10 Ağustos 2022 Çarşamba / 13 Muharrem 1444

Bakan Yanık: Hedefimiz bize sığınan herkese insan onuruna yaraşan bir hayat sunmak

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, 5 milyon sığınmacıya güvenli liman olan Türkiye'nin, insan hakları standartlarını belirlediğini iddia eden ülkelere bu süreçte insanlık dersi verdiğini belirterek, 'Hedefimiz, bize gelen, sığınan, bizimle yaşamaya devam eden herkese insan onuruna yaraşan, yakışan bir hayat sunmaktır.' dedi.

AA30 Kasım 2021 Salı 13:18 - Güncelleme:

Yanık, beraberindeki AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Şanverdi ve AK Parti İl Başkanı Adem Yeşildal ile Valiliği ziyaret edip Vali Rahmi Doğan ile görüştü.

Daha sonra AK Parti Hatay İl Başkanlığı'nı da ziyaret eden Bakan Yanık, burada partililerle bir araya geldi.

Yanık, ardından bir otelde düzenlenen ve başkanlığını yaptığı "Sivil Toplum Buluşmaları" toplantısında, İstanbul Genç İHH'nin Bursa'da düzenleyeceği Teknoloji Kampı'na giderken geçirdikleri trafik kazası sonucu yaşamını yitiren 4 kişiye Allah'tan rahmet diledi.

Bütün dünyanın ortak meselelerinden olan göç ve insani yardım konusunu odağına alan sivil toplum temsilcileriyle bir araya geldiklerini aktaran Yanık, buradan alacakları bilgilendirmelerin, önerilerin ve eleştirilerin kendileri için yol gösterici olacağını belirtti.

Yanık, toplumun bütün kesimlerini kucaklayan, insan odaklı ve hak temelli politikalarıyla, hizmetleriyle vatandaşların önündeki hukuki, sosyal ve fiziki engelleri kaldırmaya, sosyal korumaya dair her alanda sadece nicelik değil, niteliği de arttırmaya, daha bütüncül ve sistematik bir yaklaşımla devam ettiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bu doğrultuda farklı alanlarda çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla seri şeklinde planladığımız buluşmalarımızın istişare geleneğimize ve demokrasi kültürüne de önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum. Ayrıca, istişare toplantıları sonucunda bakanlığımızda bir ilk olmak üzere sivil toplum vizyon belgemizi ve eylem planımızı oluşturacağız. Bu anlamda sivil toplum kuruluşlarını, sosyal hizmet uygulamalarımızda önemli paydaşlarımız olarak gördüğümüzü de bir kez daha belirtmek isterim."

- "SİVİL TOPLUMLA İŞBİRLİĞİ DAİRE BAŞKANLIĞIMIZI KURDUK"

Sivil toplum kuruluşları aracılığıyla halkın istek ve taleplerine daha yakından bir projeksiyon tuttuklarını anlatan Bakan Yanık, şöyle devam etti:

"İhtiyaçları daha net ve kısa yoldan görebiliyoruz. Böylelikle sosyal hizmet desteğine ihtiyaç duyan vatandaşlarımıza daha hızlı ulaşabiliyor ve gerekli müdahalelerde bulunabiliyoruz. Sivil toplum kuruluşları genel anlamda sorunları yerinde görüp çözmemize ışık tutan yol arkadaşlarımız oluyorlar. Biz de sivil toplum kuruluşlarını hem sosyal hizmet alanında verdiğimiz eğitimlerle destekliyoruz hem de projelerinin hayata geçmesinde zaman zaman paydaş olarak katkı sunuyoruz. Böylelikle bakanlığımız ve sivil toplumun istişare zeminini kuvvetlendiren toplumsal barışa hizmet eden ve demokrasi iklimini koruyan önemli adımlar atıldığına inanıyoruz. Bu amaçla bakanlığımız bünyesinde Sivil Toplumla İşbirliği Daire Başkanlığımızı kurduk. Gayemiz, bütün çalışmalarımızda olduğu gibi sivil toplum iş birliklerimizde de hizmet anlayışımızı gelecek nesillere aktarabilmek."

Yanık, Anadolu gezildiğinde ekmeğini bölüşmeyecek, yolda kalmışa kapısını açmayacak insan çıkmayacağına dikkati çekerek, "Hatta bizim Çukurova'da bir atasözü gibi tabir, tanım vardır, cömert insanları tanımlarken, 'sofrası yerde' derler. Bu önemli bir iltifattır. Bu anlamda yardımlaşma ruhunu yaşatmak için büyük servetler gerekmediğine hepimiz şahidiz." diye konuştu.

