16 Ekim 2021 Cumartesi / 10 RebiülEvvel 1443

''Çatışmalar olduğu sürece mülteciler var olacak''

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Temsilcisi Philippe Leclerc, çatışmalar olduğu sürece mültecilerin de var olacağını, bunun sona ermesinin siyasi çözümler gerektirdiğini belirterek, dünya liderlerini, barış, istikrar ve iş birliğini teşvik etme çabalarını hızlandırmaya çağırdı.

AA23 Haziran 2021 Çarşamba 11:43 - Güncelleme: 23 Haziran 2021 Çarşamba 11:43

Leclerc, "20 Haziran Dünya Mülteciler Günü" dolayısıyla AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Bu gibi uluslararası günlerin küresel dikkatin çatışma veya zulümden kaçan insanların içinde bulunduğu zor duruma çekilmesine yardımcı olduğunu vurgulayan Leclerc, bu günün mültecilerin kim oldukları hakkında konuşmak için bir fırsat olduğuna dikkati çekti.

Leclerc, Dünya Mülteciler Günü'nde herkesin, yerinden edilmiş insanların gayretini, kararlılığını ve katkılarını kabul ve takdir edeceğini umduklarını söyledi.

- SALGINA RAĞMEN ÇATIŞMALAR İNSANLARI EVİNDEN KOPARIYOR

Geçen yılın, dünya çapında zorla yerinden edilme durumlarında kesintisiz artışın 9. yılı olduğunu belirten Leclerc, "BMMYK'nin son yıllık Küresel Eğilimler raporuna göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına rağmen 2020'de savaşlardan, şiddetten, zulümden ve insan hakları ihlallerinden kaçan insan sayısı yaklaşık 82,4 milyona yükseldi." dedi.

Leclerc, 2020'nin sonu itibarıyla BMMYK'nın yetki alanı altında 20,7 milyon mülteci, 5,7 milyon Filistinli mülteci, 3,9 milyon kendi ülkeleri dışında yerinden edilmiş Venezuelalı olduğunu, 48 milyon kişinin ise kendi ülkeleri içinde yerlerinden edildiğini belirtti.

Buna ek olarak, 4,1 milyon sığınmacının olduğunu kaydeden Leclerc, bu istatistiklerin salgına ve küresel ateşkes çağrılarına karşın çatışmanın insanları evlerinden koparmaya devam ettiğini gösterdiğini söyledi.

Leclerc, 18 yaş altındaki kız ve erkek çocukların, zorla yerinden edilmiş tüm insanların yüzde 42'sini oluşturduğuna da dikkati çekti.

- "ÇATIŞMALAR OLDUĞU SÜRECE MÜLTECİ DURUMLARI DA VAR OLACAK"

Leclerc, ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanların 3'te 2'sinden fazlasının sadece 5 ülkeden (Suriye, Venezuela, Afganistan, Güney Sudan ve Myanmar'dan) geldiğini kaydetti.

Türkiye'nin yaklaşık 3,7 milyonu Suriyeli olmak üzere yaklaşık 4 milyon ile üst üste 7 yıldır dünya çapında en büyük uluslararası koruma ihtiyacı içindeki nüfusuna ev sahipliği yaptığını vurgulayan Leclerc, "10. yıl geride kalırken, mültecilerin ve onlara ev sahipliği yapan toplulukların durumunun her zamankinden daha zor olduğunu biliyoruz. Suriyeliler hem ülkelerinde hem de dışında çatışmanın sonuçlarına katlanmaya devam ediyor." dedi.

Medyanın daha az ilgisini çekse de bu mülteci krizinin ortadan kalkmadığına işaret eden Leclerc, "Çatışmalar olduğu sürece mülteci durumları da var olacak. Mülteci durumlarının sona ermesi siyasi çözümler gerektiriyor. Dünya liderlerini, şiddet ve zulüm tarafından yönlendirilen ve neredeyse 10 yıldır devam eden yerinden edilme eğilimini durdurmak ve tersine çevirmeye başlamak için barışı, istikrarı ve iş birliğini teşvik etme çabalarını hızlandırmaya çağırıyoruz." ifadesini kullandı.

- KOVİD-19'UN MÜLTECİLER VE EV SAHİBİ TOPLULUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ "YIKICI"

"Mülteciler Kovid-19 salgınından nasıl etkilendi?" sorusuna, "Kovid-19'un mülteciler ve ev sahibi topluluklar üzerinde yıkıcı bir etkisi olduğunu biliyoruz." yanıtını veren Leclerc, mülteciler de dahil salgın öncesinde çalışan bazı insanların istihdamlarının ve gelirlerinin olumsuz etkilendiğini söyledi.

Leclerc, mültecilerin eğitime erişiminin önündeki ortak engeller arasında cihaz ve internet bağlantısı eksikliği ve elektrik faturalarını ödeyecek paranın olmamasından kaynaklanan elektrik kesintilerinin yer aldığına dikkati çekti.

Bu zorluklara rağmen hem mültecilerin hem de ev sahibi toplulukların, kendi kendine yeterliklerini artırmak ve ekonomiye katkıda bulunmaya devam etmek için çaba sarf ettiklerini vurgulayan Leclerc, Türkiye'deki belediyelerin de mültecilere çeşitli konularda önemli destek sağladığını belirtti.

