İstanbul Üniversitesi'ne yönelik başlatıldığı iddia edilen "diploma" incelemesi...
Seçimlerin öne alınması hususuna dair bitmek bilmeyen tartışmalar...
Ve son olarak Sayın Bahçeli'nin dünkü tarihi çıkışından yansıyanlar...
Gündemin hukuki yönü oldukça yoğun.
Doğru yorum yapabilmek için bu konuların hukuki arka planını, yani "mutfağını" bilmek gerekiyor. Bugün bu konulara dair durumu paylaşacağım sizlerle...
SAYMAZ'IN HABERİ
Cumhuriyet Gazetesi'nde çıkan bir haberde, ABD merkezli bir akreditasyon kurumuna yapılan başvuru uyarınca, İmamoğlu'nun diplomasının iptal edilmesi konusunun incelemeye alındığından bahsediliyordu.
Haberin dayanağı Halk TV'de konuşan İsmail Saymaz'dı.
İddiaya göre; Amerika'daki Türk akademisyenler aracılığıyla AACSB adlı akreditasyon kurumu ile iletişime geçilmiş ve inceleme başlatılması sağlanmış. Yazılanlara göre "İstanbul Üniversitesi'ni zor günler bekliyordu" ve tüm mezunların diplomalarının uluslararası geçerliliğini yitirmesine kadar gidebilecek bir süreç tetiklenmişti.
Teknolojide "artırılmış gerçeklik" diye bir ifade vardır. Bu haber için ise şunu söyleyebiliriz: "Abartılmış Gerçeklik". Konuyu yorumlarken şu beş hukuki ve teknik hususa dikkat etmek gerekiyor:
1. Resmiyet Yok: Ortada resmen başlamış bir inceleme yok. Üniversite ve fakülte yetkilileri "böyle bir talep henüz ulaşmadı" diyor. Anlaşılan o ki, ABD'deki akademisyenlerin aldığı şifahi veya ön bilgi servis edilmiş.
2. Alternatif Çok: Hiçbir üniversite tek bir akreditasyon kurumu ile çalışmıyor. Yeterlilik dünyada tek bir kuruma endekslenmiş değil; benzer mahiyette onlarca kurum var. Bu sebeple sadece bu kurum varmış gibi bir algı oluşturmak doğru değil.
3. İnceleme Ceza Demek Değil: Velev ki inceleme başlatıldı diyelim. Bu, üniversiteye ceza verildiği veya akreditasyonun doğrudan iptal edildiği anlamına gelmiyor. Bu sadece rutin bir süreci başlatır, o kadar.
4. Yetki Meselesi: İnceleme sonucunda kurumun, konunun bir yargı kararına dayanması nedeniyle "bu benim görev alanıma girmiyor" deme ihtimali oldukça yüksek.
5. Davaya Etki Etmez: Bu gelişmenin devam eden diploma davasına hukuki bir etkisi yok. Dosya şu an istinaf sürecinde. Diplomanın iptali işleminin iptali için açılan davada verilen karar onanır mı bozulur mu; bu tamamen hukuki bir mecra. Bekleyip göreceğiz.
EFSANELER VE ANAYASA
Son bir haftadır "erken seçim" senaryoları yeniden tedavülde. Hemen her sohbette başına "baskın, ani, hızlı" sıfatları ekleniyor. Son günlerde buna bir de "yerel seçimlerin öne alınması" bahsi eklendi. Ama kimse yasal mevzuat ne diyor bakmıyor.
Gelin, şehir efsanelerini bir kenara bırakıp mevzuata bakalım...
Genel Seçimlerin Öne Alınması
Anayasa'nın 116. maddesi, yasama ve yürütme arasında bir "kader birliği" kurarak siyasi denklemi belirler. Seçim kararı kimden gelirse gelsin, her iki erk (Meclis ve Cumhurbaşkanı) zorunlu olarak birlikte seçime gider. Meclis bu kararı ancak 360 vekilin oyuyla alabilir.
Kritik Nokta
Cumhurbaşkanı ikinci dönemindeyken Meclis seçimleri yenilerse, mevcut Cumhurbaşkanına istisnai olarak tekrar adaylık yolu açılır. Bu kural, erken seçim tartışmalarını siyasi pazarlıkların merkezine yerleştirir.
Yerel Seçimlerin Birleşmesi
Genel seçimlerdeki "yenileme" esnekliği, yerel seçimlerde işlemez. Anayasa'nın 127. maddesi yerel seçimlere dair süreyi beş yıl olarak sabitlemiştir.
Genel seçimlerdeki gibi bir "karar alıp seçime gitme" mekanizması mahalli idareler için yoktur. Dolayısıyla yerel sandığı öne çekmek, basit bir Meclis kararıyla değil, ancak Anayasa değişikliğiyle mümkündür.
Bu da en az 360 vekilin onayını, yani iktidar ve muhalefetin zorunlu uzlaşısını şart koşar.
İKİ SÖZ, TEK İSTİKAMET
Siyasetin gidişatını okumak için birbirini takip eden iki ifadeye dikkat kesilmek şart:
2 Şubat|Cumhurbaşkanı Erdoğan: Terörsüz Türkiye "bir devlet politikasıdır, bir millet politikasıdır. Allah'ın izni ile inşallah artık paradigma değişmiştir. Süreci sulandırmanın mazereti olmaz."
3 Şubat|Sayın Bahçeli: "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir."
Her iki cümle, TBMM'den çıkacak Raporla başlayacak yeni evreye işaret ediyor.
Terörsüz Türkiye Somutlaşacak
Anlaşılan o ki sürecin "devlet kontrolü" ve kararlılığı noktasında bir esneme yok.
Bir sonraki adımda; "umut hakkı" ile yasamanın;
Belediye görevlendirmeleri sebebiyle yürütmenin;
Ve Demirtaş kararı ile yargının harekete geçeceği senkronize bir evre başlıyor.
Pek tabii bu "somut adımı" hep devletten beklemek eksik bir okuma olur.
Tüm bu tablo ortadayken asıl sormamız gereken soru şu:
"DEM'in somut adımları ne olacak?"