Gönlü zengin her insanın, bir kardeşine sıcak çorba sunmanın o çorbayı içmekten çok daha lezzetli olduğunu bileceğini ifade eden Yanık, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Milletimiz yüzyıllardır bu güzelliklerle yoğrulan güzide bir millet. Bu sebeple günümüzde evlerinden uzakta yaşamak zorunda kalan pek çok insanın tercih ettiği ilk durak Türkiye olmaktadır. Şu anda dünyada 26 milyon mülteci, 82 milyondan fazla yerinden edilmiş insan olduğu biliniyor. Küresel etkilerle yaşanan hızlı dönüşümler, savaş ve ekonomik krizlerle birleşince ulus devlet sınırları eski anlamını yitirmeye başladı. Gelinen noktada dünya çapında güvenli yaşam arayışları arttı. Bu durum bazen bir zorunluluk sonucudur, bazen de daha iyisini arama yolculuğu. Fakat değişmeyen husus 21. yüzyılda ortaya çıkan yoğun nüfus hareketliliğidir. Öyle ki yaşanan gerçeklik mülteci ya da göç krizi olarak adlandırılmaktadır. Özellikle belli coğrafyalardan insanlar akın akın bütün dünyaya dağılmaktadır. Çatışma ve zulüm sonucu her dakika neredeyse 20 kişinin evinden edildiği bir dünyada iş birliği ve koordineli çalışma her zamankinden daha önemli. Siz sivil toplum kuruluşlarıyla yapacağımız iş birliği ise çok daha kıymetli."

- "TÜRKİYE'DE 5 MİLYON SIĞINMACI BULUNUYOR"

Bakan Yanık, Türkiye'nin 2021 yılı itibarıyla kitlesel olarak ülkeye giriş yapan Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yaptığını hatırlattı.

Türkiye'ye sığınanlar arasında Afganistanlılar, Iraklılar, İranlılar, Somalililer, çatışma ve savaşlardan kaçan diğer ülke vatandaşlarının bulunduğunu aktaran Yanık, "En önemlisi ülkemize sığınmış bu insanların yüzde 70'inden fazlasını kadın ve çocuklar oluşturuyor. Nitekim savaş ve benzeri zorlayıcı koşullardan da en çok kadın ve çocuklar etkilenmektedir. 3,7 milyonu Suriye'den olmak üzere toplam 5 milyon sığınmacıya güvenli bir liman olan Türkiye, insan hakları standartlarını belirlediğini iddia eden ülkelere bu süreçte insanlık dersi vermektedir. Hedefimiz, bize gelen, sığınan, bizimle yaşamaya devam eden herkese insan onuruna yaraşan, yakışan bir hayat sunmaktır." dedi.

- "SIĞINMACILARA PSİKOLOJİK VE SOSYAL DESTEK HİZMETLERİ VERİLİYOR"

İnsani yardımlarla ilgili her duruma özgü yeni projeler oluşturduklarını anlatan Yanık, şunları kaydetti:

"Bakanlık olarak Türkiye Afet Müdahale Planı'nda psikososyal destek hizmetlerine ilişkin ana çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Acil durum olarak değerlendirilen kitlesel göç kapsamında da bakanlık olarak psikososyal destek çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. Bu çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Türkiye'de bulunan geçici koruma ve uluslararası koruma statüsünde olan dezavantajlı kişilerin sosyal hizmetlere erişimini arttırmaya yönelik olarak da sosyal hizmet merkezlerimiz aracılığıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu merkezlerde sığınmacıların psikolojik ve sosyal anlamda güçlenmesi amacıyla psikososyal destek hizmetleri veriyoruz. İhtiyaç dahilinde bireysel danışmanlık, aile danışmanlığı gibi çalışmalar gerçekleştiriyoruz. İhtiyaç sahiplerini tespit etmek ve yerinde müdahaleyi gerçekleştirmek amacıyla saha taramaları ve hane ziyaretlerinde bulunuyoruz. Erken yaşta zorla evlilik, aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet, okul dışında kalan çocuk, çocuk işçiliği, ekonomik yoksulluk gibi konular başta olmak üzere hedef grubun yaşadığı sorun ve ihtiyaçlara yönelik vaka yönetimi yapıyoruz."

Güçlenme ve farkındalık oluşturmayı hedefleyen eğitimler verdiklerini bildiren Bakan Yanık, "Özellikle ebeveynlik becerileri, yaşam becerileri ve çocuk koruma konularına odaklanan bir eğitim içeriği oluşturmak amacıyla 2021 yılında Suriyelilere yönelik aile eğitim programının değerlendirilmesi ve ihtiyaç analizi çalışmamız ise halen devam ediyor ve bu çalışmayı da 2022 yılında sonuçlandırmayı ve eğitim içeriklerini tamamlamayı inşallah hedefliyoruz." şeklinde konuştu.

