27 Ekim 2021 Çarşamba / 21 RebiülEvvel 1443

Erdoğan, Aydın Doğan'la aralarında geçen bir diyaloğu anlattı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ankara'da Esertepe Parkı açılışında konuştu. Erdoğan Hürriyet gazetesinin bugünkü açıklamasına tepki göstererek ' Şimdi ey Doğan, niye rahatsız oldun? Sen değil misin '411 el kaosa kalktı'? Sen değil misin benim seçilme hakkım elimden alındığı zaman 'muhtar bile olamaz' diye başlık atan? Aydın Doğan bana gelip sizin döneminizde '1'e 5 kazandım' diyen sen değil misin? dedi

19 Mayıs 2015 Salı 07:00 - Güncelleme: 19 Mayıs 2015 Salı 21:20

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ben şu anki iktidar partisinin kurucusuyum, kurucu genel başkanıyım. Aynı zamanda bu partinin üç dönem milletvekilliği ve başbakan olarak 12 yıl ülkeme hizmet yaptım. Ardından milletim bu makama bizleri görevlendirdi. Şimdi de bu makamdayız. Eğer bizim geçmişimizle alakalı bazı yanlış ifadeler kullanılıyorsa bunları düzeltmek herhalde benim görevimdir" dedi.

Esertepe Rekreasyon Alanının açılışına katılan Erdoğan, Keçiören'in, kalbinde müstesna bir yeri olduğunu söyledi. Erdoğan, "12 yıl Keçiören'de ikamet ettim ve burada sizlerle birlikte yaşadım. Burada çok farklı anılarımız oldu. Keçiören'in tarihi anlamda da farklı bir yeri vardır. Adeta Türkiye'nin tarihidir" diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Keçiören'de Kuşcağız Aile Merkezi'nin açılışına katıldığını anımsatan Erdoğan, "1980'lerin ortasına kadar sadece ücra köylerde değil, Keçiören'de Kuşcağız'daki gecekondularda da elektrik yoktu. Su yoktu, yol yoktu, okul yoktu. Hiçbir şey yoktu. Rahmetli Özal dönemi ile burada bir kıpırdanma, bir gayret başladı" dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in büyükşehir belediye başkanlığından önce Keçiören'de de belediye başkanı olarak görev yaptığını hatırlatan Erdoğan, şunları kaydetti: "Yani temeller aslında eskiye dayalı. O günden bugüne hamdolsun büyükşehir belediye başkanlığı süreciyle ve ikinci dönem yine genel başkanı olduğum partimin belediye başkanlığı sürecini devam ettirmesi, dünün kenar ilçesi, varoşu Keçiören'i hamdolsun bugün Ankara'nın en seçkin ilçelerinden biri haline getirdi. Hayat kalitesi en yüksek ilçelerinden biri haline getirdi. Bu büyük dönüşümde emeği olan başta büyükşehir ve Keçiören Belediyesi başkanlarımız olmak üzere herkese teşekkür ediyorum. Zira bu ülkede taş üstüne taş koyanın bizim gönlümüzde müstesna bir yeri vardır."

Başbakan olarak üstlendiği sorumluluğa komşuluk hukukunu da ekleyerek hep Keçiören'in ve Keçiörenlilerinin yanında olduklarını ifade eden Erdoğan, "Sağ olsun Keçiören bizi hiç yalnız bırakmadı. Son olarak Cumhurbaşkanlığı seçiminde vermiş olduğunuz yüzde 58'lik destek için her birinize her Keçiörenli kardeşime şahsım adına, milletim adına teşekkür ediyorum. Keçiören'in yeni Türkiye mücadelesinde de çok daha güçlü bir destekle yanımızda olacağına inanıyorum" diye konuştu.

Keçiören'in Hacı Bayram Veli Hazretleri ile Abdulhakim Arvasi hazretlerinin manevi zırhıyla kuşatıldığını ifade eden Erdoğan, "Türkiye'nin tüm renklerini, tüm zevklerini içinde barındıran Keçiören'e işte biz bu anlayışla yaklaştık ve yaklaşmaya da devam ediyoruz" dedi.

