4 Ağustos 2021 Çarşamba / 25 ZilHicce 1442
Gece modu

9 düşüğün ardından bebeğini Türkiye'de kucağına aldı

Somali'de gebeliği 9 kez düşükle sonuçlanan 30 yaşındaki Hafsa Ömer, Türkiye'de gerçekleştirilen tedaviyle 6 yıllık hasretin ardından anne oldu. Mutluluğu gözlerinden okunan genç kadın, 'Bebeğimi kucağıma aldığım anda anne olduğumu hissettim' dedi.

DHA22 Temmuz 2021 Perşembe 11:09 - Güncelleme: 22 Temmuz 2021 Perşembe 11:09

Somali'de yaşayan Hafsa ve Muhammed Ömer çifti, 2015 yılında evlendi. O günden bu yana çocuk sahibi olmak isteyen çift, tam 9 kere bebeklerini kaybetti. Gebeliklerden 7 tanesi gebeliğin ileri haftalarında son buldu, 2'si doğumdan hemen sonra yaşamını yitirdi. Anne Hafsa Ömer, 'nedeni bilinmeyen gebelik kaybı tanısı' ile 10'uncu hamileliğinde Türkiye'ye geldi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Meriç Çağrı Ağır tarafından yapılan takibin ardından, Hafsa Ömer hamileliğinin 35'inci haftasında doğuma alındı. Roman adlı bir kız bebek dünyaya getiren Hafsa Ömer, yaşadığı zorlu süreci anlattı.

"HAFTADA 2 KERE HEKİMLE GÖRÜŞTÜM"

Doktorlar tarafından düşüklerin nedenine dair bir açıklama yapılmadığını belirten anne Ömer, "Doktorlar düşüklerin sebebini ispatlayamadı, herhangi bir bulguya rastlayamadı. Bu durum bizi ciddi şekilde üzdü. Ablam doğumunu Türkiye'de gerçekleştirmişti. Yaşadığım bu kayıplardan sonra 10'uncu gebeliğin doğumu için Türkiye'ye geldim. Bu süreçte haftada 2 kere görüştük. Tüm gebelik süreci dahilinde yoğun ve pozitif bir süreç geçirdik. 35'inci haftada doğuma karar verildi. Görüşmelerimiz doğum sonrası da devam etti. Doğumun üzerinden 2 ay geçti ve bebeğin sağlığıyla ilgili hiçbir sorun yok" diye konuştu.

"BEBEĞİMİ KAYBETMEKTEN ÇOK KORKTUM"

9 kere bebeğini kaybeden bir anne olarak bu süreçte kaygı ve endişe yaşadığını anlatan genç anne, "Ben her zaman Allah'a dua ettim ve bebeğin dünyaya geleceği günü ümit ettim. 'Bu hayatta bir kez olsun bebeğimi kucağıma alayım' diye dualar ettim. 9 kayıp nedeniyle asla annelik duygusunu tam olarak yaşayamamıştım. Ne zamanki bebeğimi kucağıma aldım bir anne olduğumu hissettim. Anne olmanın verdiği sorumluluk çok daha farklı. Burada birçok çocuğumla aynı anda ilgileniyormuşum gibi yoğun ilgi gösteriyorum. Ağladığında acaba hasta mı oldu? diye endişeleniyorum, uzun süre uyuduğunda korkuyorum, gerçekten anneliği hissettim" ifadelerini kullandı.

"AİLEYİ AYAKTA TUTMAK KOLAY OLMADI"

Ailenin Somali'den Türkiye'ye geldiğinde psikolojik olarak çok yıprandığını anlatan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Meriç Çağrı Ağır, "Aile ilk geldiğinde anne hamileydi. Elindeki belgelerde geçmişteki kayıplarıyla ilgili detaylı hiçbir bilgi yoktu. Aile 9 düşüğün nedenini bilmiyor, tek bildikleri bu kayıpların sebepsiz olduğu yönünde. İki bebek doğum sonrası vefat etmişti, 7 bebek ise anne karnında doğuma yakın bir zamanda hayatını kaybetmişti. Hem aileyi ayakta tutmak hem psikolojiyi sağlamak kolay olmadı. İlk istekleri çocuğun yaşayabileceği ilk haftada hemen doğumun gerçekleşmesi oldu. Düzenli takip, sıkı kontrolle hatta ayda bir gerçekleştirilen kontrolleri biz haftada 2 kez gerçekleştirdik. Çok şükür ki takiplerde bir sorun olmadı ama bebek büyüdükçe aile sürekli doğumun gerçekleşmesini istedi. Bir yandan her şey yolunda giderken doğumu gerçekleştirmek istemedik" ifadelerini kullandı.

"ANNEYİ 3 GÜNDE 1 MUAYENEYE ÇAĞIRDIK"

Gebelik öncesinde düşüklere dair bazı araştırmalar yapılabildiğini ancak annenin hamile kaldıktan sonra Türkiye'ye geldiğini ifade eden Op. Dr. Meriç Çağrı Ağır, "Hamile halde bize geldiği için sıkı takip etmek dışında ekstra farklı yöntemlere başvuramıyoruz. Süreçte de bebek ve annede herhangi bir sıkıntı olmadığı için nispeten huzurlu bir hamilelik süreci gerçekleşti. İster istemez bir tedirginlik olduğundan ayda bir çağıracağımız hastayı 3 günde 1 muayeneye çağırdık. Önceki hamileliklerde bebeğin neden kaybedildiğiyle ilgili bir yol gösterici durum olmadı. 35'inci haftada annenin suyu azalmaya başladı. Tansiyonunda yükselme görüldü. Belki bu durum bebeğin kaybedilmesine neden olabilirdi. Sürecin ilerlemesini engelleyerek doğumu sağlıklı bir şekilde gerçekleştirdik" değerlendirmesinde bulundu.

Tekrarlayan gebelik kayıplarının ana nedenlerinden birinin genetik problemler olduğunu anlatan Op. Dr. Ağır, "Anneye bağlı özellikler veya annenin sahip olduğu kan pıhtılaşma problemleri tekrarlayan gebelik kaybına neden olabiliyor. Bu hastada bunların hiçbirine denk gelmedik. Aile Türkiye'ye çok güvendiğini söyledi. 'Güvenimiz boşa çıkmadı ve hayatımızın sonuna kadar sana dua edeceğiz' dediler. Bir hekim olarak bunları duymak çok güzeldi" ifadelerini kullandı.