12 Mayıs 2021 Çarşamba / 30 Ramazan 1442
Gece modu

''2020 Karabağ'ın Türklüğü için büyük bir zafer yılıdır''

'2020 Karabağ'ın Türklüğü için büyük bir zafer yılıdır' diyen İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, bölgedeki hala devam eden işgalin barışçıl yollarla çözülmesinin mümkün olduğunu söyledi.

AA08 Ocak 2021 Cuma 14:20 - Güncelleme: 08 Ocak 2021 Cuma 14:20

Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Özvar, "Türkiye'nin Karabağ konusundaki tavrı, başta bölge ülkeleri ve konuyla ilgilenen diğer ülkelerin meseleye bakış açılarının oluşmasında etkili olmuş, nihayetinde Türkiye'nin büyük desteği ile Azerbaycan 44 gün süren savaşta 2 bin 783 şehit vererek yaklaşık 30 yıldır Ermenistan tarafından işgal altında tutulan Karabağ'daki toprakları kurtarmıştır." dedi.

TBMM'nin ev sahipliğinde, İstanbul ve Marmara üniversitelerince ortaklaşa düzenlenen "Güney Kafkasya'da Güç Dengeleri ve Karabağ Sorunu Sempozyumu", Topkapı Sarayı Müzesi Konferans Salonu'nda başladı.

Sempozyumun açılışında konuşan Marmara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Özvar, tarih içinde yaşanan göçlerde aynı milletin evlatlarının bir kısmının Anadolu'ya geçerken, bir kısmının Kafkaslarda kaldığını söyledi.

Eski Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in, "Bir millet iki devlet" sözlerini hatırlatan Özvar, "Kafkas ve Orta Asya Türk coğrafyası bakımından 19. asır, büyük yıkım, kıyım ve işgallerle başlamış, Bolşevik ihtilali sonrasında 20. yüzyılın son 10 yılına kadar bu durum değişmemiştir. Sovyetler Birliği zamanında Stalinist rejim, demografik cebir ile Azerbaycan Türklerine ait Dağlık Karabağ'da Ermenilere mahsus bir bölge teşkil etmek üzere bir yandan Azerbaycan'ın Türklerini tehcire zorlamış, diğer yandan çok sayıda Ermeni'yi bölgede iskana teşvik etmiştir. Rusların bu politikası 1990'larda savaşla sonuçlanmıştır." diye konuştu.

Prof. Dr. Özvar, Ermenilerin, Karabağ'ı 1990'lı yıllarda ilhak etmesinin çatışmaları körüklediğini hatırlatarak, Ermenilerin bu dönemde Azerbaycan'a ait toprakları işgal ederek birçok katliam yaptığını anlattı.

Azerbaycan'ın zaferiyle sonuçlanan son savaşta Türkiye'nin desteğine değinen Özvar, şunları kaydetti:

"Türkiye Cumhuriyeti Devleti başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Dışişleri ve Milli Savunma Bakanlarının yaptığı açıklamalarla Azerbaycan'a en yüksek düzeyde destek verdi ve bundan sonra da destek vereceklerini beyan etti. Azerbaycan'a savaş sırasında verilen destek, Bakü'de yapılan zafer törenine Cumhurbaşkanımızın katılımıyla en üst düzeyde devam etti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Meclis Başkanımız Mustafa Şentop ile birlikte siyasi parti temsilcileriyle Bakü'ye yaptığı ziyaretler, bu desteğin en önemli göstergelerinden biri oldu. İlham Aliyev de Türkiye'nin verdiği desteğe her fırsatta teşekkür ediyor. Türkiye'nin Karabağ konusundaki tavrı, başta bölge ülkeleri ve konuyla ilgilenen diğer ülkelerin meseleye bakış açılarının oluşmasında etkili olmuş, nihayetinde Türkiye'nin büyük desteği ile Azerbaycan, 44 gün süren savaşta 2 bin 783 şehit vererek, yaklaşık 30 yıldır Ermenistan tarafından işgal altında tutulan Karabağ'daki toprakları kurtarmıştır."

