Vallahi gündem maddesi bile yapmak istemezdim şu DEM'i. Ama bazı bildiriler vardır, insanı mecbur bırakır. Yine yaptı yapacağını ve dün yayımladığı bildiride hakikate açık açık pusu kurdu.
Bir kere şunu hatırlatayım... Biz varlığa değil fiile bakarız. Kimliklere, isimlere, ambalajlara değil; yapılan işe bakarız. İnancım da törem de bunu söyler.
İnancımın söylediği başka bir şey de "hakikati eğip bükmeden söyle"dir.
Ve şu birinci hakikati en başa yazalım: Terör örgütleri savaş yürütmez. Terör üretir.
Savaşın hukuku vardır. Tarafları bellidir, sorumluluğu vardır, muhatabı vardır. Terörün ise hukuku yoktur; hedefi vardır.
Halep'te dün olan biten tam olarak budur. Bilindik bir manzarayı Suriye topraklarında bir kez daha yaşadık.
Açık açık yazalım...
Halep'te sivil mahalleleri hedef alarak insanları katleden doğrudan SDG/PKK'dır; yapılan fiil terördür ve bu fiili işleyip ardından suçu Suriye merkezi hükümetine yıkmak, katliamı gizlemeye dönük bilinçli bir çarpıtmadan başka bir şey değildir. Bunu herkes biliyor.
Ama...
DEM'in yayımladığı bildiri bile bile inkar ediyor bu hakikati. Metne bakıyorsunuz; katledilen siviller var ama katleden açıkça tersyüz ediliyor. Kurşun var, kan var, ceset var; fakat tetiği çeken PKK olduğu hâlde suç doğrudan Suriye merkezi hükümetine yöneltiliyor. Fail gizlenmiyor bilakis yer değiştiriyor.
Terör örgütünün işlediği sivil katliam, Şam'ın hanesine yazılmaya çalışılıyor. Bu sadece hakikatin üzerini örtmek değil; hakikati tersine çevirmektir. Terör örgütü insanları katlediyor, DEM yayımladığı bildiriyle katliamın failini değiştiriyor.
Terör örgütü önce insanları katleder, sonra da "kimlik" kartını masaya koyar. Kürt der, yetmez efendilerine yaranmak için Süryani der, sivil der. Böylece işlediği suçu görünmez kılmaya çalışır. DEM'in bildirisi de tam olarak bu hattın siyasi tercümesidir. Silahlı yapının işlediği cinayetler, "azınlık hassasiyeti" perdesiyle örtülmeye çalışılmaktadır.
Hani diyoruz ya, "DEM Türkiye partisi olsun." İşte bu yüzden olmuyor. Çünkü Türkiye partisi olmak, önce Türkiye'nin hakikatine sadakat ister. Sivili öldürenle, sivili savunan arasındaki farkı bilmek ister. Terörle arasına net bir çizgi çekmek ister. DEM ise çizgi çekmiyor; failin önüne perde çekiyor.
Şunu açık açık söyleyelim: Halep'te sivilleri katleden fiil neyse, DEM'in yayınladığı bildiri de siyasi düzlemde odur. Biri silahla yapar, diğeri cümleyle. Ama amaç aynıdır: Katliamı meşrulaştırmak, fiili başkasına yüklemek, terörü "hak arayışı" gibi sunmaya devam etmek.
Gerçekten haklı olmak yoruyor insanı!
Hala mevzi genişletme çabası, hala zaman kazanma uyanıklığı.
Milleti ahmak yerine koymak da cabası.
Açık söyleyeyim bu bir görüş farkı değil ahlak, ilke ve insanlık farkı.
Bir kere daha söyleyelim...
Terör örgütleri savaşmaz. Terör örgütleri katliam yapar. Halep'te olan da budur. DEM'in yaptığı ise bu katliamın üstünü örtmektir.
İşte insanı yoran tam da budur. Haklı olmak değil; hakikatin bu kadar pervasızca çarpıtılması yoruyor. Çünkü ortada tartışma yok. Ortada suç var. Ve o suçun siyasi aparatı var.
Biz varlığa değil fiile bakıyoruz.
Fiil kanlıdır.
Fail bellidir.
Çözüm de belli, uzatmaya da gerek yok.