4 Nisan 2026 Cumartesi / 17 Sevval 1447

Borç için el pençe durulduğu günler

Bülent Ecevit’in 1997’de ANASOL-D 1999’da da ANASOL- M formülüyle kurduğu hükümetler Türkiye’ye tam bir kabus yaşattı. Ülke ekonomisi dibe vurup, bankalar batarken kurtarıcı olarak getirilen Kemal Derviş’in acı reçetesi de fayda etmedi.

Şerife Güzel - Koalisyonlu yıllar 224 Mayıs 2015 Pazar 07:00 - Güncelleme:
Borç için el pençe durulduğu günler

18 Nisan 1999 seçimlerinden sonra DSP-MHP-ANAP Koalisyonu ile kurulan Ecevit Hükümeti, IMF politikalarına boyun eğerek, üç yıllık bir “Stand-By Anlaşması” imzaladı.

Deprem üstüne deprem

Hükümet sıkı kur politikasından dalgalı kur politikasına geçince ekonomi çöktü. Türkiye ekonomisi, eşi görülmemiş bir kaos içine sürüklendi. Piyasalar bozuldu. Hükümet çaresiz kaldı. Ekonomideki kötü gidişin üzerine bir de Marmara’yı yerle bir eden deprem felaketi eklendi. 1999’un sonlarında yüksek kamu zamları yapıldı. Kamu kesimi enflasyonunun 2000 yılının başında yüzde 2 dolayında kalacağı varsayıldı. Ancak Ocak ayında kamu enflasyonunun bazı sektörlerde yüzde 30’u aştığı görüldü. Türkiye’de hisse senedi alan bazı yabancı fonların bir bölümü sessiz sedasız Türkiye’den ayrıldı. Ancak bu olay, borsa endeksinde önemli düşüşle anlaşılabildi. Borsa endeksi, bir ayda yüzde 21 azaldı. Bu olay program konusunda bazı somut kuşkular doğurdu. Ancak krizin ayak seslerini kimse duymadı. Kiralarda yüzde 50’ye yakın artış görüldü. Kamu kesimi ücret artışı yüzde 60-70’lere ulaştı. Enflasyon yüzde 60’ları buldu.

Bankalar batmaya başladı

Yavaş yavaş gelen kriz, 2000 Eylül ayı sonunda bankacılık sektörünü vurmaya başladı. İlk  olarak Bayındırbank’ın Romanya’daki bankasının battı. Bayındırbank’ı kurtarmak için Vakıfbank’tan kredi sağlanması, Türk bankacılık sistemindeki bozulmayı tetikledi. Bu olay, Türkiye’deki krizin bankacılık sisteminde başlamasının ilk sinyali olarak tanımladı.  Etibank TMSF bünyesine alındı. Etibank’ın TMSF’ye devri, örtülü ortağı görünümündeki Demirbank’ın zor durumdaki bankalar listesine girmesine neden oldu. Demirbank’ın dış borçlanma kanalları tıkandı. Faizler artmaya başladı. Diğer kamu bankaları da, faiz artışına uymak zorunda kalınca yabancılar satışa başladı.

REFAHYOL tam başaracaktı ki...

28 Haziran 1996’da Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın Başbakanlığında RP-DYP Koalisyonu 54. Hükümet olarak kuruldu. Anlaşmaya göre, Başbakanlık dönüşümlü olarak el değiştirecekti. DYP-RP tarafından kurulan 54. Hükümet, TBMM’de 265’e karşı 278 oyla güvenoyu aldı. Ancak Refahyol’a ‘ret’ oyu veren Emre Gönensay, İsmet Sezgin, Cavit Çağlar, Köksal Toptan, Rifat Serdaroğlu, Mehmet Köstepen, Mehmet Batallı ve Refaiddin Şahin DYP’den istifa etti.

Refahyol’un Başbakanı Necmettin Erbakan, IMF isteklerine boyun eğmedi. Milli politikalara ağırlık verip, milli kaynakların değerlendirilmesi yoluna girdi. Havuz sistemi ile rantiyecilere darbe indirilmiş, israf ve haksız kazanç sahibi rantiyecilerden kesintilerle 32 milyar dolar bütçeye katılmıştı. İşçi memura yüzde 100 dolayında zamlar yapılmış, büyüme rakamları yüzde 7’yi aşmıştı. Denk bütçe açıklanmış, D-8 kurulmuştu.

11 aylık iktidarlardı döneminde önemli icraatlara imza atan REFAHYOL, Türkiye’de koalisyonlar tarihinde en başarılı hükümet olarak kayıtlara geçecekti. Ancak bu kez de 28 Şubat süreci başlatılarak hükümeti yıkma planları hayata geçirilmeye başlandı.

Askerin baskıları sonucunda DYP’den istifalar başladı. Ardından irtica manşetleri, askerlerin Sincan’da tank yürütmesi, dış baskılar peşpeşe geldi. Sonunda Erbakan, 29 Haziran 1997’de görevi Tansu Çiller’e devretmek üzere istifa etti. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, hükümeti kurma görevini Tansu Çiller’e vermeyince Refahyol Koalisyonu sona erdi.

