27 Şubat 2021 Cumartesi / 15 Recep 1442
Gece modu

Diyarbakır annelerinin umutlu bekleyişi 453. günde de sürdü

Diyarbakır anneleri, dağa kaçırılan çocuklarına kavuşmak için HDP İl Başkanlığı binası önündeki evlat nöbetini kararlılıkla sürdürüyor.

AA28 Kasım 2020 Cumartesi 16:00 - Güncelleme: 28 Kasım 2020 Cumartesi 16:31

Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan Diyarbakır annelerinin, 3 Eylül 2019'da başlattığı oturma eylemi 453. gününde devam ediyor.

Dağa 2015'te kaçırılan oğlu Adil Kabaklı için Gaziantep'ten gelerek evlat nöbetine katılan anne Cennet Kabaklı, çocuğu için başlattığı eylemi sürdürdüğünü söyledi.

"Oğlumu HDP aldı, PKK'ya verdi. Oğlumu HDP ve PKK'dan istiyorum. İkisi de bir, beraber. Yeter bize bu zulmü yaşatmasınlar artık." diyen Kabaklı, teslim olup ailelerine kavuşan çocukların kendileri için de umut olduğunu belirtti.

Kabaklı, şöyle konuştu:

"Biz de inanıyoruz, inşallah benim evladımı da bırakırlar. Evlatlarımızı söke söke PKK'nın, HDP'nin elinden alacağız. Kendilerinin sonları geldi zaten. Ne yaparlarsa yapsınlar evladımı alacağım. Oğlumu almadan bu çadırdan kalkmayacağım, burayı terk etmeyeceğim, mücadelemi devam ettireceğim."

Dağa kaçırılan oğlu Mehmet için İstanbul'dan gelerek eyleme katılan anne İmmihan Nilifırka da Ege Üniversitesi İletişim Fakültesinden mezun olmasına iki ay kalan oğlunun okumasına izin verilmediğini söyledi.

Evladını elinden alıp dağa kaçırdıklarını dile getiren Nilifırka, "Oğlumu HDP'den istiyorum, çocuğum HDP tarafından dağa kaçırıldı. Orada aç, susuz, perişan haldeler. Oğlumun sesine, kokusuna hasretim. Yavrum Mehmet beni görüyor ve duyuyorsan dön gel. Hepimiz senin yolunu gözlüyoruz. Senin elinden özgürlük, yaşam hakkını aldılar." dedi.

Oğluna damatlık giydirme hayali kurduğunu belirten Nilifırka, şunları kaydetti:

"Evladımın mürüvvetini görecektim, bizi perişan ettiler. Oğlum gel adalete, devlete teslim ol. Sizi korkutuyorlar. Arkadaşlarına söyle gelin, devletin şefkatli kollarına teslim olun. Sonuna kadar mücadelemizi sürdüreceğiz. Ya burada öleceğiz ya da evlatlarımızı alacağız."