Rekreasyon alanında eskiden orduya ait bir seyyar cerrahi hastanenin bulunduğunu anımsatan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Büyükşehir belediyemiz güzel bir proje ile Keçiören'imize ve Ankara'ya yakışır şu anda içinde bulunduğumuz bir park haline dönüştürdü" dedi. Erdoğan, ağaçlandırmanın yeni yapıldığını anımsatarak, "Henüz ağaçlarımız, çınarlarımız yeni dikildi. İnşallah birkaç yıl sonra bu çınarlar Osmanlı'nın abidesi gibi yükselecek. Çınar dedik mi akla Osmanlı gelir. Onun timsali."

Türkiye'nin tarihi bir seçimin arefesinde bulunduğunun anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Tüm partiler, tüm liderler Türkiye için milletimiz için neler yapmak istediklerini meydan meydan dolaşıp anlatıyorlar. Aynı şekilde medya aracılığıyla da mesajlarını topluma ulaştırıyorlar. Şimdi bana diyebilirsiniz, 'Sayın Cumhurbaşkanım siz Cumhurbaşkanısınız, sizin seçim kampanyalarında ne işiniz var' diyebilirsiniz. Haklı da olabilirsiniz. Fakat ben biliyorsunuz alışılmış bir Cumhurbaşkanı değilim. Sipariş üzere gelmedim. Fakat Cumhurbaşkanı olarak her siyasi partiye eşit mesafedeyim ancak taraf olarak sorduğunuz zaman ben milletimin tarafındayım. Eğer birileri bazı yanlışlar yapıyorsa, yanlışlar söylüyorsa o zaman bu yanlışları düzeltmek herhalde takdir edersiniz ki benim görevimdir."

Erdoğan, geçmişi ile ilgili yanlış ifadelerin düzeltilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları belirtti: "Ben şu anki iktidar partisinin kurucusuyum, kurucu genel başkanıyım. Aynı zamanda bu partinin üç dönem milletvekilliği ve başbakan olarak 12 yıl ülkeme hizmet yaptım. Ardından milletim bu makama bizleri görevlendirdi. Şimdi bu makamdayız. Eğer bizim geçmişimizle alakalı bazı yanlış ifadeler kullanılıyorsa bunları düzeltmek herhalde benim görevimdir."

"Örnek olarak da 1930'ların, valilerin il başkanı olduğu tek parti CHP'sini gösteriyor. Kendisi kim, şu anda CHP'nin genel başkanı. Şecaat arz ederken sirkatin söylüyor. Bu arada bir başka gazetenin yazarlarına da genel müdürlükten genel başkanlığa terfi etmesinden duyduğu mutluluğu ifade ediyor.

Biz nezaketimizden ona genel başkan dedik, diyoruz ama o bu makama geldikten sonra. Daha önce ben buna biliyorsunuz hep genel müdür derdim. Çünkü genel müdürlükten terfi edemedi. Kendisi milletin gözünde ömrünün sonuna kadar SSK'yı batıran, SSK'daki rezil yönetimiyle millete hayatı zehir eden, kasetle koltuğa oturan genel müdür olarak kalacak."

-MİLLET ADAMIN AKLINDAN ŞÜPHE EDER

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun tek parti dönemini örnek verirken şu anki durumun o zamandan daha kötü olduğunu iddia ettiğini belirterek, şunları söyledi: "Bu millet Türkiye'nin bugünkü durumunun, 1930'ların, 1940'ların tek parti döneminden daha kötü olduğunu söyleyen adamın aklından şüphe eder. O zaman sen niye varsın, sen nasıl bir muhalefetsin. Yanında bir başka muhalefet daha var, bir başkası daha var. Bu partilerin hepsi ortada. Ama tek parti döneminde senin şu anda mensubu olduğun partiden başka parti yoktu. Sadece o vardı. Kaldı ki partinizin il başkanlarını da illere vali olarak tayin ediyordunuz. Ağalarınız, babalarınız bunu yapıyordu. Hamdolsun bizde böyle bir şey yok."

Erdoğan, Türkiye'deki 80'e yakın siyasi partinin 30'a yakınının seçime girdiğini, TBMM'de 4 partinin grubunun bulunduğunu hatırlattı.

