27 Ekim 2020 Salı / 10 RebiülEvvel 1442
Gece modu

BM Suriye eski Özel Temsilcisi Mistura: Birçok ülke ordusunun bulunduğu Suriye'de Türkiye garantör konumunda

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle bu yıl video konferans yöntemiyle yapılan 7. İstanbul Arabuluculuk Konferansına katılan uzmanlar, ara buluculuk faaliyetlerine olumsuz etki eden başlıklar arasında sorunun adını koyamamak ve sorunun çok taraflı hale gelmesini saydı. Oturumda konuşan BM Suriye eski Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, 'Suriye'de Türkiye muhaliflerin, Rusya ve İran ise rejimin garantörü gibi hareket ediyor. Suriye'de birçok ülkenin ordusu bulunurken çok oyunculu bu soruna Astana sürecinde bazı çözümler üretildi ve bu mutluluk verici. En azından çatışmaları durdurdu' dedi.

AA17 Eylül 2020 Perşembe 15:58 - Güncelleme: 17 Eylül 2020 Perşembe 16:02

Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenen "7. İstanbul Arabuluculuk Konferansı"nın ilk oturumuna eski Birleşmiş Milletler (BM) Ortadoğu Özel Koordinatörü Alvaro De Soto, eski BM Libya Destek Misyonu Başkanı Ghassan Salame, eski BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ile Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Ukrayna Özel Gözlem Misyonu Başkanı Büyükelçi Halit Çevik, Afrika Birliği Çatışma Önleme ve Erken Uyarı Birimi Başkanı Fred Ngoga-Gateretse konuşmacı olarak katıldı.

Salame yaptığı konuşmada, büyük güçler arasındaki güç çekişmesinin barışın sağlanmasında radikal değişikliklere yol açtığını belirterek, "Bölgesel güçler çatışmalara doğrudan destek veriyor. Grupları destekliyorlar. Bazen paralı askerler gönderiyorlar veya başka ülkelerden paralı askerler için para ödüyorlar. Fraksiyonlara çok fazla para ve silah sağlıyorlar." diye konuştu.

Bugün "iç savaş" olarak anılan çatışmaların tamamında dış müdahaleler görüldüğünü vurgulayan Salame, bu ortamda BM ile diğer bölgesel ve küresel kuruluşların ara buluculuk yapmakta zorlandığına dikkati çekti.

Bazı ara bulucuların özellikle İslam ve laikliği çözümün merkezine koymasının yanlış olduğunu değerlendiren Salame, "Çoğu zaman sorunun ideolojik olduğunu düşünüyorlar. Aşiretleri bir araya getirme fikri veya laikliğe karşı İslam fikrinin safça olduğunu düşünüyorum. Dikkate alınması gereken daha önemli bir paradigma daha var o da ekonomidir. Çatışmada ara buluculuk yaparken tanım yapma kalitesinin önemli olduğunu düşünüyorum." dedi.

- Çok taraflı hale gelen sorunlar

Çatışmaların Soğuk Savaş döneminin ardından milliyetçi ya da dini boyutlu çatışmalara dönüştüğünü gözlemlediğini ifade eden Stafan de Mistura, böyle bir dönemde çok taraflılığın ara buluculuğu zorlaştırırken bazen de başarılı sonuçlar verdiğini bildirdi.

Çok taraflılığın, İran'la yapılan nükleer anlaşma ve Suriye'yle yapılan kimyasal silahların yok edilmesi anlaşması gibi konularda başarılı olduğunu söyleyen de Mistura, şunları kaydetti:

"Astana süreci de buna örnektir. Suriye'de Türkiye muhaliflerin, Rusya ve İran ise rejimin garantörü gibi hareket ediyor. Suriye'de birçok ülkenin ordusu bulunurken çok oyunculu bu soruna Astana sürecinde bazı çözümler üretildi ve bu mutluluk verici. En azından çatışmaları durdurdu ve ateşkes ile barışın sağlanması için bir zemin oluşturarak tarafların ajandalarının tartışılmasını sağladı."

Suriye'de grupların birbirini anlamamasının sorunu büyüttüğüne işaret eden de Mistura, çok taraflılığın kötü yanlarından birinin ise sorunun daha büyük bir alana yayılmasıyla kamuoyu gözünde asıl sorunun unutulması olduğunu aktardı.

- Salgın ara buluculuk faaliyetlerini güçleştiriyor

Çevik de yaptığı konuşmada, sorunun adının konması noktasında yaşananların, sorunu çözmede zorluk çıkardığını dile getirdi.

Rusya ve Ukrayna ile ara buluculuk görevi üstlenen AGİT'in oluşturduğu Üçlü İletişim Grubunun iki ülke arasındaki gerilimin "çatışma" olarak adlandırılmasında bile zorluklar yaşadığını söyleyen Çevik, "Ukraynalılara sorsanız bu Rusya ile Ukrayna arasında bir çatışma ama Ruslara sorsanız bu Ukrayna'nın doğusunda bir karışıklık." ifadelerini kullandı.

Çevik, ara buluculuk çalışmalarına sadece tarafların gerilimi tanımlamakta yaşadığı anlaşmazlığın değil aynı zamanda salgının da etki ettiğini belirterek, "Görüşmelerimizi bilgisayar başında ve uzaktan yapıyoruz. Önceki gibi bir araya gelerek, kahve aralarında görüşerek yapamıyoruz. Bunlardan fayda göremiyoruz." dedi.