İran'a yönelik ABD–İsrail saldırılarında bir haftanın ardından çatışmanın İran hava sahasının dışında giderek genişleyen bir alana yayıldığına tanığız. Bölgesel tablo giderek genişleyen bir jeopolitik basınca işaret ediyor. Bölgedeki enerji istasyonları, vekil güç ağları, sınır bölgeleri ve milis yapıları üzerinden krizin coğrafyası genişliyor. Bu genişlemenin en hassas duraklarından biri ise Irak.
Bağdat yönetimi ilk günden itibaren savaşın bölgeye yayılmasının bütün ülkeler için tehdit oluşturacağını vurguluyor. Irak Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamalarında temel vurgu, Irak topraklarının komşu ülkelere yönelik bir saldırı platformuna dönüşmemesi gerektiği yönünde. Ancak sahadaki gelişmeler bu diplomatik çizginin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor.
Irak bizim için yalnızca bir komşu ülke değil; İran ile ABD arasındaki gerilimin en yoğun temas noktalarından biri. ABD'nin askeri varlığı, İran'ın yıllar içinde inşa ettiği milis ağları, Haşdi Şabi yapısı ve Irak Kürdistan Bölgesi çevresindeki hassas dengeler bu ülkeyi krizin doğal kırılma alanına dönüştürüyor.
Irak sahasının en kritik unsurlarından biri Haşdi Şabi.
Haşdi Şabi yalnızca bir milis ağı değil; aynı zamanda Irak devletinin güvenlik mimarisine entegre olmuş, fakat içindeki bazı fraksiyonlar İran'la güçlü ilişkiler sürdüren hibrit bir yapı. Bu nedenle Irak'ta yaşanabilecek bir gerilim klasik anlamda devletler arası bir savaş şeklinde değil, daha çok vekil güçler, sınırlı misillemeler ve sahte bayrak operasyonları üzerinden ilerleyebilir.
Son günlerde Irak'ta ABD üslerine yönelik saldırıların yeniden artması bu açıdan dikkat çekici. Bazı silahlı grupların ABD üslerine bir gün içinde onlarca saldırı düzenlediklerini açıklamaları Irak'ın fiilen düşük yoğunluklu bir çatışma alanına dönüşme riski taşıdığını gösteriyor.
Bu tablo, Irak'ın savaşın doğrudan tarafı olmadan da savaşın parçası haline gelebileceğini düşündürüyor.
BAĞDAT'IN KIRILGAN SİYASETİ
Irak'ı daha da hassas kılan bir başka unsur ise siyasal yapı.
Kasım 2025 seçimlerinin ardından hükümet kurma sürecinin sonuçlanmamış olması Bağdat'ın kriz yönetme kapasitesini zayıflatıyor. Siyasi bloklar arasındaki rekabet, dış aktörlerin etkisi ve mezhep dengeleri Irak'ta güçlü bir merkezi karar mekanizmasının oluşmasını zorlaştırıyor.
Başka bir ifadeyle Irak, bölgesel bir savaşın ortasında güçlü bir siyasi merkez algısını yitiriyor. Bunun faturasını işgal sonrası kurulan anayasal sisteme kesmek için sanırım çok geç.
Bağdat'taki ABD Büyükelçiliği'ne yönelik roket saldırısı dikkat çeken gelişmelerden biri. Ülkede ABD diplomatik varlığının hedef alınması savaşın Irak sahasına taşındığını gösteren bir işaret. Bu tür saldırılar Irak'ın tarafsız kalma çabasını daha da zorlaştırıyor. Çünkü Irak toprakları artık savaşın jeopolitik sahnelerinden biri.
Irak denklemindeki bir diğer hassas başlık ise sahadaki Kürtler.
İran'ın son günlerde Irak Bölgesel Yönetimi sınır hattında askeri önlemleri artırması ve bazı Kürt gruplarını ikaz atışlarıyla dövmesi bu bölgenin de bir cepheye dönüşeceğini gösteriyor.
Tahran yönetimi uzun süredir Kandil'le ve özellikle KYB (Süleymaniye) ile girift bir ilişki içinde. Yakın temas kurduğu bu yapılara bugün Trump'ın baskı yapmasından da huzursuz. İran yönetimi bu grupların ABD veya İsrail tarafından kullanılabileceği kanaatine varırsa bu cephe aktif hale gelir.
Bu olasılık Irak'ın kuzeyini yalnızca İran için değil Türkiye için de hassas hale getiriyor. Türkiye'de Terörsüz Türkiye sürecini bu olasılıklar ve öngörü ile açıkladığımız günlerde meseleyi seçim hesaplarıyla okuyan analistler vardı ülkemizde.
ANKARA AÇISINDAN IRAK
Son yıllarda Ankara ile Bağdat arasında gelişen ekonomik ve stratejik iş birliği Irak'ı Türkiye için önemli bir jeo-ekonomik ortak haline getirmiş durumda. Kalkınma Yolu projesi, Basra'dan Türkiye'ye uzanacak ticaret koridorları ve enerji hatları Ankara'nın Irak sahasında istikrara verdiği önemi artırıyor.
Bu nedenle Irak'ta yaşanabilecek yeni bir güvenlik krizi Türkiye'nin ticari ve lojistik çıkarlarını etkileyebilecek bir gelişme olarak dikkat çekiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Neçirvan Barzani arasında yapılan son telefon görüşmesinde Türkiye'nin Irak'ın istikrarına verdiği destek ve bölgedeki güvenlik risklerinin yakından takip edildiği mesajı da bu hassasiyeti yansıtıyor.
Ankara'nın yaklaşımı şu aşamada üç başlıkta özetlenebilir:
* Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması
* Kuzey Irak'ta güvenlik boşluğu oluşmaması
* Bölgesel savaşın Irak üzerinden genişlememesi
BÖLGESEL KRİZİN EN HASSAS ALANI
Ankara her ne kadar önceden tedbirler almış olsa da Irak'ın savaşın genişleyebileceği en hassas sahalardan biri olduğunu kabul etmeliyiz.
Haşdi Şabi gibi hibrit güvenlik yapıları, ABD askeri varlığı, İsrail'in tesir edebileceği örgütler, İran'ın sınır güvenliği kaygıları ve Bağdat'taki siyasi kırılganlıklar bu ülkeyi bölgesel gerilimin en hassas alanlarından biri haline getiriyor. CENTCOM'un açıklamasına göre 21 Ocak'ta Suriye'deki DEAŞ militanlarının Irak'a geçme sürecini bu gelişmelerle birlikte okumalıyız.
İran ile ABD-İsrail cephesinin savaşını anlamak için yalnızca Tahran semalarına bakmak yeterli olmayabilir.
Ankara'nın dikkatli ve hassas pozisyonunu koruyarak uzun zamandır Irak sahasına odaklandığını söylersek yanılmayız.