9 Şubat 2026 Pazartesi / 22 Saban 1447

Metin Şentürk'ten duygulandıran sözler: Benim adam olabilmem için düğmeye basmış

24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'nün sorularını yanıtlayan Sanatçı Metin Şentürk, 'Annemden Allah razı olsun. Benim adam olabilmem için düğmeye basmış.' dedi.

HABER MERKEZİ9 Şubat 2026 Pazartesi 13:01 - Güncelleme:
Metin Şentürk'ten duygulandıran sözler: Benim adam olabilmem için düğmeye basmış

Sanatçı Metin Şentürk, 24 TV Arafta Sorular programında Star Gazetesi Yazarı Esra Elönü'nün sorularını yanıtladı.

'Aaa! Annem! Annem mi gidecek?" dedim. Burada mı kalacağım? Küçücük bir çocuğum. Yatılı okul nedir bilmiyorum. Anneme sarıldım. Beni annemden ayırdıklarında, annemin pardösüsündeki düğmeler benim ellerimde kalmıştı. Kırılma noktasıymış. Bunu sonra anlıyorsun. Ne yapmış annem? Benim adam olabilmem için düğmeye basmış.'

İnsan hayatında kırılma noktaları vardır ve bunlar çok fazla olmuyor. Oraları iyi yakalamamız lazım. Ben ilkokulu sekiz sene yatılı okul okudum. Rahmetli annem hayatımın mimarı ve meleğidir. Beni yatılı okula götürdüğünde orada kalacağımı bilmiyordum. 6 yaşındayım. Annem Kosovalı bir hanımefendiydi. Okuma yazma bilmezdi. Arnavut kökenli olduğumuz için Türkçesi de çok düzgün değil ama çok samimiydi. Annem, 'Evladıma iyi bakın bre, üstünü açar geceleri örtün onu. Yemek yemez mızmızdır aç kalmasın.' dedi ve içimden annem gidecek mi dedim. Çocuktum yatılı okul nedir bilmiyorum. Anneme sarıldım. Annemin üzerinde pardüsesi vardı sarılmıştım ve annemden ayırdıklarında düğmeleri benim ellerimde kalmıştı. Ama o zaman kırılma noktasıymış. Bunu sonra anlıyorsun. Ne yapmış annem? Benim adam olabilmem için düğmeye basmış. Okulda kaldığımda ranzamda üstüme battaniyeyi çekip çok ağlardım. 'Allah'ım ben ne olacağım?' diye sorardım. Hiçbir şey cevap alamıyordum ama kendimden. Birkaç ay sonra bir cevap aldım. İçimdeki ses dedi ki bana, 'Senden bir şey olur oğlum. Merak etme.' O sese sarıldım. O umudu gönlümde devamlı diri tuttum. O günden bugüne de hayatın şifresini çöze çöze geldim ama umuda sarılmak ve sabrı öğrenmek çok önemli. Bin şükür. Çünkü sanatçı olacağımı da bilmiyordum. Bilmediğim bir binada 60 tane kör talebe ile beraber yalnız bırakıldım. Ve orada ne olacak? Evinde bir ezberim var. Hayatını kolaylaştıran konfor var. Fakat sonra anladım ki insan bazı yalnızlıkları ve bazı acıları çok erken yaşayınca çok başka türlü bir başarıya tabi ulaşabiliyor. Annemden Allah razı olsun.

'Dilinle düzeltemiyorsan elinle düzeltemiyorsan kalbinle. Bu kadar kalp orası için atıyor. Orası (Filistin) mutlaka iyi bir sona bağlanacak ve herkes de bunu görecek.'