TEK PARTİ CHP'Sİ ZULMÜN, BASKININ SEMBOLÜ

Tek parti CHP'si döneminin yokluğun, yoksulluğun, zulmün, baskının, ret ve inkar politikalarının sembolü olarak anıldığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Camilerin kapatıldığı, din eğitiminin yasaklandığı, her türlü muhalif görüşün baskı altına alındığı bu dönemi bugünden daha iyi anlatabilmek mümkün mü? Bu, millete hakarettir. Bugün oralarla mukayesesi kabil olmayan bir dönemdir. Ekmeğin karneyle alındığı, hayvan gübrelerinin içindeki arpa tanelerinin ayıklanarak öğütülüp un yapıldığı günleri büyüklerimiz, dedelerimiz unutmadı, unutmaz. Babam rahmetli anlatırdı. Onlar o günleri yaşadılar. Şimdi böyle bir şey var mı? Şimdi Ankara'nın halk ekmeğini piyasada bulmanız bile zor. Aynı şey İstanbul'da. Ana muhalefetin genel başkanının bugünkünden iyi dediği günler işte o günler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, il başkanlarını vali olarak atamanın CHP'nin geleneği olduğunu, bugün böyle bir şeyi kimsenin aklından bile geçiremeyeceğini söyledi.

Erdoğan, "Güya bugünleri karalamak adına kendi karanlık dönemlerini kendi ağızlarıyla ifşa ediyorlar. Kendi partisinin tarihini kötülüyor. Gazi Mustafa Kemal'in dönemlerini kötülüyor, tahkir ediyor, eleştiriyor" dedi.

Sadece ana muhalefet partisi değil, diğer partilerin de eski Türkiye özlemiyle yanıp tutuştuklarını ifade eden Erdoğan, "En öne bu ana muhalefet partisi düşmüş, arkasında bölücü örgüt, paralel örgüt ve bir medya grubu" diye konuştu.

EY DOĞAN, NİYE RAHATSIZ OLDUN?

Doğan Medya Grubu'nun kendisine bir başyazıyla cevap verdiğini söyleyen Erdoğan, Mısır'da Mursi'nin idamıyla ilgili açıklamaları üzerine, "beyefendilerin rahatsız olduklarını" ifade etti.

İma yollu "Şok karar, Mısır'da milletin yüzde 52 oyunu almış Mursi'ye idam kararı" yazdıklarını anlatan Erdoğan, sosyal medyada ciddi bir yüklenme başlayınca bu yazının yayından kaldırıldığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğan Medya Grubu'na şöyle seslendi: "Şimdi ey Doğan, niye rahatsız oldun? Sen değil misin '411 el kaosa kalktı', sen değil misin benim seçilme hakkım elimden alındığı zaman 'muhtar bile olamaz' diye başlık atan? Bütün köşe yazarlarınla bize saldırdığın o günleri unutacağımızı mı zannediyorsun? Cumhurbaşkanı oldum, yine aynı şekilde devam ediyorsun. Milletin verdiği oya saygın yok. İma yollu bunu yapıyorsun. Bak Doğan, ben sana şunu söyleyeyim. Bana gelip, şu anda ekranları başında bizi izleyenler, tüm milletime bunu anlatıyorum. Bugüne kadar hiçbir yerde söylemedim, bundan sonra söyleyeceğim. Bu çok hassas bir konu. Bana gelip, 'sizin döneminizde 1'e 5 kazandım' diyen sen değil misin? Bana gelip, İstanbul Conrad Otel'de aynen şu ifadeler: 'Ben, Sayın Demirel'le de çalıştım. Ben, Tansu Hanım'la da çalıştım. Özal'la da çalıştım. Sayın Özal, medyayla da olmaz, onsuz olmaz, bana bunu söyledi. Tansu Hanım, zaten bizlerle baş edemedi.' Bunları anlatınca ben kendisine o zaman şunu söyledim: 'Aydın Bey, ben doğma büyüme Kasımpaşalıyım. Şunu bilmeni isterim. Bizim Rabbimize verilecek bir borcumuz var, can borcumuz. Onun vakti saati onda bellidir ama şunu bilmeni isterim. Hakkın olanı her zaman alırsın ama hakkın olmayanı bizden öncekilerden aldığın gibi bizden alamazsın. Bunu bilmen lazım.' Ben, bunu söyledim."

