Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına ilişkin açıklamalarda bulundu.
MYK toplantısında sanal bahis ve kumarla mücadele konusundaki eylem planının tartışıldığını aktaran Çelik, "Cumhurbaşkanı Yardımcımız bugün sanal bahis ve kumarla ilgili eylem planı konusunda MYK'mize bir sunum gerçekleştirdi. MYK'mizde çok sayıda soruyla bu eylem planı ele alınıyor." diye konuştu.

Çelik, vatandaşlardan bu konuda çok sayıda şikayet geldiğini ve bunun bir toplumsal yaraya dönüştüğünü gördüklerini söyledi.
Sanal bahis ve kumar meselesinin Türkiye'ye dönük bir operasyon olarak da kullanıldığına işaret eden Çelik, şunları kaydetti:
"İllegal tarafı, bunun birtakım mafya yapılanmalarıyla bağlantısı, kara para boyutu, bir de tabii sosyal medyanın ve teknolojik imkanların bu sanal bahis ve kumar için kullanılması tüm boyutlarıyla ele alınarak bunun üzerine gidilecek şekilde, bunun ülkemize ve toplumumuza, vatandaşlarımıza zararını engelleyecek şekilde bir eylem planını ortaya koymaya çalışacağız."
"KARANLIK SİYASETLERİN TAKİP EDİLDİĞİNİ GÖRÜYORUZ"
İsrail'in Somaliland'i tanımasına ilişkin Çelik, "İsrail'in işgalci, yayılmacı ve kaos çıkartan soykırımcı siyaseti, maalesef bölgeyi tehlikeye attığı gibi, yakın bölgemizin uzağına da ulaşan bir sonuç doğuracak şekilde en son Somaliland'in tanınması şeklinde kendisini gösterdi. Somali'nin ayrılmaz bir parçası olan Somaliland'in İsrail tarafından tanınmasının, bu illegal, gayrimeşru ve gayrihukuki tanımanın, birtakım başka siyasetlerin ipucu olduğunu, ön gelişmesi olduğunu görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
AK Parti Sözcüsü Çelik, şunları ifade etti:
"Özellikle deniz ticareti açısından, oradaki bölgenin kontrol edilmesi açısından, Yemen'deki gelişmelerle birlikte okuduğumuzda, daha karanlık birtakım siyasetlerin takip edildiğini, bunlar üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılacağını görüyoruz. Tabii ki buna bütün dünya etkili bir şekilde karşılık vermelidir. Netanyahu hükümetinin attığı her adım, yakın bölgemize ve uzak bölgemize kötülük getirecek, halklar arasına nifak sokacak, insanları birbirine düşürecek ve daha çok savaşı tetikleyecek bir sonuç doğuruyor. Kendi soykırım siyasetini örtmek için Netanyahu hükümetinin, başka yerlerde kaos çıkarmaktan çekinmediğini de görüyoruz."

"İRAN TOPLUMUNUN KENDİ ÖZ DİNAMİKLERİYLE GERÇEKLEŞMELİ"
İran'da yaşanan son gelişmelere dikkati çeken Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz, komşumuz İran'da herhangi bir kaosun ortaya çıkmasını asla arzu etmeyiz. Tabii burada İran toplumunda ve devlet hayatında bazı sorunlar olduğunu da yok saymıyoruz. Ama bu sorunların çözülmesi İran Cumhurbaşkanı Sayın Pezeşkiyan'ın da ifade ettiği gibi, İran toplumunun kendi öz dinamikleriyle gerçekleşmeli, İran devletinin kendi milli iradesiyle gerçekleşmelidir. Dolayısıyla dışarıdan yapılacak müdahalelerin daha da kötü sonuçlar doğuracağını, özellikle de İsrail'in kışkırtmasıyla, İsrail'in birtakım hedefleri çerçevesinde ortaya çıkacak birtakım müdahalelerin daha büyük krizlere, daha büyük sıkıntılara yol açacağını görüyoruz, öngörüyoruz. Dolayısıyla daha fazla kriz çıkmaması, bölgenin daha fazla sıkıntıya sürüklenmemesi için İran'da istikrarın önemini vurguluyoruz."
Bunun müzakere, diyalog, daha çok iletişim yoluyla çözülmesi gereken bir mesele olduğunu vurgulayan Çelik, "Ama şu anda İsrailli yetkililerin özellikle İran'a dönük sözlerine baktığımızda, bütün bölgede daha büyük sıkıntılar yaratacak bir vahşi tutum içerisine girmeye çalıştıklarını görüyoruz ki bu muhakkak surette reddedilmesi gereken bir meseledir." dedi.
VENEZUELA'DA YAŞANAN GELİŞMELER
Çelik, Venezuela'da yaşanan son gelişmelere de değinerek, Venezuela'daki müdahalenin ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun şu anda bulunduğu durumun yarattığı etkilerin devam ettiğini hatırlattı.
Venezuela halkının geleceğinin önemli olduğunun altını çizen Çelik, onların müreffeh ve barış içerisinde bir geleceğe sahip olması bakımından Türkiye'nin her zaman Venezuela halkının yanında olduğunu vurguladı.
Latin Amerika'nın başka ülkelerini hedefleyen bazı açıklamaların yapılmasının, son derece olumsuz, sıkıntılı sonuçlar doğuracağına işaret eden Çelik, bu ülkelerin bağımsızlığını, egemenliğini, iç barışını ve istikrarını tahrip edecek yaklaşımların ortaya koyulmaması gerektiğini söyledi.