Kötülüğün çok cırtlak bir sesi vardır, İyilik de naiftir. Hazreti Ömer'in çok güzel bir lafı vardır, 'Zalim zulmünde ısrar ediyorsa sonu yakındır, mazlum sabrında ısrar ediyorsa zaferi yakındır.' Yüce Rabbim bize her gün 24 saatin karşılığında 86 bin 400 saniye veriyor. Bunu kötüye de veriyor iyiye de veriyor. Çalışkana da veriyor tembele de veriyor. Netanyahu'ya bile veriyor. İnsanlara acı çektiren bazı insanlar zaten elbiseli şeytanlar ve onlar bize ibretlik veriliyor. Allah'ın adaletine inanıyorsanız bu zulme sebep olanlar Cehennem kapıları açıldığında yanacaklar. Hazreti Peygamberimiz Müslümanlığı yaymak için birçok mücadeleler verdi, birçok kayıplar verdi, birçok savaşlar oldu. Bazı şeyler toplumsal anlamda hepimizin canını yakıyor. Bu coğrafyada böyle şeyler oluyor. Günün sonunda her zaman iyilik kazanır. Çünkü bu dünya iyilik üzerine kurulmuş. Kötülükle de hiçbir zaman yani kötülüğün iyiliği yendiği geç olabilir. Onda da bir ibret vardır, bir ders vardır. Kötülük kazanamaz. Teselli değil bu bir gerçek. Başka olaylara bakalım. Kötü insanların olduğu zamanlarda yaşanılan sonuçlara bakın. Çok acılar çekilmişse çok acılar yaşanmıştır. O ilahi idarenin adaletiyle bir yere bağlanmıştır. Acılarla, dünyada acıların üstüne çok şey kurulu. Ama acılar öldürmüyorsa güçlendiriyordur. Birçok deprem oldu. Bakın 11 ilimiz değil mi? Geçen haftaydı herkesin kayıplarına da buradan başsağlığı diliyorum, sabır diliyorum kalanlara. Ama ilahise ve idare bir şekilde yeryüzündedir. Bunu asrın felaketi olarak söyleyeceğimiz şekilde değil mi? Bizi ne yaptı? ? Kaderin üstündeki kadere, İlahi idareye neden diyemeyiz değil mi? Bir yerde çok kötü bir şey olurken elimizden geleni tabii yapacağız. Düzeltebiliyorsan dilinle. Dilinle düzeltemiyorsan elinle düzeltemiyorsan kalbinle. Bu kadar kalp orası için atıyor. Orası mutlaka iyi bir sona bağlanacak ve herkes de bunu görecek.

'Ben körüm ama nankör değilim.'

Yokluğu anlatmak çok kolaydır varı anlatmak zordur. Bana bir abim dedi ki, 'Yüzde kaç görüyorsun?' ben de dedim ki sen de bunu yapıyorsan millet ikilimde kalıp sormakta haklı. 'Çok iyi giyiniyorsun fiziğin yüzün gözün kör gibi de yürümüyorsun, o zaman bana körlüğü tariff et.' dedi. Abi gözlerini kapat bir dakika birkaç saniye geçtikten sonra aç bak körlük böyle bir şey şimdi sen bana görmeyi anlat bakayım dedim. Durdu kaldı 'Yine vurdun yine gol oldu.' dedi. Bana görmeyi anlatamıyorsun çünkü yoku anlatmak kolaydır varı anlatmak zordur. İnsan yokluğun da kendini güçlendirdiğine inanmalı. Yokluk var edebil diye var. Beynini çalıştır ve bu girdaptan çık. Kimse çok zengin olmak zorunda değil öyle bir dünya da yok. Bana göre sayı arttıkça kederler de eşlik ediyor. Eğer kendi dışarıdaki bir hayata bakıp bir şeye özenerek oradaki hayal gücünü oralarla yöneterek bir şey yapıyorsan bil ki duvara çarpacaksın ama kendi elindekini kıymetlendirmek için yol arıyorsan bil ki istediğin şeyleri olacaksın. Ben körüm ama nankör değilim.

ÖNERİLEN VİDEO

Kaygan yol kazayı beraberinde getirdi: O anlar güvenlik kamerasında

Kapat
Video yükleniyor...