ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava saldırılarında 12 gün geride kaldı. Geçen yaz 12 günde neticelenen ve bombardımana adını veren süre bu defa yeterli bulunmadı. 12 gün savaşları sonrasında Trump "İran'ın nükleer kapasitesini yerle bir ettik, hiçbir şey kalmadı" demişti ama sekiz ay sonra yeniden kapsamlı bir saldırı başlattıklarına göre geçen yıldan epeyce tesis kalmış olmalı.
Orta Doğu'yu daha önce de defalarca kana boyanan ABD-İsrail ikilisi İran'da taş üstünde taş bırakmama hedefiyle saldırırken İran savaşı bölgeye yayma stratejisiyle kelimenin tam anlamıyla ateşle oynuyor.
İRAN KOMŞULARINI VE DİN KARDEŞLERİNİ VURUYOR
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Katar, Kuveyt, Irak ve Umman –ki Umman son müzakerelerin arabulucusu konumundaydı- İran'dan ateşlenen füzeler ve dronlarla vuruldu. ABD'ye ait askeri üsler, sivil merkezler, enerji altyapısı ve limanlar hedef alındı, can kayıpları oldu. Körfez ülkelerinin uzun yıllar boyunca büyük yatırımlar ve tanıtımlarla elde ettiği "güvenli, konforlu, ışıltılı turizm merkezi" algısı ve olgusu büyük hasar aldı.
Halihazırda ABD tarafından savaşın sonuna gelindiğine dair bazı açıklamalar yapılsa da ABD-İsrail saldırıları durmadığı için İran da komşularına ve din kardeşlerine vurmayı sürdürüyor.
Körfez ülkeleri yaşanan ilk şok ve öfkenin, sınırlı da olsa saldırıya saldırıyla mukabele edişin ardından artık kısa-uzun vadede ne yapacaklarına bakıyorlar.
KÖRFEZDE UYANIŞ: ABD ÜSLERİ KORUMUYOR, HEDEF YAPIYOR
BM şartının 51. Maddesi gereği meşru müdafaa hakkını saklı tutan ülkeler egemenlik haklarının ihlal edilmesini kınamanın, reddetmenin, ortak bildiri yayımlamanın onları İran füzelerinden korumadığının farkında.
Geçen yaz İsrail'in Katar'ı vurmasıyla yaşanan sarsıcı uyanış bu kez bölgede İran saldırısıyla pekişiyor.
ABD'ye rüşvet kabilinden verdikleri milyonlarca dolara ve topraklarını ABD'ye açmalarına rağmen ABD tarafından korunmadıklarını acı biçimde öğrendi Körfez ülkeleri. Hem korunmadıklarını hem bu üsler nedeniyle hedef haline geldiklerini.
Hala ABD ile ittifakı gözden çıkarmış değiller. Kendilerine yönelen saldırılarda -İran'ın beklentisinin aksine- İran'ı suçlu buluyorlar.
Ama bir yandan da kendilerini korumak amacıyla yeni adımlar atmaya hazırlanıyorlar.
BAŞKENTLER YENİ BİR GÜVENLİK ŞEMSİYESİ ARIYOR
Kaynaklardan dinlediğim bilgiye göre Körfez ülkeleri İran saldırısı sonrasında İran'a karşı kendi aralarında dayanışma ve yeni bir askeri yapılanma, savunma mimarisi oluşturmak için harekete geçmiş. Başkentler arasında karşılıklı görüşmeler olmuş.
Ankara bu gelişme sonrasında yapıcı ve uzun vadede başka sorunlara yol açmayacak bir duruş ortaya koymuş. Bölge ülkelerinin ortak bir güvenlik şemsiyesi altında toplanması faydalı bulunurken çerçevenin doğru konulması gerektiği ifade ediliyor.
ANKARA AKILCI VE UZUN VADELİ BİR OLUŞUMDAN YANA
Kaynaklara göre Ankara Körfez ülkelerinin İran'ı hedefleyerek kendi arasında bir ittifaka yahut askeri güvenlik mimarisine girmesini doğru bulmuyor. Böyle bir yaklaşımın bölgedeki polorizasyonu daha da artıracağını ve yaşanan sıkıntıların maliyetini artıracağını düşünüyor.
Bunun yerine başlangıçta belki bir kaç ülkenin bir araya geleceği, sonra sayının daha da artabileceği yeni bir oluşum olabilir, deniyor. İran'ı ya da bir başka komşu ülkeyi düşmanlaştırmadan ve hedef ülke gibi işaretlemeden kendi güvenlik ihtiyacını önceleyen bir yapıya olumlu yaklaşılıyor.
Önümüzdeki haftalarda bu yapılanmanın ortaya çıkışına şahitlik edeceğiz. Takipteyiz.