20 Nisan 2021 Salı / 8 Ramazan 1442
Gece modu

Almanya'daki ırkçı saldırıya Başkan Erdoğan'dan ilk tepki: Tüm birimlerimiz süreci hassasiyetle takip ediyor

Başkan Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Açılış Töreni'nde konuştu. Almanya'daki ırkçı saldırıya ilişkin açıklamada bulunan Başkan Erdoğan, 'Başta Büyükelçiliğimiz olmak üzere ilgili tüm birimlerimiz süreci hassasiyetle takip ediyor.' dedi.

20 Şubat 2020 Perşembe 15:09 - Güncelleme: 20 Şubat 2020 Perşembe 15:53

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Açılış Töreni'nde konuştu. Başkan Erdoğan'ın açıklamalarında satır başları:

ALMANYA'DAKİ AŞIRI SAĞCI TERÖR SALDIRISI

Öncelikle dün gece Almanya’nın Hanau kentinde meydana gelen menfur saldırıda hayatını kaybeden gurbetçi vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine ve sevenlerine sabır niyaz ediyorum. Yaralılarımıza acil şifa diliyorum. Başta Büyükelçiliğimiz görevlileri olmak üzere ilgili tüm birimlerimiz süreci hassasiyetle takip ediyor, vatandaşlarımıza gereken desteği sunuyorlar. Alman makamlarının, saldırıyı tüm boyutlarıyla aydınlatmak için gereken her türlü çabayı göstereceğine inanıyorum.

 ANKARA İÇİN TARİHİ BİR AN

Bugün ülkemiz ve Ankara’mız için gerçekten tarihi bir ana şahitlik ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemizin açılışı vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.

Değerli kardeşim Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev’e ve kıymetli hanımefendiye, mutluluğumuza ortak oldukları için hassaten teşekkür ediyorum. Özbekistan, bizler için, medeniyet tasavvurumuzu şekillendiren âlimlerin yetiştiği ilim, irfan ve kültür dünyamızı besleyen hayat pınarlarımızdan en önemlisidir.

MİLLET KÜTÜPHANESİ İLE KÜLLİYEMİZİ TAMAMA ERDİRMİŞ OLUYORUZ

Başbakanlığım döneminde, devlet yönetim merkezi olarak tasarladığımız bu külliyede, mutlaka medeniyetimiz ve ülkemize yakışır bir kütüphanenin de yer almasını istedik. Camimiz, Kültür ve Kongre Merkezimiz, Sergi Salonumuz ve Kütüphanemiz ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinin, medeniyetimize layık bir eser haline gelmesini sağladığımıza inanıyorum. Külliyemizin diğer birimlerini daha önce hizmete sunmuştuk. Bugün açılışını yaptığımız Millet Kütüphanesi ile külliyemizi tamama erdirmiş oluyoruz.

4 MİLYON BASILI ESERLE ZENGİNLEŞTİ

Kütüphanemiz, daha inşa aşamasında yurt içinden ve 134 farklı dilde kitap akışı ile zenginleşmiş, çok farklı disiplinlerden 4 milyon adet basılı esere kavuşmuştur. Ayrıca, 120 milyon makale ve rapor yanında, 550 bin e-kitapla gerçekten önemli bir seviyeye ulaşmıştır. İnşallah bu kitap seferberliğini daha da genişletecek, en kısa sürede 5 milyonu da aşan bir hacme kavuşacağız. Bu vesileyle, şimdiye kadar kitap bağışında bulunan tüm kitapseverlerimizi tebrik ediyorum. Abdülbaki Gölpınarlı, Cemil Meriç, Cinuçen Tanrıkorur, Hasan Celal Güzel, Mehmet Şevket Eygi, Şefik Can gibi nice önemli ismin adları, inşallah koleksiyonlarıyla burada yaşamaya devam edecek.

