8 Şubat 2026 Pazar / 21 Saban 1447

Bazen veli bazen deli

İnsan, sürekli dönen dünyanın içinde, son durakta inmeyi beklerken, toplumun sırtına yüklediği misyonu, hiçbir şekilde zarar vermeden taşımaya çalışıyor. Herkes, herkesin isminin altına, “yapar’’ ya da “yapmaz’’ şeklinde, liste yapıyor.

1 Haziran 2015 Pazartesi 07:00 - Güncelleme:
Bazen veli bazen deli

ÖMER ALİKILIÇ yazdı...

Hayatın bazı noktalarını, çıplak göz ile çözmek mümkün olmadığı gibi, insanları sadece çıplak göz ile süzerek, ne karakteri tam olarak belli oluyor, ne yüreğinin ne derece değerli olduğu, ne de ham maddesinin ne kadar kaliteli olduğu. İnsanlar, tıpkı bir kitap gibidir, kapak resmi çok kaliteli, çok şık, çok merak uyandırıcı ve son derece ilgi çekici olabilir, ancak kitabın kalitesini, sadece ama sadece, içinde saklı olan cümleler belirler…

Her birimiz hayatı yaşarken, üstümüze belli kalite düzeyinde bir elbise giyip, her zaman o elbiseye uyan şekilde davranıyoruz. Oysa üstümüzdeki elbise, nasıl olursa, fiyatındaki sıfırların sayısı kaç olursa ve kumaşı ne kadar kusursuz olursa olsun üstündeki elbise ile, hayatin her yerine girebilmeli insan. Gerektiği zaman aynı elbise ile, Başbakanın, Cumhurbaşkanının yanına da çıkabilmeli, yeri geldiği zaman, bir çöpçünün yer sofrasına diz kırabilmeli. Eğer bunu yapacak yüreğin varsa, evet sen gerçek bir insansın demektir. Eğer bu egona zor geliyorsa, çok üzgünüm ama, sen sadece nefes alan koca bir hiçsin…

Ne yazık ki her birimiz, dünyaya geldiğimiz andan itibaren, belli bir misyon yüklenip, yürüyüp gidiyoruz hayat yolunda. Yüklendiğimiz ya da daha doğrusu, toplumun bize yüklediği misyondan, bir adım bile dışarı çıkamıyoruz. Evet elbette ki, toplumun belli başlı kuralları var ve bu topluma ait herkesin, o kurallara uyma zorunluluğu da var. Dünyanın tapusunda, ne yazık ki hiç kimsenin ismi yazmıyor. Dünya, içinde sen ya da ben olduğum için değil, dünya sadece, durmanın vakti gelmediği için dönüyor…

İnsan, sürekli dönen dünyanın içinde, son durakta inmeyi beklerken, toplumun sırtına yüklediği misyonu, hiçbir şekilde zarar vermeden taşımaya çalışıyor. Herkes, herkesin isminin altına, “yapar’’ ya da “yapmaz’’ şeklinde, liste yapıyor. Bu listeler, ya insanı korkak, pısırık, hakkını almayı bilmeyen haline getiriyor,  ya da kendini bulutların üstünde gören, “değer’’ kavramının, sadece ama sadece kendinde olduğunu zanneden ve sanki çok büyükmüş gibi, herkesi küçük gören, egolu ama değersiz insan haline getiriyor.

Oysa her insanın yüreğinin bir köşesinde, hayattan bir parça olmalı. İnsan, yeri geldiği zaman, veliye de selam verecek, deliye de. “Selam vermeli’’ değil, selam verecek.  Zaten, yüksek bir mevkiye her gelen, saygI gösterilen her insan veli olamaz. Çünkü kimin veli, kimin deli olduğunu, ancak Allah bilir.

Evet her insan, hayatta istediği her şeye sahip olabilir, istediği her mevkiye gelebilir, bunu hiç kimse inkar edemez. Ancak bütün bunlar, ne yazık ki kişiyi insan yapmaz. Bir kişi istediği yüreğe selam verip, istediği yüreği es geçiyorsa, cebindeki para ile, herkesi ve her şeyi alacağını sanıyor, etrafa her zaman küçümser göz ile bakıyorsa, değil insan, hayvandan bile daha değersizdir . Ve kişi, veliye verdiği değerin, aynısını deliye verebiliyorsa insandır…

ÖNERİLEN VİDEO

Fatih'te banka soygunu: Yeni görüntülere ulaşıldı

Kapat
Video yükleniyor...