Yanık, başkanlığını yaptığı "Sivil Toplum Buluşmaları" toplantısında, Türkiye'nin göç akınlarının başladığı günlerden itibaren tamamen insani sebeplerle, özellikle eğitim, sağlık gibi konularda vatandaşlarına sağladığı imkanları sığınmacılara da sunabilmek için elini taşın altına koyduğunu söyledi.

Bu çabalarının uluslararası toplum tarafından da desteklenmesi yönündeki çağrılarının neticesi olarak AB ile Türkiye arasında anlaşmalar imzalandığını anımsatan Yanık, şöyle konuştu:

"Bu anlaşmalar kapsamındaki nakdi yardım bağlamında Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğümüz, üç önemli proje yürütmektedir. Birincisi, sığınmacıların, gıda, yakıt, kira gibi temel ihtiyaçlarının aylık nakit desteğiyle karşılanmasını sağlayan, AB tarafından fonlanan en yüksek bütçeli insani yardım projesi olan Acil Sosyal Güvenlik Ağı'dır. Bu proje kapsamında her ay Kızılay Kart ile ihtiyaç sahiplerine düzenli nakit akışı sağlıyoruz. Aynı zamanda 2016'dan bu yana bakanlığımızın, Türk Kızılay ile Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu iş birliğinde sürdürdüğü çalışmayla Türkiye'de yaşayan 1,8 milyondan fazla sığınmacının temel ihtiyaçlarını karşılamaktayız. Kovid-19 salgını koşullarında program faydalanıcılarının dışında kalan sığınmacıların sosyal yardıma olan ihtiyaçlarını göz önüne aldığımızda sosyal uyum yardımı faydalanıcılarını fonlarla desteklenmesi gerektiği açıktır."

- "706 bin 67 sığınmacı çocuk şartlı eğitim yardımından faydalandı"

Yanık, ülkeye sığınan çocuklara yönelik de proje hazırladıklarını anlattı.

Türk çocukları için 2003 yılından bu yana uyguladıkları Şartlı Eğitim Yardımı'nı 2017'den beri Milli Eğitim Bakanlığı, Türk Kızılay ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ortaklığında Türkiye'de geçici ve uluslararası koruma altında yaşayan çocukları da kapsayacak şekilde genişlettiklerini aktaran Yanık, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu proje kapsamında her iki ayda bir, ana sınıfı ile 12. sınıf arasındaki öğrencilere, okullarına düzenli devam etmeleri koşuluyla yine Kızılay Kart aracılığıyla maddi yardım yapmaktayız. Projeyle Eylül 2021 tarihli verilere göre 706 bin 67 sığınmacı çocuk, en az bir kez Şartlı Eğitim Yardımı'ndan yararlanmıştır. Eğitim hayatına sekte vurabilecek kültürel nedenleri bertaraf edebilmek için kız çocukları için ödeme miktarını erkek çocuklarınkinden, 9-12 sınıf arasındaki yardımları da daha küçük sınıflarınkinden biraz daha fazla tutmaya özen gösteriyoruz. Kayıp bir kuşağın önlenmesi için elzem olarak gördüğümüz bu projenin 2022 sonrasında da fonlanmaya devam etmesi için sadece sığınmacılar için değil tüm dünyanın geleceği için önem arz ettiğini de muhataplarımıza her fırsatta anlatıyoruz. Çocuğa yapılan yatırım, geleceğe yapılan yatırımdır anlayışımızı muhataplarımıza ifade ediyoruz."

- "86 bin 893 hane, 353 bin 155 kişiye nakit yardım ulaştı"

Yanık, Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü kapsamında Temmuz 2021'de uygulamaya başladıkları nakit yardımı projesi hakkında bilgiler verdi.