Prof. Dr. Erol Özvar, Türkiye ile Azerbaycan arasında yıllardır devam eden siyasi, diplomatik ve askeri işbirliğinin 44 gün süren ve Karabağ'ı işgalden kurtaran savaşın belirleyici unsuru olduğuna vurgu yaparak, 100 yıl sonra Azerbaycan ile Nahçıvan arasında yeniden karayolu bağlantısının açıldığını anımsattı.

Üniversitelerinin Azerbaycan'a her türlü desteği vermeye hazır olduğunu ifade eden Özvar, Marmara Üniversitesi öncülüğünde Azerbaycan'da yeni bir üniversite kurulması için çalışmaların başlatılması için hazır olduklarını bildirdi.

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak da Karadeniz ile Hazar Denizi arasında stratejik bir konuma sahip olan Karabağ'ın Azerbaycan'a ait olan kadim bir Türk toprağı olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Ak, Karabağ'ın Kafkasya'nın merkezinde yer alması nedeniyle bölgede uzun yıllardır gerçekleşen tarihi olaylardan doğrudan etkilendiğine işaret ederek, 16. yüzyılın sonunda Osmanlı Devleti'nin bütün Kafkasya'yı hakimiyeti altına aldığını hatırlattı.

Bunun aksine 19. yüzyılda Kafkasya tarihinin Rusya'nın lehine değişmeye başladığını anlatan Ak, buna rağmen Karabağ'ın Türk kimliğinin değişmediğini ifade etti.

Bölgede 1917'den sonra büyük bir kargaşa çıktığını belirten Ak, şöyle devam etti:

"Ermenilerin, Karabağ Türklerine yönelik baskıları karşısında 1918'in Eylül ayında Türk ordusunun başlattığı askeri harekat sayesinde bölgede bir katliamın önü alınmış oldu. Ancak Türk ordusu, Mondros Ateşkes Anlaşması'nın imzalanmasının ardından bölgeden çekilmek zorunda kaldı. Sovyet Rusya'nın yeniden bölgede hakim olması üzerine Karabağ, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine bağlı olmak koşulu ile Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi olarak yapılandırıldı. Ermenilerin bölgeyi kaosa çevirme çabaları 1987-1991 yılları arasında çatışmaya dönüştü. Bölgedeki Türklerin büyük bir kısmı Azerbaycan topraklarına göç etmek zorunda bırakılmıştır. Sonunda olaylar bir insanlık dramına ve savaş suçuna dönüşmüştür. 25 Şubat 1992 gecesinde Hocalı kentinde Ermenistan silahlı güçleri büyük bir katliam gerçekleştirdiler. İnsanları evlerinde yakarak katlettiler. Ermenistan eşi görülmemiş bu katliamın ardından Karabağ'ı işgale başladı ve bölgedeki Türk nüfusunu tamamen boşaltı."

"2020 Karabağ'ın Türklüğü için büyük bir zafer yılıdır" diyen Prof. Dr. Ak, bölgedeki hala devam eden işgalin barışçıl yollarla çözülmesinin mümkün olduğunu diye getirdi.

Sempozyum kapsamında "Tarihsel Perspektifte Nahçıvan Koridoru", "Küresel Jeopolitik ve Türkiye", "Türk Dış Politikasında Yeni Açılımlar", "Ermenilerin Tarihsel Kin ve Nefret Söyleminin Güney Kafkasya Politiğine Etkisi", "Türk Cumhuriyetlerinin ve İran'ın Karabağ Sorununa Bakışı", "Rusya'nın Dağlık Karabağ Tavrı Nasıl Okunmalı", "Güney Kafkasya'da Potansiyel Bir Tehdit: Cehaveti İkinci Bir Dağlık Karabağ Olur mu?" başlıklı konularda konuşmalar yapılacak.

Sempozyum, yarın sona erecek.