Özellikle nadide eserlerden oluşan kütüphanesi bulunan tüm ilim, fikir ve sanat erbabımızı, eserlerini ve isimlerini yaşatmak üzere buraya bağışta bulunmaya davet ediyorum. Gelecekte gölgesinde oturamayacağımızı bilsek de bugün toprağa attığımız bu tohumlar, hepimiz için bir sadaka-i cariyedir. Böyle bir eserin medeniyetimize ve milletimize kazandırılmasında, mimari projesinden inşasına, donanımından işletmesine kadar tüm safalarında emeği geçen, katkısı olan herkese şükranlarımı sunuyorum.

"O KALEMLE YAZMAYI ÖĞRETENDİR, İNSANA BİLMEDİĞİNİ ÖĞRETENDİR"

Bu kütüphane ile tarihe uzanan köprüler kuruyor, coğrafyalar arasında kavşaklar inşa ediyoruz. İstiyoruz ki gençlerimiz, araştırmacılarımız, milyonlarca kitabın bulunduğu rafların arasında dolaşsın. Cihannüma adını verdiğimiz kubbenin altında, ilmin denizinde yüzsün. İbn-i Sina ile insan bedenine, Farabi ile insan ruhuna insin. Aristo ile düşüncenin koridorlarında gezsin. Gazali ile hikmete kulak versin. Büyük okuma salonumuzun kubbe çevresinde, Alak Suresi’nin “O kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir” ayetleri yazıyor. Bu ayet-i kerimenin ışığında gençlerimiz, Yunus’un ifadesiyle “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir” diyerek kendi özlerini tanısın.

“MİLLET KÜTÜPHANEMİZ TAM BİR KÜLLİYE OLARAK HİZMET VERECEK”

İnşallah gençlerimiz bu mekânda, hakiki bir dost olan kitapla bağlarını güçlendirecekler. Kütüphanemizle ilgili detayları, biraz önce filmimizde hep birlikte izledik. Gerçekten Millet Kütüphanemiz tam bir külliye olarak hizmet verecek. Burasını, sadece kitap raflarının dizili olduğu bir mekân değil, aynı zamanda ilim erbabını buluşturan bir ilim merkezi, bir kültür merkezi olarak tasavvur ettik. Öncelikle Ankara’mız, sonra tüm Türkiye için. Bir benzerini de İstanbul’da inşa ediyoruz.

Kitap kültürü etrafında çalışmaların icra edileceği, ilim meclislerinin toplanacağı bir mekân olarak inşa ettik. Araştırmak, okumak, yazmak, ders çalışmak için buraya gelen tüm misafirlerimize, günün 24 saati, az önce söylediğim gibi çay-kahvesinden simidi ve kekine kadar tüm hizmetler ücretsiz olarak sunulacak. Kütüphanemize, yeni kimlik kartları sistemi okutularak doğrudan giriş yapılacak.

RAMİ KIŞLASI’NA İNŞA EDİLEN KÜTÜPHANE YAKINDA HİZMETE GİRECEK

Gençlerimizin teknoloji alanındaki gelişimlerine katkı sağlamak üzere kurduğumuz Deneyap Teknoloji Atölyelerinden biri de kütüphanemizde faaliyet gösterecek. Öyle zannediyorum ki, burası İstanbul’u kıskandıracak bir kütüphane olacak. Ama İstanbullular da üzülmesin. İnşallah Rami Kışlası’na inşa ettiğimiz muhteşem kütüphaneyi de yakında milletimizin hizmetine sunacağız.

HATT-I HÜMAYUN SERGİSİ’NDE ORİJİNAL BELGELER BULUNUYOR

Kendi başına bir değer olan kütüphanemizde bugün, çok önemli iki serginin de açılışını yapıyoruz. Bunlardan biri, Devlet Arşivlerimiz tarafından düzenlenen Hatt-ı Hümayun Sergisi’dir. Bu sergiyle, milletimizin ilk defa göreceği çok orijinal belgeleri gün yüzüne çıkarıyoruz. Türkiye olarak öyle bir arşive sahibiz ki onlarca ülke kendi tarihini yazmak için buradaki milyonlarca belge deryasına dalmak durumunda kalıyor. Üç ay boyunca açık kalacak bu sergide de, o ummandan sadece bir avuç diyebileceğimiz padişah el yazıları, milletimizin nazarına sunuluyor.

