05 Aralık 2020 Cumartesi / 19 RebiülAhir 1442
Gece modu

Kılıçla hutbe ne anlama geliyor? Diyanet Başkanı Ali Erbaş Ayasofya'da hutbeye neden kılıçla çıktı?

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ayasofya'da ilk namaz öncesi hutbeye fethin sembolü olan kılıç ile çıktı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde fethin sembolü olan iki yeşil sancak da minbere asıldı. Ali Erbaş'ın bu fotoğrafı sosyal medyada gündem oldu. Osmanlı döneminde kılıç kuşanmak çok önemli bir aylemdi. Peki Diyanet Başkanı Ali Erbaş Ayasofya'da hutbeye neden kılıçla çıktı? Kılıçla hutbe ne anlama geliyor? İşte detaylar...

26 Temmuz 2020 Pazar 10:37 - Güncelleme: 26 Temmuz 2020 Pazar 10:37

Ayasofya'da ilk Cuma namazı kılındı. Ayasofya'da 86 yıl sonra kılınan ilk cuma namazında vatandaşlar cami avlusunu doldurdu. Ayasofya Camii'nde kılınan namaz öncesi Diyanet Başkanı Ali Erbaş kılıçla hutbeye çıktı. Sosyal medyada da binlerce kişi tarafından paylaşılan görüntüde, Ayasofya Camisi'ndeki minbere 'yeşil sancaklar' asıldığı görüldü. Peki Diyanet Başkanı Ali Erbaş hutbeye neden kılıçla çıktı? Kılıçla hutbeye çıkmak ne anlama geliyor?

ALİ ERBAŞ AYASOFYA'DA HUTBEYE NEDEN KILIÇLA ÇIKTI?

Ayasofya Camii'nde kılınan ilk Cuma namazı öncesinde büyük bir heyecan vardı. Namaz öncesinde hutbeyi okumak için minbere çıkan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın elinde fethin sembolü olan bir kılıç vardı. Osmanlı döneminin Fetih geleneğinde fethin sembolü olarak caminin minberine iki yeşil sancak asılırdı. Minberin giriş kısmına da kılıç konulurdu.

Türk tarihinde kılıç kuşanmanın ayrı bir önemi vardır. Merasimler düzenlenir, o an bir bakıma ölümsüzleştirilir. Tarihteki Türk devletlerinde ve Osmanlı İmparatorluğunda bu anın anlamı daha da bir özeldir. Padişahların kılıç kuşanma merasimleri, onların yönetimi devraldıkları, hükümdarlıklarını ilan ettikleri anlamına geliyor.

Osmanlı imparatorluğunda devlette hükümranlığın alameti olarak görülen kılıç kuşanma merasimlerinin yapıldığı mekanlar zaman zaman camiler olmuştur. O camilerden biri de, Osmanlı'ya başkentlik yapmış olan Edirne’deki Eski Camii'dir. Kılıç geleneği, kuşanma anlamında olmasa da asırlardır sembolik olarak yaşatılıyor bu camide. Cuma günleri ve bayram namazlarında hutbeye kılıçla çıkılır.

Eski Camide hutbede kılıç taşımanın tabi ki taşıdığı bir mesaj var. Hatta o mesajda kılıcı hangi elle tutacağının dahi özel anlamı sözkonusu. Sağ ele alınan Kılıç, “kullanma” niyetini ortaya koyuyor ve düşmanı korkutmayı amaçlıyor. Hutbelerde kılıç sol ele alınıyor. Bu da, dosta güven verme amacını taşıyor.

Emir Sultan Çelebi tarafından 1403 yılında yapımına başlanan eski cami, Çelebi Sultan Mehmet zamanında, 1414 yılında tamamlandı. 1749 yılında yangından, 1752 yılında da Edirne depreminden zarar gören ve 1. Mahmut döneminde tamirat gören cami, Mimar Sinan tarafından yapılan Türk-İslam sanatının en önemli eserlerinden Selimiye Camisi'nin karşısında yer alıyor.

Anadoluda farklı camilerde de cuma hutbeleri kılıçla veriliyor. Tıpkı, Kocaelideki Gazi Süleyman Paşa Cami ve Amasra’daki Fatih Camii'nde olduğu gibi.

YEŞİL SANCAKLAR NE ANLAMA GELİYOR?

Ayasofya Camisi'nde ilk namaz öncesi minbere iki yeşil sancak asıldı. Sancaklar sosyal medyada büyük ilgi gördü. Binlerce kişi bu fotoğrafı farklı notlar ekleyerek paylaştı.

