Trump İran'da fena sıkıştı. İşgal devleti İsrail'in sonu gelmeyen teo-politik hedefleri için ABD'yi; oylarını aldığı ABD seçmenine verdiği sözleri; Amerikan parasını, askerini, silahını ve kendisi için belki de en önemlisi "Nobel Barış Ödülü almayı hak edecek kadar savaş çıkarmayan ve barış yapan başkan" hayalini feda etmekte olduğunu artık anladı.
Lakin "play" tuşuna keyifle bastığı savaş makinesinin "stop" düğmesini bulamıyor bir türlü. Ya da buldu ama düğme çalışmıyor!
Daha yeni Münih Güvenlik Konferansında azarlayıp aşağıladığı Avrupa devletlerine sıkışıp kaldığı Hürmüz Boğazı'ndan onu kurtarsınlar diye çağrılar yapıyor. Kabul görmüyor.
NATO'ya "gel ve maliyeti paylaş benimle" diye tehditler savuruyor. Aldığı cevap "bu NATO'nun savaşı değil ki" oluyor.
ABD VE İSRAİL İRAN'LA TANIŞIYOR
Dini lider Hamaney'i öldürünce rejimin düşeceğini zannetti. Yerine daha genç, daha güncel ve daha öfkeli versiyonu geldi.
Komutanlarını ve üst düzey yöneticilerini toplu katliamla öldürmek egemen bir devleti bitirir, karargahı dağıtır sandılar. Ama "paralel ordu" Devrim Muhafızları mozaik savunma sistemine geçerek ABD-İsrail'i sersem etti.
İran'ın nükleer tesislerini, füze rampalarını, hava kuvvetlerini, donanmalarını, radarlarını yok edince teslim alacağını sandığı Tahran'ın direnci ve inancı karşısında büyük şaşkınlık yaşanıyor Batı cephesinde.
Tahrip gücü yüksek bombalar atınca, daha kritik hedeflere ateş edince, daha hakaretamiz cümleler sarf edince bu iş olur dedikleri olmadı.
Muhalifler değil rejim destekçileri çıktı evlerinden. ABD planları suya düştü.
İran'ın içindeki farklılıkları kaşıyabileceklerini sandılar, -Devrim Muhafızlarının demir yumruğuyla- istenen olmadı.
Türkiye'ye, Güney Kıbrıs'a, Nahçıvan'a kimliği belirsiz faillerce sahte bayrak operasyonları yapıldı ama kimse provoke olmadı, ABD'nin yükünü alan olmadı.
İç savaş çıkartacak bozguncu arayışına girdiler. PKK-PJAK ve diğer ayrılıkçı Kürt grupları fısıldadı birileri kulaklarına. Ama o iş de Türkiye kalesine çarptı, Trump bile gerek yok demek zorunda kaldı.
İRAN'IN EN GÜÇLÜ ASİMETRİK SİLAHI HÜRMÜZ
Ama Vaşington'daki hesabı Tahran'da bozan, Trump'a her gün birbirinden farklı demeçler verdirten şey Hürmüz kozu oldu. "Bir şey olmaz, siz geçin biz koruruz sizi" bile dedi Hürmüz girişinde bekleyen gemilere. Ama kimse bu söze kanmadı. Zaten ABD ordusu "güvenlik garantisi vermiyoruz hiçbir gemiye" diyerek Başkanın "gazlarını" düzeltti.
Velhasıl küresel petrol arzının en kritik güzergahlarından olan, savaş uzadıkça tüm dünyaya maliyet ödetme cürmü bulunan Hürmüz Boğazı halihazırda İran'ın elindeki en güçlü asimetrik silah durumunda.
Ve Trump işler daha da sarpa sarmadan kaçış rampası aramakta. Dün akşam saatlerinde bir kez daha savaşın sonuna gelindiğinden bahsediyordu ABD Başkanı.
Trump'ın dün "Çok fena müzakere yapmak istiyorlar. İstemeleri de lazım zaten. Ama yapmaları gereken şeyi yapmaya hazır değiller" dediği şey İran'ın teslim olmaması aslında.
İSRAİL'İN SİNSİ PLANI: İRAN SİS BOMBASI
Çok hasar aldı İran. Travmatik saldırılara maruz kaldı, zayıfladı ama yıkılmadı. Dirençli ve inançlı çünkü. Bir masa kurulacaksa eğer İran o masaya yenilmiş bir devlet olarak değil, şartlar öne süren, direten onurlu bir devlet olarak oturacak. Trump'ın ve ABD'nin hiç hoşlanmadığı şekilde yani.
İsrail ise o kadar da ilgili değil İran'la. Herkes İran'a, Körfez'e dikkat kesilmişken işlerini yürütüyor Lübnan'da. Tıpkı Batı Şeria gibi tampon bölge gerekçesiyle adım adım Lübnan'ı işgal etmekte soykırımcı İsrail.
Üstelik bu ateşin ve dumanın arasında Gazze'yi konuşamıyoruz bile!
ABD HESAPSIZ PLANSIZ, TÜRKİYE PLANLI SERİNKANLI
İran'ın büyük ve kadim bir devlet olduğuna, başka bir devlette görülmeyen türden askeri-idari manada paralel sistemle yönetildiğine, devlet formundan hızla örgüt formuna dönüşebildiğine dikkat etmeden, İran'ın coğrafyasına, topoğrafyasına, ekonomik, sosyolojik ve psikolojik avantajlarına odaklanmadan İsrail'in her dediğini yapmanın bedelini ödüyor, ödeyecek Trump liderliğindeki ABD.
Küresel sistemde er geç büyük bir kırılma olacağını öngören ve buna savunma sanayiinden enerji güvenliğine, siyasi idari-yapılanma değişikliğinden hibrit savaş ihtimallerine dek her alanda hazırlanan Türkiye ise bu büyük anafordan sağ salim çıkabilecek devlet aklına ve yönetim becerisine sahip çok şükür.