26 Mayıs 2022 Perşembe / 25 Sevval 1443

AK Parti İstanbul İl Başkanı Kabaktepe: Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin uyguladığı politik süreç bir başarı hikayesidir

AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, 'Ukrayna ve Rusya sürecinde de en yakın haliyle bunları görüyoruz. Bu aslında bir başarı hikayesidir. Benim gördüğüm inandığım bildiğim; tarihe, bugüne ve yarına doğru baktığımda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin uyguladığı politik sürecin bir başarı hikayesi olduğunu düşünüyorum.' dedi.

AA31 Mart 2022 Perşembe 21:09 - Güncelleme:

Kabaktepe, Ümraniye Belediyesince düzenlenen "Ukrayna'nın İşgali ve Türkiye'nin Dış Politikası" konulu panelin açılışında yaptığı konuşmada, bugünlerde dünyanın çok önemli günlerden geçtiğini, çok farklı hadiseler yaşandığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başka bir dünyanın kurulabileceğinin imkanına ve hatta başka bir dünyanın kurulması gerektiğinin zorunluluğuna vurgu yapan bir dış politika tarzını benimsediğini ve öğrettiğini dile getiren Kabaktepe, "Neden mümkünlüğüne ve zorunluluğuna vurgu yaptı? Çünkü dünyanın anlam kazanması sadece yaşamın kendi üzerinde hayatın sürülebileceği bir gezegen olmasından kaynaklanmıyor. Aynı zamanda eşrefi mahlukat olan insanın bu gezegene indirilmiş olmasından da kaynaklanıyor." diye konuştu.

İnsanın temelde dört adet ilişki düzeneği kurduğunu dile getirerek bunları sıralayan Kabaktepe, "Bir, inandığı ilahlar ne ise onunla bir ilişki sistemi vardır. İnsanın kendi arasında bir ilişki sistemi vardır, insanın evrenle bir ilişki sistemi vardır, insanın oluşturduğu kendi kültürü, medeniyeti, uygarlığıyla kurumsal yapılarla bir ilişkisi vardır ve bu ilişki bu mekan düzleminde gerçekleşir. Sorun nedir? Bu ilişkileri kim belirleyecek, neye göre belirleyecek? Hangi mekanda bu ilişkiler kimin sahipliğine ve liderliğine göre yürüyecek?" değerlendirmesini yaptı.

- "TÜRKİYE'NİN UYGULADIĞI POLİTİK SÜRECİN BİR BAŞARI HİKAYESİ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM"

Kabaktepe, bu sorunun insanlar arasında çıkan birçok kargaşanın, iç savaşın, karşılıklı savaşların ya da didişmenin ya da çatışmanın temel nedenlerinden biri haline geldiğini vurgulayarak şöyle devam etti:

"İkinci Dünya Savaşı sonrası dünyada kabul gören dış politikanın en temel kabullerinden biri toprakların bütünlüğünün savunulması ilkesini amasız ve fakatsız, renklere, dinlere, ırklara bakmadan savunabilen ülke Türkiye'dir, bunu en güçlü bir şekilde seslendiren lider de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır. Dünyanın yeni bir düzene ve yeni bir sisteme olan inancını 'Başka bir dünya mümkün.' diyerek Daha Adil Bir Dünya adını verdiği kitapla seslendiren, 'Dünya beşten büyüktür.' diye BM'de de bunu dillendiren Cumhurbaşkanımızdır. Dolayısıyla Ukrayna ve Rusya sürecinde de en yakın haliyle bunları görüyoruz. Bu aslında bir başarı hikayesidir. Benim gördüğüm inandığım bildiğim; tarihe, bugüne ve yarına doğru baktığımda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin uyguladığı politik sürecin bir başarı hikayesi olduğunu düşünüyorum."

- "ÇATIŞMALARIN AĞIRLIK MERKEZİ MÜSLÜMANLARIN, TÜRKLERİN OLDUĞU YERLER"

Panelin moderatörlüğünü yürüten Cumhurbaşkanlığı Sosyal Politikalar Kurulu Üyesi Dr. Murat Yılmaz da Türkiye'nin çevresindeki sorunlara ilişkin bilgi vererek Ukrayna'daki gelişmeleri anlattı.

Yılmaz, "Batı tarafımızda Yunanistan'ın ekonomisi batmışken dünyada bulduğu her silahı aldığını ve kendisinden borç tahsil etmek durumunda olan ülkelerin; borcu, alacaklarını düşünmeden Yunanistan'a silah satmaya devam ettiğini görüyoruz. Üstün nitelikte silahları veriyorlar, akılları sıra Yunanistan marifetiyle Türkiye'yi terbiye edecekler." dedi.

Çatışmaların ağırlık merkezinin daha çok Müslümanların, Türklerin olduğu yerde olduğunu anlatan Yılmaz şöyle devam etti:

"15 Temmuz darbe teşebbüsünün neden yapıldığını zihninizde bir kere daha tartın ve eğer 15 Temmuz darbe teşebbüsü başarılı olmuş olsaydı bugün bu bahsettiğimiz yerlerde Irak'ın bütünlüğü muhafaza edilebilir miydi? Suriye bugünkünden çok daha kanlı hale gelmiş olmaz mıydı? Karabağ'ın kurtarılması imkan dahilinde miydi? Balkanlardaki çatışmanın engellenmesi mümkün müydü?"

Türkiye'nin bir iş birliği, barış ve medeniyet coğrafyasını ayağa kaldırma gayreti içerisinde olduğuna işaret eden Yılmaz, "Ama Türkiye biliyoruz ki 5-10 sene önce 2013'ten itibaren müttefikimiz olan Batı'nın tecridi ve tehdidi altında, Gezi'deki sokak olaylarından yargı darbesine, PKK'nın çukur eylemlerinden şehirlerdeki bombalama hareketlerine kadar, nihayet 15 Temmuz darbesine ve yine bu darbeyle baş ettikten sonra Batı'nın artan tehdit ve ambargolarına niçin uğradı? Bunları bir kere daha düşünmeliyiz. Türkiye'nin müşterek milli kimliğine, demokratik yönetimine, devlet kapasitesine yönelik olan üstün bir meydan okuma gerçekleşti ve meydan okumayı Türkiye tarihten gelen birikimi, millet, devlet şuuru ve aynı zamanda ortaya koyduğu fedakarlıkla aştı. Bunu siz açtınız; sizin hafızanız, sizin şuurunuz, sağduyudan ayrılmayan tavrınız Türkiye'nin bu bahsettiğimiz ülkeler gibi iç savaşlar yaşamasını, dışardan işgal edilmesini, başına bin türlü halin gelmesini engelledi." değerlendirmesinde bulundu.

Panelde ayrıca Prof. Dr. Haluk Alkan, GENAR Araştırma Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Aktaş ve Diplomasi Vakfı Direktörü Oğuzhan Bilgin, dünyadaki son gelişmeler ve Türkiye'nin dış politikasını değerlendirdi.