Cumhurbaşkanı Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi Erkek ve Kız Yurtları Açılış Töreni'nde açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satırbaşları:
Yarım asrı bulunan siyaset ve devlet hayatının her safhasında gençlerle yol yürümüş, gençlerin önünü açmış bir kardeşinizim.
Gençlerin kararlılığından biz de güç alıyoruz.

Araştırma faaliyetlerinden inovasyon teşviklerine, uluslararası iş birliklerinden akademik destek programlarına, oldukça geniş bir yelpazede Boğaziçi Üniversitesi Geliştirme Vakfı'nın kuruluşundan itibaren 3 yıllık süreçte aldığı mesafe takdire şayandır.
Geleceğe olan inancımızı, büyük ve güçlü Türkiye'ye olan sevdamızı, Türkiye Yüzyılı tutkumuzu gençlerimizle buluştukça, inanın daha da perçinliyoruz.
Merhum Sezai Karakoç bir yazısında şöyle diyordu, 'Hayatımızı yöneten ilke sadece zeka değildir, zekanın güçlenmişi ve olumsuzluklardan arınmışı akıl ondan daha güçlüsü gönül ve hepsinden daha güçlüsü ruhumuz vardır.
Bizim için ilim, hikmet ve hakikate giden yolun altın anahtarıdır.
Bu topraklar asırlar boyu dünyanın dört bir yanından öğrencileri, hocaları, ilim ve kültür erbabını ağırladı, bilim insanlarımız cebirden tıbba, astronomiden coğrafyaya, mimariden şiire, edebiyata kadar ilmin ve sanatın her başlığında dünyaya kıymetli katkılar yaptı.
Bilhassa üniversitelerimizin asli misyonlarına uygun şekilde araştırmaya, özgün ve nitelikli bilgi üretmeye, Türkiye'nin yolunu ve ufkunu açan projeler geliştirmeye odaklanmasının şart olduğuna inanıyorum.
İster Boğaziçi gibi köklü isterse hükümetlerimiz döneminde açılmış yeni üniversitelerimizden olsun 208 yüksek öğretim kurumumuzun Türkiye'nin vizyon merkezi olmasını canı gönülden arzu ediyoruz.
Küresel ölçekte yıldızı parlayan bir Türkiye var. Değişimden, dönüşümden, tekamülden asla korkmamalıyız. Eğer bir yerde hareket varsa orada başarı olur.

Elbette bu süreçte önümüzü kesenler, önümüze engel çıkartanlar oluyor. Özellikle üniversiteleri ideolojilerinin arka bahçesi olarak görenler, üniversitelerde keyiflerince işlettikleri bir derebeylik kuranlar doğrusunu söylemek gerekirse imtiyazlarını kaybetmek istemiyor. Türkiye'nin normalleşmesi, bilim, kültür ve sanat hayatımızın çeşitlenmesi, Türk üniversitelerinin asli misyonlarına odaklanması maalesef bu kesimlerin işine gelmiyor. Üniversiteleri özgür birer bilim yuvası değil, ideolojilerin harp meydanlarında kontrol edilmesi gereken birer mevzi olarak gören sözde özgürlükçü fakat özde baskıcı bu zihniyete rağmen hedeflerimize doğru yürüyoruz.

23 yıl önce eğitime ayrılan bütçe yalnızca 7.5 milyar liraydı. 2026 yılında bu rakam Yüksek Öğretim dahil 3 trilyon lirayı buldu. Üniversite sayımızı 76'dan 208'e çıkardık.
Üniversitelerimiz için çalışmaya, gençlerimiz için üretmeye, Türkiye Yüzyılı hedeflerimize doğru koşar adımlarla ilerlemeye inşallah devam edeceğiz
Geçen yıl depreme dayanıksız olduğu için yıkılan Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi'ni çok yakın bir zamanda inşallah yeniden inşa ediyoruz.
Önümüzdeki sene 3 milyar liralık bir yatırımla Boğaziçi Üniversitesine tam teşekküllü ve modern bir laboratuvar binası kazandıracağız.