Tarihi günde dikkat çeken kare sonrası, binlerce kişi 'Yeşil Sancak'ın ne anlama geldiğini araştırmaya başladı. 'Yeşil Sancak', tarihi bir önem taşıyor.

Osmanlı İmparatorluğu fethin sembolü olarak 'Yeşil Sancak' kullanıyordu. Fethin sembolü olarak caminin minberine iki yeşil sancak asılır ve minberin sağ giriş tarafına kılıç konulurdu.

Yeşil zemin üzerinde üç beyaz hilal bulunmaktadır. Bu üç hilal üç kıta olan Avrupa, Asya ve Afrika'yı temsil etmektedir.

24 TEMMUZ AYASOFYA CUMA HUTBESİ

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın internet sitesinde 24 Haziran Cuma günü hutbesi paylaşıldı:

“Konstantiniyye mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır! Ve o asker, ne güzel askerdir!” (Ahmet b. Hanbel, Müsned IV, 325)

Muhterem Müslümanlar!

Bugün, Ayasofya’nın kubbelerinde yeniden tekbir, tehlil ve salavatların yankılandığı, minarelerinden ezan ve salâların yükseldiği gündür. Evlad-ı Fatihan’ın hasreti, ulu mabedin sessizliği sona eriyor. Ayasofya Cami-i Şerifi bugün yeniden mümin ve muvahhit cemaatine kavuşuyor.

Bizleri böyle şerefli ve tarihî bir günde bir araya getiren Rabbimize sonsuz hamd ü senalar olsun. “Konstantiniyye mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır! Ve o asker, ne güzel askerdir!" buyurarak fethi müjdeleyen Resûl-i Ekrem Efendimize salat ve selam olsun.

Bu müjdeye nail olma aşkıyla yollara düşen İstanbul’un manevi mimarı Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri başta olmak üzere, ashab-ı kirama, onların kutlu izinden gidenlere, Anadolu’yu bize vatan eylemiş, korumuş ve emanet etmiş olan bütün şehit ve gazilerimize selam olsun.

Çağının en gelişmiş teknolojisini üreten, gemilerini karadan yürüten, Allah’ın izni ve inayetiyle İstanbul’u fetheden, sonra da bu aziz şehrin tek bir taşına bile zarar gelmesine izin vermeyen, o genç ve dirayetli padişaha, Fatih Sultan Mehmet Han’a selam olsun.

Ayasofya, asırlar öncesinden gelen gül rengi bir muştudur. Ayasofya, fethin nişanesi ve kıyamete kadar cami olması kaydıyla onu vakfeden Fatih’in emanetidir. Bu nadide emanetin cemaatine kavuşması için dünden bugüne canla başla emek veren büyüklerimize, ilim ve fikir insanlarımıza, irfan ve ihsan öncülerimize, tüm kardeşlerimize selam olsun.

Aziz Müminler!

Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması, beş asır boyunca cami olarak müminleri bağrına basan mukaddes bir mekânın, aslî vasfını kazanmasıdır.

Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması, başta Mescid-i Aksa olmak üzere, yeryüzünün bütün mahzun ve mazlum mescitlerinin ümide kavuşmasıdır.

Ayasofya’nın ibadete açılması, temeli tevhid, tuğlası ilim, harcı erdem olan medeniyetimizin yükselmeye devam edişidir.

Kıymetli Müslümanlar!

Bizim medeniyetimiz, cami merkezli bir medeniyettir. Camilerimiz, birlik ve dirliğimizin, ilim ve irfanımızın kaynağıdır. Yüce Rabbimiz, cami ve mescitleri imar edenler hakkında şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yolda oldukları umulanlar bunlardır.”

Bir caminin yapılması ve varlığını koruması için gayret gösteren kimseleri Peygamberimiz cennetle müjdeler: “Her kim Allah için bir mescit bina ederse, Allah da ona cennette bu mescidin benzeri bir köşk bina eder.”

Aziz Müslümanlar!

Şimdi bize düşen, birlik ve kardeşlik şuuruyla camilerimizi canlı tutmaktır. Camilerimizi hayatımızın merkezine almaktır. Kadınıyla erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla camilerimizde olmak, camilerimizle hayat bulmaktır. Ayasofya Cami-i Şerifi’nin ifade ettiği ulvi anlamlara sahip çıkmak için daha büyük bir inanç, azim, kararlılık, heyecan ve özveri ile çalışmaktır.