BMMYK olarak Bölgesel Mülteci ve Dayanıklılık Planı'na (3RP) Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile liderlik etmeye devam ettiklerini söyleyen Leclerc, Türkiye'deki BM kuruluşlarının da en hassas konumdaki hanelere insani yardım sağlamak için devlet yetkilileriyle yakın bir şekilde çalışmayı sürdürdüklerini kaydetti.

- SURİYELİ MÜLTECİLER İÇİN ULUSLARARASI TOPLUMA YARDIM ÇAĞRISI

Suriye mülteci krizinin mülteciler ve Türkiye gibi ev sahibi ülkeler üzerindeki etkilerinin sorulması üzerine Leclerc, 10 yılın ardından Suriye nüfusunun yarısının evlerini terk etmek zorunda bırakıldığını, 5,5 milyondan fazla kişinin bölgede mülteci, yüz binlerce kişinin ise 130 ülkeye dağılmış durumda olduğunu aktardı.

Zorla yerinden edilmenin yükünün hem mülteciler hem de ev sahibi toplum için ağır olduğunun altını çizen Leclerc, "Zorluklara rağmen, Suriyeliler ve ev sahipleri bu 10 yıl boyunca olağanüstü bir dayanıklılık ve cesaret gösterdiler." ifadesini kullandı.

Leclerc, eğitim, sağlık ve geçim kaynaklarında yıllar içinde elde edilen birçok kazanımın salgın sebebiyle tersine dönme riski altında olduğuna dikkati çekerek, "Zaten zorluklarla karşı karşıya olan mülteciler ve ev sahibi ülkeler acil ihtiyaç içinde bulunuyor. Uluslararası toplum, ekonomileri salgından büyük zarar gören ev sahibi ülkeleri desteklemekle birlikte ihtiyaç içindeki kişileri korumaya ve onlara yardım etmeye devam etmeli." ifadesini kullandı.

BMMYK Türkiye Temsilcisi Leclerc, "Dünyanın dört bir yanındaki ülkeler, üçüncü ülkeye yerleştirme ve diğer yasal yollarla mülteci kabulünü artırarak Suriyeli mültecileri koruma sorumluluğunu paylaşmak adına daha fazla sorumluluk üstlenmeli." dedi.

Dünya nüfusunun yüzde 1'inden fazlasının zorla yerinden edilmiş durumda olduğu bilgisini paylaşan Leclerc, bazıları yeni, bazıları ise yıllar sonra yeniden hareketlenen krizlerin insanların ülkeleri içinde veya dışında yerinden edilmelerine sebep olduğunu belirtti.

Leclerc, Afganistan, Somali, Yemen, Afrika'nın Sahel bölgesi ve Etiyopya gibi bölgesel mülteci krizlerinin güncel durumuna da değindi.

- TÜRKİYE'DEKİ MÜLTECİLERE YÖNELİK ÇALIŞMALAR

Türkiye'deki mültecilerin durumuna ilişkin bir soru üzerine Leclerc, Türkiye'nin, son 10 yılda Suriye'deki çatışmadan ve krizden en çok etkilenen ülkelerden biri olduğunu söyledi.

Leclerc, Türkiye'nin yasal çerçevesine uyumun eklenmesi ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kapsayıcı politikaların uygulamaya konulması gibi konuların önemine dikkati çekerek, BMMYK Türkiye'nin çeşitli ortaklar ve aktörlerle iş birliği içinde çeşitli programlar yürüttüğünü belirtti.

Türk halkının ve yetkililerinin cömertliği ve misafirperverliği için minnettar olduklarını kaydeden Leclerc, Türkiye'ye mülteci koruması, çözümleri ve yardımı ile ilgili tüm alanlarda yakın iş birliği ve diyalog konusunda Türkiye'yi ve kurumlarını destekleme taahhüdünü yineledi.

- "MÜLTECİ KRİZİNE MÜDAHALE ETMEK VE MÜLTECİLERE YARDIM ETMEK KÜRESEL VE ORTAK BİR SORUMLULUK"

Mültecilerin geleceğe dair umutları ve planları olan sıradan insanlar olduğunu aktaran Leclerc, "Bu Dünya Mülteciler Günü'nde insanları, zorla yerinden edilmiş kişileri topluluklarımıza ve yaşamlarımıza dahil etmeye çağırıyoruz. Sağlık, eğitim ve spora odaklanmayı seçiyoruz." dedi.

Leclerc, fırsat verildiğinde mültecilerin daha güçlü ve güvenli bir dünya için katkıda bulunacaklarına işaret ederek, şunları kaydetti:

"Mülteci krizine müdahale etmek ve mültecilere yardım etmek küresel ve ortak bir sorumluluk. Yerinden edilme zorluklarıyla başa çıkmak tek bir ülkenin sorumluluğu olmamalıdır ve gerçek, somut eylemle birlikte tüm ülkeler arasında vizyon ve azim birliğini gerektirir. Bölünmüş bir uluslararası topluluğun krizlere çözüm bulamadığı durumda ne yazık ki yerinden edilme ve insani trajediler yaşanmaya devam edecektir."