"AYRILIKÇI YAPIYA KARŞI SURİYE HÜKÜMETİ GEREKEN TAVRI ALDI"
Suriye'de yaşanan son gelişmeleri anımsatan Çelik, "Burada öteden beri dikkat çektiğimiz durum haklı çıkmıştır. SDG terör örgütünün 10 Mart Mutabakatına uyması gerektiğini, bir ülkede iki ordu, iki silahlı güç olmayacağını, bunun muhakkak surette istikrarsızlık yaratacağını ifade etmiştik." dedi.
Sivil yerleşim alanlarına ve kamu kurumlarına saldırıları hatırlatan Çelik, "Gelinen noktada bu ayrılıkçı yapıya karşı Suriye hükümeti gereken tavrı aldı, tavrını ortaya koydu. Bundan sonrasının istikarla sonuçlanması gerektiği bizim en önemli temennimizdir." diye konuştu.
Gazze'de "Sarı Hat"la yeni bir sınır çekilmesine kesinlikle müsaade edilmemesi gerektiğini vurgulayan Çelik, "Bu çerçevede bakıldığında Gazze'ye daha çok insani yardım girmesi konusunda uluslararası toplumun iradesi son derece önemlidir. Bu çerçevede konular ele alınmalıdır." ifadelerini kullandı.
"SURİYE KÜRTLERİ, SURİYE'NİN EŞİT VE AYRILMAZ PARÇASIDIR"
Terörsüz Türkiye konusuna değinen Çelik, şöyle devam etti:
"Terörsüz Türkiye konusunda Suriye'de SDG'nin ortaya koyduğu tutum, esasında Terörsüz Türkiye ve bununla entegre olan, iç içe olan terörsüz bölge hedefini sabote etmeye dönük bir girişimdir. Fakat bu sabotaj sonuçsuz kalmıştır. Bütün bu gelişmeler bir kere daha Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefinin ne kadar kıymetli olduğunu herkese net bir şekilde göstermiştir.
Burada SDG'nin kendisini Suriye Kürtlerinin hakkını savunuyor gibi göstermesinin hiçbir geçerliliği yoktur. Suriye Kürtlerinin bir terör örgütüne indirgenmesi, Suriye Kürtlerine yapılacak en büyük haksızlıktır, en büyük iftiradır. Suriye Kürtleri Suriye'nin eşit ve ayrılmaz parçasıdır ve Suriye'nin geleceğinde de hem toplumsal hayatta hem devlet hayatında onların güçlü bir yere sahip olması bizim en büyük arzumuzdur. Bu çerçevede hem Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması hem iç barışının korunması hem Suriye'nin egemenliğinin korunması son derece bizim açımızdan hassas konulardır."

"10 Mart Mutabakatı'na uymaları halinde hiçbir sorun kalmayacaktı." diyen Çelik, ancak 10 aydır SDG'nin ayak sürüdüğünü, çeşitli müzakere alanlarından kaçtığını ve bu çerçevede de sürece zarar veren, karşı bir tutum sergilediğini gördüklerini söyledi.
Çelik, "SDG orada birtakım soykırımcı siyaset odakları tarafından cesaretlendirilmektedir ve maalesef buna riayet etmektedir. Bu yanlış bir tutumdur." ifadelerini kullandı.




