilgi aktarabiliyor musunuz?
Ulaşmaya çalışıyoruz. Aslında aliababa.com’un Türkiye’de yaklaşık 1 milyon üyesi var. Bu üyelerin hepsi ürünlerini sergileyemiyorlar. Çünkü ürünlerini sergileyebilmeleri için ücretli üyelik almaları lazım, ama ilgi çok büyük. Bize yeteri kadar bir ekosistem sağlıyor bu 1 milyon üye. Onlarla sürekli iletişim halindeyiz. Alibaba.com’un ne yaptığını anlatıyoruz. Eğitimler yapıyoruz. Seminerlerimiz var ve bunlar ücretsiz seminerler, sadece bilinç arttırmaya yönelik. O bilinci almış ve arttırmış olan işletmeler zaten bir şekilde bu platformun içine giriyorlar. Ürünlerini sergilemeyi düşünüyorlar ama bir korku var onu da söylemem lazım. Teknolojiden korkuyor bizim ülkenin insanı. Onu da zaten biraz evvel açıkladığım rakamlarda da görüyoruz.
En çok nelerden korkuyorlar?
Bu işi beceremeyeceklerinden korkuyorlar. Orada varlıklarını sürdüremeyeceklerinden ve yeteri kadar insan kaynağı ayıramayacaklarından korkuyorlar. Çünkü şöyle bir ilginç örnek var; ben Çin’e yaptığım ziyaretlerden birinde saha ziyaretinde bulundum. Çinli alibaba.com üyeleri 7/24, günde 3 vardiya platformu takip eden adamlar tutmuşlar. Yani bir talep geldiği zaman hemen cevap verebilmek, bunu da hızlıca ticarete dönüştürebilmek için her şeyi yapıyorlar. Ama Türkiye’de kaynak ayırmakta sıkıntı var. Bu noktada bizim de bazı çözüm önerilerimiz olacak yakın zamanda. Temelde biz şunu gördük. Biz KOBİ’lerle dil sorunu yaşıyoruz. Bahsettiğimiz ülkeler Amerika’da, Almanya’daki KOBİ’lerin ihracata katkısı çok yüksek, çünkü adamların dil sorunu yok. Bununla birlikte aslında uçtan uca çözüm noktasında da KOBİ’lerin ihracata yaklaşımında şüpheleri var. Çünkü bu işin gümrükleme tarafı var, lojistik tarafı var, prefinansman tarafı var. Bunların hepsini ayrı ayrı yapmak için uğraşamıyor bizim KOBİ’miz.
BİZ BU İŞİ SOSYAL SORUMLULUK PROJESİNE ÇEVİRDİK
İşlerimiz çok yoğun hele özellikle son 6 aydır. Biz bu işi biraz sosyal sorumluluk projesine çevirdik. İş aslında alibaba.com’un temsilciliğiyken, artık ülke meselesine döndü. Önceliğimize Türkiye’yi koyduk. İnsan kendi işini yaparken motive olur ama işin içinde ülkesinin menfaati olduğunu düşünürken hiç yorulmadık, hiç de yorulmayacağız. Sadece her şeyi devletin yapmasını beklemiyoruz, üzerimize düşen ne varsa biz de katkı vermeye hazırız.