Bakanlığın, AB'nin ülkedeki en kırılgan yabancıların desteklenmesi amacıyla doğrudan hibe yoluyla desteklediği bu projeyi Türk Kızılay ile yürüttüğünü anlatan Yanık, şunları ifade etti:

"Nakit yardım projesinden, kırılganlık faktörü içermesinden dolayı engellilik, yaşlılık ve tek ebeveyn olmak gibi istihdama yönlendirilemeyecek durumda olan kişiler yararlanmaktadır. Yine Kızılay Kart aracılığıyla ilettiğimiz nakit yardımını Ekim 2021 tarihindeki dördüncü ödeme dönemi itibarıyla 86 bin 893 hane, 353 bin 155 kişiye ulaştırmış bulunuyoruz. Tüm bu yardımlar sayesinde Türkiye'de yaşayan yaklaşık 1,9 milyon yararlanıcı temel ihtiyaçlarını ve okula giden çocuklarının eğitim giderlerini karşılamıştır. Program faydalanıcılarının dışında kalan sığınmacıların sosyal yardım ve uzun vadeli sosyoekonomik önlemlere ihtiyaç duyduğu göz önüne alındığında uluslararası destekle projelerin devamının önemi ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda fonların arttırılarak devamının elzem olduğunu ifade etmek istiyorum. Bunu da nitekim uluslararası kuruluş temsilcileri muhataplarımızla görüştüğümüz her fırsatta kendilerine çok açık bir biçimde ifade ediyoruz. Geldiğimiz noktada ortaya çıkan tablo, sosyal hizmetlerimizin, vatandaşlarımızın ötesinde ülkemize sığınan korunmasız insanlara da ulaştığını bize göstermektedir. Bizim hizmet anlayışımız dil, din, ırk, renk gibi özelliklerin çok ötesinde, bir insani duyarlılığı kapsadığı için söz konusu durum bizim için bir iftihar tablosudur. Bunu bütün samimiyetimle ifade ediyorum."

- "Bakanlığımız sivil toplum kuruluşlarının tecrübelerine kulak vermeye hazır"

Yanık, kampları ziyaretinde sığınmacıların dualarını ve kendilerine karşı büyük bir teşekkür duygusuyla dolu olduklarını gördüğünü ifade etti.

Yardım çalışmalarının ciddi planlamalar gerektiren profesyonel bir alan olduğunu vurgulayan Yanık, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu anlamda bakanlığımız sosyal hizmet alanındaki çalışmalarının niteliğini ve sürdürülebilirliğini arttırmak adına sivil toplum kuruluşlarının tecrübelerine kulak vermeye her zaman hazır. Nitekim bu toplantı da zaten bu amaca matuf olarak düzenleniyor. Benzer şekilde sizlerin de bizlerden beklediği yardım ve destekler hususunda iş birliğine hazır olduğumuzu bir kez daha ifade etmek istiyorum. Sivil toplum ruhunu canlandırmak ve sosyal hizmetler alanında güçlenmemizi sağlamak adına ortak akıl ve bütüncül bir bakış açısıyla hareket etmemizin faydalı olacağına yürekten inanıyorum. Vatandaşlarımızın güncel ihtiyaçlarını tespit etme noktasındaki tecrübeleriniz kadar sosyal politika üretme konusundaki stratejik yaklaşımlarınız da bizim için çok kıymetli. Devam edecek odak grup çalışmalarımızda yapacağımız istişarelerle sizlerin değerli görüş ve önerilerinizi dinleyerek fikir alışverişinde bulunacağız."

- Toplantı çıktıları değerlendirilecek

Yanık, toplantıda alınacak görüş ve önerileri raporlayacaklarını, daha sonra bu anlamdaki vizyon belgelerinin şekillenmesinde içerik olarak da ayrıca kullanacaklarını anlatarak, şunları kaydetti:

"Sivil Toplum Buluşmalarımız sonucunda belirlediğimiz ortak hususlar ile bakanlığımız hizmetlerinin tamamını kapsayan ilk Sivil Toplum Vizyon Belgemizi 2022 yılı başında hazırlamış olacağız. Bu belge doğrultusunda oluşturacağımız eylem planı, bakanlığımız ve sivil toplum arasındaki iş birliğini çok daha güçlü hale getirecek ve yine sizlerin katılımlarıyla hayata geçirilecek eylemleri kapsayacaktır. Devam eden süreçte istişare toplantılarımız için düzenli bir işleyiş belirleyeceğiz ve bu çalışmalarımıza bakanlığımızın kalıcı politikaları arasında yer vereceğiz. Güçlü bir gelecek, öncü bir Türkiye için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Devam etmek zorundayız. Tahmin ediyorum hepimiz bunun üzerinde mutabık kalırız. İnsanların refahı ve mutluluğu adına sunduğumuz bütün hizmetlerin yeryüzünde iyiliğin çoğalması ve insani değerlerin güçlenmesine katkı sunması adına birer ilham kaynağına dönüşmesini diliyoruz. Bu toplantının bizim için sadece bakanlık çalışmalarını şekillendirmekte değil, o da kuşkusuz çok önemli ama bir ortak tutum belirleme, bu milletin vicdanını, bu milletin merhametini, bu milletin mazluma uzattığı eli göstermek açısından da çok önemli olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyorum."