6 Mart 2026 Cuma / 18 Ramazan 1447

Fırtınada güvenli liman! Türkiye'nin konumu güçleniyor

Avrupa Birliği, yerli üretimi artırmak amacıyla kamu alımlarında Avrupalı şirketlere öncelik tanıyacak 'Made in EU' şartını getirecek planını duyurdu. Türkiye'nin de gümrük birliği çerçevesinde Made in EU kapsamında değerlendirilmesi bekleniyor. Öte yandan düzenlemenin, özellikle kamu alımları ve kamu desteklerinde aranan AB menşei kriterleri bakımından Türkiye'ye rekabet avantajı sağlayarak otomotiv ve çelik başta olmak üzere stratejik sektörlerin Avrupa üretim ve tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirme potansiyeline sahip olduğu ifade ediliyor.

AA6 Mart 2026 Cuma 11:58 - Güncelleme:
Fırtınada güvenli liman! Türkiye'nin konumu güçleniyor

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, "Türkiye'nin 'Made in EU' kapsamına girmesi, bir yandan AB'ye ihracatımızın kesintisiz şekilde devam etmesini sağlarken bir yandan da AB'nin Çin'e bağımlılığını azaltma stratejisinde elimizi güçlendirecek ve yerli tedarik sanayimizin AB'nin sağladığı yeşil dönüşüm fonlarından ve AR-GE teşviklerinden doğrudan faydalanmasını sağlayacak." dedi.

Avrupa Birliği (AB), yerli üretimi artırmak amacıyla kamu alımlarında Avrupalı şirketlere öncelik tanıyacak "Made in EU" şartını getirecek planını duyurdu.

AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne, AB sanayisini güçlendirmek ve istihdamı artırmak için hazırlanan Sanayi Hızlandırıcı Yasa teklifi hakkında Brüksel'de basın toplantısı düzenleyerek kamuoyu ile detayları paylaştı.

AB'nin "Made in EU" hamlesinde Türkiye ayracı! Kilit ülke oluyoruz

Hangi ülkelerin "Made in EU" kapsamında yer alacağı konusunda Sejourne, AB ile bir ticaret anlaşması olan herhangi bir ülkenin dışlanmayacağını belirtti.

Buna göre, Türkiye'nin Gümrük Birliği çerçevesinde "Made in EU" kapsamında değerlendirilmesi bekleniyor.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat ise "Made in EU" şartının Gümrük Birliği çerçevesinde ilke olarak Türkiye'yi de kapsamasını sağlayan yasal zeminin Sanayi Hızlandırma Yasası ile teyit edilmesinin ticari ilişkiler açısından önemli bir adım teşkil ettiğini vurguladı.

Düzenlemenin, özellikle kamu alımları ve kamu desteklerinde aranan AB menşei kriterleri bakımından Türkiye'ye rekabet avantajı sağlayarak otomotiv ve çelik başta olmak üzere stratejik sektörlerin Avrupa üretim ve tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirme potansiyeline sahip olduğu ifade ediliyor.

"TÜRKİYE'NİN 'MADE İN EU' KAPSAMINA GİRMESİ AB'YE İHRACATIMIZIN KESİNTİSİZ DEVAM ETMESİNİ SAĞLAYACAK"

OİB Yönetim Kurulu Başkanı Çelik, konuya ilişkin AA muhabirine, "Made in EU"nun Türkiye'nin otomotiv endüstrisinin AB otomotiv ekosistemindeki ayrıcalıklı konumu için önemli bir risk teşkil ettiğini söyledi.

Çelik, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin revize edilmesi sürecini de dikkate alarak dışarıda kalmamak için yoğun bir müzakere süreci yürüttüğünü anımsatarak, şöyle konuştu:

"Biz de sektör temsilcileri olarak muhataplarımıza Türkiye'nin önemini ve dışarıda bırakılmasının AB için yaratacağı sorunları sürekli olarak aktardık. Türkiye'nin dışarıda bırakıldığı bir 'Made in EU' uygulamasının sadece bize değil, bizimle çok sıkı bir şekilde entegre olmuş AB otomotiv endüstrisine de zarar vereceğini vurguladık. Son gelinen noktayı Türk otomotiv endüstrisinin Avrupa'nın sadece bir 'üretim merkezi' olmak yerine bir 'ekosistem ortağı' seviyesine yükselten, rekabet gücümüzü maksimize eden ve teknolojik dönüşüm hızımızın Avrupa ile eşitlenmesini sağlayacak bir gelişme olarak görüyoruz. Türkiye'nin 'Made in EU' kapsamına girmesi, bir yandan AB'ye ihracatımızın kesintisiz şekilde devam etmesini sağlarken, bir yandan da AB'nin Çin'e bağımlılığını azaltma stratejisinde elimizi güçlendirecek ve yerli tedarik sanayimizin AB'nin sağladığı yeşil dönüşüm fonlarından ve AR-GE teşviklerinden doğrudan faydalanmasını sağlayacak."

Türkiye'nin "Made in EU" kapsamında yer alacak olmasını ilk etapta bir avantajdan çok AB pazarındaki mevcut güçlü konumunu devam ettirecek bir adım olarak ele almanın daha doğru olacağını ifade eden Çelik, bunun dışında kalınması durumunda Gümrük Birliği'ne rağmen otomotiv sanayisinin gümrük vergileriyle karşı karşıya kalarak rekabetçiliğinin olumsuz etkileneceğini dile getirdi.

Çelik, Türkiye'nin "Made in EU" kapsamında yer almasının mevcut durumun korunması ve rekabetçilik açısından çok önemli olduğuna işaret ederek, "Diğer taraftan konu ile ilgili tüm detaylara henüz hakim değiliz. İlk bilgilere göre Türkiye'nin yanı sıra AB'nin Serbest Ticaret Anlaşması imzaladığı ülkeler de kapsama alındı. Yine Avrupa Komisyonu'na AB'ye karşı yükümlülüklerini ciddi şekilde ihlal eden, AB kamu düzeni ve ekonomik güvenliğini riske atan uygulamalara karşı geniş yetki verilmiş durumda. Bu durumu da dikkate alarak uygulama sürecinde AB'nin bazı alanlarda daha katı bir tutum sergileyeceğini ve mütekabiliyete daha fazla önem vereceğini söyleyebiliriz. Yani 'Made in EU' süreci bize bazı yükümlülükler de getirecek. Bu nedenle süreci bundan sonra da dikkatli bir şekilde takip etmeye devam edeceğiz." diye konuştu.

"PAZAR BOŞLUKLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ TÜRK ÇELİK SEKTÖRÜ AÇISINDAN FIRSAT OLUŞTURABİLECEK"

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan ise Türk çelik sektörünün halihazırda üretim süreçleri, kalite standartları ve teknik mevzuat bakımından büyük ölçüde AB normlarına uyumlu şekilde faaliyet gösterdiğini söyledi.

Yayan, Türkiye'nin "Made in EU" kapsamına dahil edilmesinin mevcut durumda sektör açısından ilave ve doğrudan bir rekabet avantajı yaratmasının kısa vadede sınırlı görüldüğünü dile getirirken "Söz konusu sertifikasyon kapsamında diğer ihracatçı ülkelerin yer almaması durumunda ortaya çıkabilecek pazar boşluklarının değerlendirilmesi Türk çelik sektörü açısından fırsat oluşturabilecektir." ifadelerini kullandı.

Türk üreticilerinin AB tedarik zincirleri içerisindeki konumunu güçlendirmesi, özellikle Avrupa pazarında güvenilir ve yakın tedarikçi rolünü daha da pekiştirmesinin mümkün olabileceğinin altını çizen Yayan, "Sektör açısından temel beklenti Türkiye'de üretilen çelik ürünlerinin AB değer zincirinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmesi ve bu sayede Avrupa pazarındaki tedarik zincirlerinde daha güçlü ve sürdürülebilir bir konum elde edilmesidir." açıklamasında bulundu.

"TÜRK ÇELİK SEKTÖRÜNÜN GÜVENİLİR VE REKABETÇİ KONUMUNU DAHA DA PEKİŞTİRMESİ MÜMKÜN OLABİLECEK"

Yayan, Türkiye'nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisi ve Avrupa sanayisi ile uzun yıllara dayanan entegrasyonu dikkate alındığında, "Made in EU" tanımı kapsamında değerlendirilmesinin Türk çeliğinin Avrupa menşeli ürünlerle aynı kategoride algılanmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.

Yayan, kamu alımları, altyapı yatırımları ve stratejik sanayi projelerinde Avrupa üretimine öncelik veren uygulamalar çerçevesinde Türk üreticiler açısından ilave fırsatlar yaratmasının beklendiğine dikkati çekerek, "Aynı zamanda, Türkiye'nin coğrafi yakınlığı, güçlü üretim kapasitesi ve AB standartlarıyla uyumlu üretim altyapısı sayesinde Türk çelik sektörünün Avrupa sanayisi için güvenilir ve rekabetçi bir tedarikçi konumunu daha da pekiştirmesi mümkün olabilecektir." şeklinde konuştu.

Yayan, mevcut aşamada yeşil dönüşüm unsurlarının "Made in EU" kavramının kapsamına dahil edilmediğini ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bununla birlikte, söz konusu kriterlerin ilerleyen süreçte bu çerçeveye dahil edilmesi durumunda, Türk çelik sektörünün yeşil dönüşüm alanındaki çalışmalarını daha da hızlandırması karbonsuzlaştırmaya yönelik yatırımlarını artırması söz konusu olabilecektir. Bu gelişmenin aynı zamanda sektörün AB'nin iklim ve sürdürülebilirlik politikalarıyla uyumunu güçlendirerek, Avrupa sanayi ve tedarik zincirleriyle daha derin bir entegrasyon sağlamasına katkıda bulunacağı değerlendirilmektedir."

ÖNERİLEN VİDEO

İran'a ağır bombardıman: Hamaney'in konutu böyle vuruldu

Kapat
Video yükleniyor...