CUMHURBAŞKANLIĞI KÜLLİYESİ'Nİ ŞAHSIMA MI YAPTIM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğan Grubu'nun yarın, öbür gün bütün ekibini toplayarak yalan, yanlış bir senaryoyla kendisine cevap vereceğini belirterek, "Ama zaten milletim de bunların ne derece doğru, ne derece yalan haberler ürettiklerini gayet iyi bilir. Bunlar hükümet yıkmaya, hükümet kurmaya alışmış olan yazılı ve görsel medyadır. Her türlü saltanatı bunlar sürerler ama kalkarlar Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile ilgili yazdıklarını yaptıklarını biliyorsunuz. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ni şahsıma mı yaptım" diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin bu milletin onur makamı olduğunu, Türkiye'nin bütün muhtarlarını burada ağırladığını hatırlatan Erdoğan, bugün de Türkiye'nin tüm gençlerinin, sporcuların, engellilerin orada olduğunu söyledi.

Erdoğan, şunları kaydetti: "Sürekli gelecek, gidecekler. Boşuna bağırıp çağırıyorsunuz. Çıkmış bir tanesi 'kaçak saray.' Neye dayanarak bunu söylüyorsun. Yani bir ülkenin Cumhurbaşkanlığı makamının, külliyesinin, CHP'si de MHP'si de diğerleri de ağızlarına pelesenk etmişler, 'kaçak saray.' Var mı belgen? Hukukta bir kaide vardır, müddei iddiasını ispatla mükelleftir. Eğer iddianızı ispatlayamıyorsanız o zaman size bu toplumun yakıştıracağı çok ağır bir ifade vardır. Onu ben söylemeyeceğim. Olay budur. Ne rakamlar uydurdular, hala uydurmaya devam ediyorlar. Utanmadan, sıkılmadan Menderes'in akıbetini hatırlatırken, Menderes ile birlikte milletin iradesine yaptıkları darbeyi de ima ediyorlar. Şunu bil, bak biz yola çıkarken kefenimizi giyerek çıktık. Bunu bil ve böyle de devam edeceğiz bu yola. Şu ifadeleri biz bunlarda okuduk, kendi adamları bunu söylediler, yazdılar. 'Bu iş sadece sizin oyunuzla olmaz, gerekirse darbeyle, darağacıyla buna engel oluruz' demeye çalışıyorlar. Ama bilmedikleri bir şey var. Bu millet artık eski Türkiye'ye izin vermez. O bitti."

apacaklarını çok daha iyi öğreneceklerine işaret eden Erdoğan, "Belli yerlerde lobilerini yapıyorlar, belli yerlerde bir araya gelmek suretiyle 'acaba biz bu gidişe nasıl son vereceğiz' bunun toplantılarını da yapıyorlar. Bakalım o sese de kayıtsız kalabilecekler mi?" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, 40 yıldır siyasetin içinde bulunduğunu, bu dava için mücadele ettiğini vurgulayarak, "40 yıllık siyasi hayatımda hiçbir zaman şiddetle silahla bombayla baskıyla tehditle işimiz olmadı. Biz daima insanların gönüllerine seslendik. Siyaseti silahla şiddetle kanla tehditle yapanların kimler olduğunu siz çok iyi biliyorsunuz. Terör örgütünü arkasına alarak siyaset yapanların kimler olduğunu sizler gayet iyi biliyorsunuz" diye konuştu.

Adana ve Mersin'de olaylar yaşandığını hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Utanmadan, sıkılmadan Cumhurbaşkanlığına fatura kesiyorlar. Batman'a, Diyarbakır'a, Siirt'e, Mardin'e gittik, Van'a gittik. Bundan mı rahatsız oldunuz? Gideceğim tabi. Çünkü Yüksek Seçim Kuruluna bu HDP ikide bir müracaat ediyor, 'Cumhurbaşkanı meydanlara çıkmasın' diye. Yüksek Seçim Kurulu da bunları reddediyor. CHP de gitti, MHP de gitti, onlar da reddedildi ama bunların işi gücü zaten ya Anayasa Mahkemesi ya Yüksek Seçim Kurulu. Cumhurbaşkanı için ihaneti vataniyeden başka suç unsuru yoktur, biz bu noktada milletimizle bir arada olacağız."

"BUNLAR BİR VAHŞETİN TAHRİKÇİSİ

Erdoğan, HDP'nin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olduğunu anımsatarak, şöyle konuştu: "Seçim kampanyası boyunca bu adayı pop star edasıyla alladılar pulladılar, adeta bir demokrasi havarisi, bir insan hakları idolü gibi millete sundular, şimdi gene aynısını yapıyorlar. Sonra bu Genel Başkan 6-7-8 Ekim olaylarında makyajı döküldü, ne yaptı? Kürt kardeşlerimizi sokaklara döktü, 40 kişi öldü, Yasin Börü beşinci kattan atılarak, taşlanarak öldürüldü. Hiç bunu konuşuyorlar mı? Hiç bunu dile getiriyorlar mı? Getirmiyorlar. Ben buradan Kürt kardeşlerime sesleniyorum: Biz, sizi hiçbir zaman ayrıma tabi tutmadık ve tutmayız da. Çünkü biz, 'onlar öyle diyor, böyle diyor diye değil' Türküyle Kürdüyle Arabıyla Lazıyla Çerkeziyle Gürcüsüyle Abazasıyla Boşnağıyla Arnavutuyla Romanıyla... aklınıza kim gelirse, biz yaratılanı yaratandan ötürü sevdik.

Ama bunlar, bir vahşetin tahrikçisi, müsebbibi olarak ortaya çıkmışlar, utanmadan, sıkılmadan parti binalarına yapılan saldırı için bizi suçluyorlar. Silah sizin işiniz. Bomba sizin işiniz. Şiddet sizin işiniz. Yakıp yıkmak sizin işiniz. Biz hayatımız boyunca sadece ve sadece siyasetin meşru araçlarını kullandık. Siz dağa da gider gelirsiniz, dağ ile iyi anlaşırsınız. Dağdan da tehditler gelir. Ne olacak? Bu tehditlerle mi bir yere varacağınızı zannediyorsunuz? Biz, insanları yaşatmak için mücadele verdik. Çözüm sürecini bunun için başlattık."

Bu yola çıkarken "demokratik açılım, milli birlik, kardeşlik, çözüm süreci" dediklerini vurgulayan Erdoğan, dünyanın her yerindeki mağdurlara, mazlumlara bunun için el uzattıklarını belirtti.

Erdoğan, "Siz ne yaptınız? Çözüm sürecini sabote etmek için her yere başvurdunuz" diyerek, "Biz Mursi'ye sahip çıktık. Malum 106 idam kararı verdiler, ona karşı çıktık ama siz 'Kudüs, Yahudilerindir' dediniz. Diyen kim? İşte bu terör örgütünü arkasına alanlar. Bunlar Taksim'i Kabe'leri olarak ilan ettiler, geçmişte de CHP zihniyeti 'Kabe, Arabın olsun bize Çankaya yeter' diyordu. Bunların birbirinden farkı yok al birini vur öbürüne ama bizim bir Kabe'miz var o da Mekke'de" değerlendirmesinde bulundu.

ALİ'SİZ ALEVİLİK' FİTNESİNİN SAVUNUCULARINI VİTRİNE ÇIKARTIYORLAR

Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılmak istendiğine değine değinen Erdoğan, "Ya neye göre bunu söylüyorsun? Buna gücün yeter mi? Yetmez. Din dersi kaldırılacakmış. Buna gücün yeter mi? Yetmez" dedi.

Erdoğan, CHP'nin imam hatip okullarının orta kısmını kapatacağını söylediğini aktararak, "1+8+4 sonra Kayseri'ye gidiyor, 'hayır, biz böyle bir şey söylemedik' diyor. Seçim beyannamenin içinde var. Dürüst ol dürüst. Zaten seçim kampanyalarının dışında senin bu yalanlarına alışmıştık da hiç olmazsa seçim zamanı işi biraz daha şöyle manevrayı düzelt. Yok. 'Söylemedim' diyor. Biz bu formülü biliyoruz. 600 binden 60 bine imam hatip okulları öğrenci sayısını bununla düşürdünüz. Biz orta kısımlarını da açtık, şimdi imam hatiplerde öğrenci sayısı bir milyona çıktı. Bir takım medya kuruluşları, sizden, onlarla ilgili söylüyorum çiçek çocuklar, devrim kahramanları, pop starlar çıkarmaya çalışıyor olabilir ama milletimiz bunların gerçek yüzünü biliyor. Bunlar 'Ali'siz Alevilik' fitnesinin savunucularını vitrine çıkartarak oluşturmaya çalıştıkları imajla çok farklı bir yöne doğru gidiyorlar" diye konuştu