Gençlerimiz, Kanuni Sultan Süleyman’ın bizzat el yazısını görecek, Gülhane Hatt-ı Hümayunu diye derslerden ezbere bildikleri metnin orijinali ile ilk kez karşılaşacaklar. Bu sergide, bir devlet adamının, bir padişahın sanatta ne derece ileri gidebildiğini gösteren, Sultan İkinci Mahmut’un zevk-i selimi ile de karşılaşacağız.

MÜREKKEBİN İZİ SERGİSİ

Bir diğer önemli sergi, Yazma Eserler Kurumumuz tarafından tertiplenen “Mürekkebin İzi Sergisi”dir. Kitapların anası Kur’an yazmaları arasında, “yazının yüzünü ağartan hattat” olarak bilinen Karahisari başta olmak üzere, Şeyh Hamdullah, Hafız Osman, Hasan Rıza Efendi’nin meşhur mushafları, ilk kez böyle kapsamlı bir sergide bir araya gelecekler, buluşacaklar. Uluslararası çok sayıda ziyaretçinin de gelip göreceğini umduğum bu sergide, Süryanice, Yunanca, Arapça, Ermenice İnciller, Tevrat ve Zebur gibi kutsal metinler de yer alıyor. Bunların yanında sergimizde, Kelile ve Dimne’den Kitab-ı Bahriye’ye, Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nden 800 yıllık bir Satranç Kitabı’na kadar dini ve akli ilimler alanında birçok yazma eser de göreceğiz. Özellikle gençlerimize, ders kitaplarında adlarını öğrendikleri bu eserlerin, gelip asıllarını bizzat görmelerini tavsiye ediyorum. Evlatlarımız, kültür ve medeniyet dünyamızın müstesna eserlerini, akl-ı selim, kalb-i selim ve zevk-i selim bir medeniyetin mücevherleri olan kitap sanatlarını burada tanısınlar.

SERGİDE DİVAN-I LÜGATİ’T-TÜRK DE VAR

Sergide yer alan önemli eserlerden birisi de, Divan-ı Lügati’t-Türk’tür. Türkçemizin hafızası, ilk sözlüğümüz olan bu eser, bize müellifi Kaşgarlı Mahmut kadar, bir ismi daha hatırlatır ki, onu da anmadan geçmeyelim. İstanbul Fatih’teki Millet Kütüphanesinin kurucusu Ali Emiri Efendi, bütün varlığını kitaba adamış bir hafız-ı küttaptır. Divan-ı Lügati’t-Türk’ü, bir sahafta tesadüfen görüp satın almış ve millete hediye ettiği kütüphanesine koyarak, eseri ölümsüzleştirmiştir. Tıpkı Ali Emiri Efendi gibi, muhibban-ı kütübün önemli isimlerinden “ayaklı kütüphane” olarak bilinen İbnül Emin Mahmut Kemal İnal ile “kütüphane içinde bir kütüphane” olan Bayezid Devlet Kütüphanesi emektar müdürü İsmail Saib Sencer’i de rahmetle yâd ediyoruz.

Kütüphane ve arşivciliğimize hizmeti geçmiş bu isimlerin emanetlerine sahip çıkma sözünü buradan bir kere daha tekrarlıyoruz. Gerek Devlet Arşivleri Başkanlığımıza, gerekse Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı nezdinde Kültür Bakanlığımıza bu iki güzel sergi için teşekkür ediyor, emeği geçenleri tebrik ediyorum.

Bir kez daha Millet Kütüphanemizin, şehrimize, ülkemize ve tüm dünyaya hayırlı olmasını diliyorum. Özbekistan Cumhurbaşkanı Aziz Dostum Mirziyoyev ve Muhterem Hanımefendi’ye heyecanımıza ortak oldukları için özellikle teşekkürlerimi sunuyorum. Dünyanın farklı ülkelerinden kütüphanelerimize katkı sunan, destek veren tüm dostlarımıza buradan teşekkür ediyorum. 

(TRT Haber)