ANASOL-D DÜŞÜRÜLDÜ

REFAHYOL’UN bir müdahale ile indirilmesinin ardından Süleyman Demirel, hükümet kurma görevini,  Çiller yerine Mesut Yılmaz’a verdi. 30 Haziran 1997’de CHP’nin dışarıdan desteğiyle ANAP-DSP ve DTP hükümetini kurmayı başardı.

Bu koalisyonun ilk icraatlarından biri kesintisiz 8 yıllık eğitimi hayata geçirmek oldu. Bu arada Refah Partisi (RP) Anayasa Mahkemesi’ne açılan dava sonucu, “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma” gerekçesiyle 16 Ocak 1998’de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı.

1998 yazında işadamı Korkmaz Yiğit’le birlikte Mesut Yılmaz’ın da adının karıştığı Türkbank Skandalı, ANASOL-D hükümetinin sonunu getirdi. 25 Kasım 1998’de  gensoru önergesi TBMM’de kabul edildi ve Başbakan Yılmaz istifa etti. 18,5 ay kadar süren Yılmaz’ın başkanlığındaki 55. Hükümet, Cumhuriyet tarihinin gensoruyla düşürülen ilk hükümeti olarak tarihe geçti.

 Yılmaz’ın istifasının ardından Türkiye bir kez daha koalisyon krizine girdi. Cumhurbaşkanı Demirel,  hükümet kurma görevini Ecevit’e verdiyse de, o başaramadı. Bir ara Yalım Erez’in adı geçtiyse de, bunu da Çiller engelledi. Sonunda Çiller’den dışarıdan destekleme sözü alan Ecevit, 11 Ocak 1999’da 56. hükümeti kurdu. Ecevit Azınlık Hükümeti, ülkeyi 18 Nisan 1999 seçimlerine bu ortamda götürdü.

İKİNCİ DENEME ANASOL-M

18 Nisan 1999 seçimlerinde partisi birinci çıkan Bülent Ecevit, 7 Mayıs 1999’da Demirel’den hükümeti kurma görevini aldı. Ve liderlerle ilk tur görüşmelere başladı.Ecevit’in çaldığı kapılardan biri, seçimlerden yüzde 18’lik oyla ikinci çıkan MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli oldu. 22 Mayıs’ta da DSP-MHP-ANAP Koalisyonuna “evet” denildi. Ecevit’in başbakanlığındaki 57. Hükümet 28 Mayıs 1999’da Demirel’in onayını aldı.

2001 KRİZİNİN AĞIR FATURASI

Türkiye Kasım 2000’de dövize yönelen yoğun spekülatif saldırıyı, ancak 7.5 milyarlık ek IMF kredisi ile püskürtebildi. Kasım krizi aşıldı derken, tam üç ay sonra Şubat 2001’de Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasındaki “Anayasa fırlatma krizi” patladı. Piyasalar yine allak bullak oldu. 21 Şubat’ta bankalararası para piyasasında gecelik faiz yüzde 6200’e kadar çıktı. 16 Şubat’ta 27.94 milyar dolar olan Merkez Bankası döviz rezervi 23 Şubat’ta 22.58 milyar dolara indi ve rezerv kaybı 5.36 milyar dolar oldu. Kasım krizinde dövize saldırı yabancılarla sınırlı kalmıştı, Şubat krizinde yerlilerin de, özellikle bankaların dövize saldırdığı görüldü. Dövize yapılan saldırıya dayanma gücü kalmayınca, TCMB 21 Şubat gecesi kurun dalgalanmaya bırakıldığını açıkladı. 19 Şubatta 1 doların piyasa satış kuru bir haftada yüzde 40 arttı. Piyasalar alt üst oldu, enflasyonu düşürme programının da sonu gelmiş oldu. Ateşlenen döviz kriziyle faizleri de beraberinde artırdı, ancak artan faiz yine de dövize olan talebi durduramadı. Bozulan ekonomik dengeleri kurmak üzere Kemal Derviş, ABD’den Türkiye’ye davet edildi.

Derviş, 3 Mart 2001’de Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na getirildi. IMF’den yeni borçlar almak için yola koyulan Derviş, İMF’nin her istediğini Meclis’ten kanun çıkartarak gerçekleştirmeye çalıştı. Meclis, “15 günde 15 kanun” denilerek IMF istekleri doğrultusunda gece gündüz mesai yaptı.

EKONOMİ ÇÖKTÜ DSP BÖLÜNDÜ

Çıkarılan Şeker Kanunu ile pancar üretim alanları daraltıldı, Tütün Kanunu ile tütün ekim alanları daraltıldı. IMF’den alınan borçlar ile ülke daha fazla borca sokuldu. Ekonomi iyice çöktü. Hükümet, ekonomiyi bir türlü çeviremeyince Hükümetin yıkılması için güçler devreye girdi. Milletvekili istifalarıyla DSP ikiye bölündü. İsmail Cem öncülüğünde yeni bir hareket başlatıldı. En sonunda, erken seçim kararı alınarak Ecevit hükümeti fiilen bitti.