13 Nisan 2021 Salı / 1 Ramazan 1442
Gece modu

28 Şubat'ın karanlık aktörleri! Nuh Albayrak: Cuntacılara can simidi oldular

Star.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, 28 Şubat sürecinde yaşananlara ilişkin 24 TV moderatörü Eda Çabul'a önemli değerlendirmelerde bulundu. Albayrak, '90'lı yıllarda henüz cemaat diye bilinen kendilerini sadece Türkiye'de değil bütün dünyada İslamiyet'i yaymak için yola çıktıklarını ifade eden kesimin lideri diyor ki: Baş örtüsü teferruattır o kadar önem vermeye gerek yok. Bu cümle o dönemde cuntacılar için adeta bir can simidi oldu. Dolayısıyla FETÖ'nün cuntacılara çok ciddi bir desteği olmuştur.' değerlendirmesinde bulundu.

28 Şubat 2021 Pazar 18:22 - Güncelleme: 28 Şubat 2021 Pazar 19:32

Türkiye, adı sonradan "post-modern darbe" olarak konulan müdahaleyle 24 yıl önce tanıştı. İzleri silindi belki ama üzerinden yıllar geçse de o karanlık günler unutulmadı. Türk demokrasi tarihine sürülen o kara lekenin adı "28 Şubat" süreciydi.

Takvim yaprakları 24 Aralık 1995'i gösteriyordu. Genel seçimlerde ipi Refah Partisi göğüsledi. Bu sonuç aynı zamanda REFAH-YOL hükümetine giden sürecin işaret fişeğiydi. Seçimlerden birinci çıkan Necmettin Erbakan'a başbakanlık yolu açılmıştı. Ancak ordu içerisindeki darbecilerin hesapları başkaydı.

Necmettin Erbakan'ın istifasını getiren, bin yıl süreceği iddia edilen ve "demokrasiye balans ayarı yapıldı" şeklinde lanse edilen 28 Şubat'ın üzerinden 24 yıl geçmesine rağmen toplumsal, siyasal ve hukuksal alanda oluşturduğu darbeler hala zihinlerde tazeliğini koruyor.

28 Şubat'a giden süreci 24 TV'ye değerlendiren Star.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak, 1995 ve sonrasını kapsayan yıllarda, İslamiyet'e karşı Batılıların daha agresif, daha marjinal, daha vahşice bir harekat başlattığını ve dünyada İslamiyet'e karşı böyle bir süreç başlarken 1997'de de Türkiye'de 28 Şubat süreci yaşandığını belirtti. Tüm bu gelişmeleri birbirinden tamamen bağımsız değerlendirmenin çok safça bir yaklaşım olacağını ifade etti.

Star.com.tr Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak'ın 24 TV'ye yaptığı değerlendirmede öne çıkan başlıklar şöyle:


"FETÖ ELEBAŞI GÜLEN CUNTACILAR İÇİN CAN SİMİDİ OLDU"

"90'lı yıllarda henüz FETÖ yönü çok ortaya çıkmayan cemaat diye bilinen kendilerinin sadece Türkiye'de değil bütün dünyada İslamiyet'i yaymak için yola çıktıklarını ifade eden kesimin lideri diyor ki: Baş örtüsü teferruattır o kadar önem vermeye gerek yok.

Bu cümle o dönemde cuntacılar için adeta bir can simidi oldu. Adeta FETÖ'yu bir referans, bir dayanak olarak kullandılar. Dolayısıyla FETÖ'nün cuntacılara çok ciddi bir desteği olmuştur."

"HER DARBENİN MUTLAKA BİR DIŞ BAĞLANTISI OLDUĞUNU ÖĞRENDİK"

"28 Şubatta sadece muhafazakarlar değil demokrasi çok ciddi bir darbe yedi ve o darbeden herkes payını aldı. Bir darbenin bir ülkeye, bir millete, bir demokrasiye nelere mal olduğunu defalarca gördük. Hiçbir insani tanıma sığmayacak muameleler yapıldı. Sadece kamu kesimindeki dindarlar değil bütün millet zarar gördü. Çok ciddi bir ekonomik zararı da olmuştur.

Her darbenin aslında mutlaka bir dış bağlantısı olduğunu öğrendik artık. Sadece o ülkenin sınırları içerinde olup bitenler sonucunda darbeler olmuyor."

28 ŞUBAT'TAN 15 TEMMUZ'A GİDEN SÜREÇ

"FETÖ'nün 28 Şubat'taki rolü aslında 15 Temmuz'dan sonra fark edildi. Bakıldı ki, 15 Temmuz'da aktif olarak rol alan bütün FETÖ mensupları 28 Şubat sürecinde ve sonrasında TSK'ya yerleşmiş olan ve ondan sonra orda örgütlenmiş FETÖ'cülerin olduğu ortaya çıktı.

15 Temmuz yönetimi ele geçirmeye yönelik darbeden ziyade ülkeyi ele geçirmeye yönelik bir işgal girişimidir. Ülkenin tamamen Suriye'ye benzer şekilde iç savaşa sürüklenmesi planlanan bir harekettir."

"O YILLARDA BATILI ÜLKELER İSLAMA KARŞI BİR TAARRUZ BAŞLATTI"

"DEAŞ'ın üretilip piyasa sürüldüğü tarih 1999'dur. Sebep Avrupa'daki İslamiyet'e karşı topyekûn başlatılan taarruzun bir parçasıdır. Batılı araştırma şirketlerinin ortaya koyduğu sonuca göre 2070 tarihinde Müslümanların dünyadaki nüfusu Hristiyanları geçecek diye bir sonuç elde ettiler. Bu sonuçlar bu Batılıları çıldırttı adeta. Çünkü bütün engellemelere rağmen böyle bir yükseliş var.

Bir diğer araştırma sonucuna göre, Amerika'da 43 milyon bütçeli ve 10 yıl süren bir program gerçekleştiriliyor. Amerika'da İslam'ın bir tehlike olduğuna inananların sayısı %10'dan %43'e çıktığı görülüyor.

Hulâsa olarak, 1995 ve sonrasını kapsayan yıllar, İslamiyet'e karşı Haçlıların/Batılıların daha agresif daha marjinal daha vahşice bir harekat başlattığı bir dönemlerdir. Bir taraftan dünyada böyle İslamiyet'e karşı bir süreç başlarken 1997'de de Türkiye'de 28 Şubat süreci yaşanıyor. Şimdi tüm bu gelişmeleri birbirinden tamamen bağımsız değerlendirmek çok safça bir yaklaşım olur. Batılı emperyalistlerin bu tür taarruzlarıyla ilgili 1900'lü yılların son döneminde geliştirdiği bir yöntem var. Bu yöntemi, kendi tabirleriyle o ülkenin yerel güçlerini kullanarak neticeye ulaşmak olarak ifade ediyorlar. İşte Türkiye'de de 28 Şubat 1997'de yapılan tam olarak buydu."

TÜRKİYE 28 ŞUBAT İLE YÜZLEŞEBİLDİ Mİ?

"Hayır maalesef yüzleşilemedi. 16 yıl boyunca uyutularak 28 Şubat ile ilgili bir yargı süreci başlatılamadı. Çünkü FETÖ'nün hakim olduğu savcı, hâkim ve yargı kesimi bunu gizledi adeta, böylece darbecileri savunmuş oldular."