17 Mart 2026 Salı / 29 Ramazan 1447

Gazze'de yaşananlara dikkati çekti! Emine Erdoğan: Batı dünyasının merhameti ideolojiktir, ayrımcıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, 'Son 2,5 senede Gazze'de yaşananlar bize bir kez daha gösterdi ki Batı dünyasının merhameti ideolojiktir, ayrımcıdır. Öyle olmasa, insanlık tarihinin canlı yayında gerçekleşen en trajik soykırımı, bir film izler gibi izlenmezdi. Ölen 20 binden fazla çocuk, sarışın ve mavi gözlü olsalar görmezden gelinmezdi. Bugün ağır kış koşullarında, sel basan çaputtan çadırların içinde çıplak ayak duran, soğuktan tir tir titreyen, üşüyerek ölen çocuklar için yer yerinden oynardı. Onun yerine, bunca zulme rağmen, dünya sessizliğini koruyor' dedi.

AA17 Mart 2026 Salı 17:39 - Güncelleme:
Gazze'de yaşananlara dikkati çekti! Emine Erdoğan: Batı dünyasının merhameti ideolojiktir, ayrımcıdır

Emine Erdoğan, Bozdağ Film Platosu'nda onursal başkanlığını yaptığı dernek ve vakıfların temsilcileriyle bir araya geldi.

Burada konuşan Erdoğan, ramazanın ruhları yetiştiren bir okul, orucun ise bu mübarek okulun en güzel dersi olduğunu dile getirdi.

İnsanın oruca olan manevi ihtiyacını Sezai Karakoç'un, "Ey oruç, diriltici rüzgar, İslam baharı/Es insan ruhuna inip yüce ilham dağından/Kevser içir, abıhayat boşalt kristal bardağından/Susamış ufuklara, insan kalbinin ufuklarına." dizeleriyle çok güzel ifade ettiğini kaydeden Erdoğan, bu mübarek ayın, susamış ufuklara rahmet olup yağmasını, mazlumların yorgun gönüllerine şifa olmasını ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini niyaz etti.

Emine Erdoğan, medeniyetlerin kurucu değerlerinin olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"Bizim medeniyetimizin üstünde yükseldiği sütunlardan biri 'iyiliktir.' Hayatın içinde iyilik yapabilmek için neden aramak, ailemize, komşularımıza, dostlarımıza ve insanlığa bu gözle bakmak, bu toprakların manevi iklimidir. En başta Peygamberimiz iyiliği bize bir yaşam amacı olarak sunmuştur. Peygamberimizin, 'Allah'ım, yaşamayı benim için her türlü iyiliği artırma vesilesi yap. Ölümü de benim için her türlü kötülükten kurtuluş sebebi yap.' duası bunun en açık delilidir. İşte bu yüzden, insan odaklı bir medeniyet kuran, insan onuru ve haysiyetini her şeyin üzerinde tutan ruh bu memleketin taşına toprağına sinmiştir."

Tarihsel bakiyelerinin sadece insanların değil, ağaçlardan dağdaki kurtlara kadar bütün canlıların ihtiyacını gözetmiş ince ruhlu insanların eserleri olduğunu belirten Erdoğan, "Düşünün ki Osmanlı'da kurulan vakıf sayısı 26 bini geçmiştir. Bu vakıfların hayatın içinde öyle merkezi bir yeri vardır ki, doğumdan ölüme kadar bir insanın yaşamının tüm aşamaları vakıflarla iç içe geçer. İnsan, vakıf hastanede doğar, vakıf beşikte büyür, vakıf çeşmeden su içer, vakıf mektebe gider, vakıf çarşıda ticaret yapar, vakıf camide ibadet eder, vefat edince vakıf mezarlığa defnedilir. Görürüz ki vakıf kurmak, dayanışmanın yaşam kültürüne dönüştüğü bir barış ortamı kurar." şeklinde konuştu.

Erdoğan, Osmanlı topraklarına gelmiş bir Fransız'ın, vakıfların çeşitliliği karşısındaki şaşkınlığını, "Osmanlı ülkesinde, verimsiz ağaçların sıcaktan kurumasına meydan vermemek üzere her gün sulanmaları için işçilere para vakfedecek kadar çılgın Türkler bile görmek mümkündür." sözleriyle ifade ettiğini kaydederek, şunları söyledi:

"İşte sizler o çılgın Türklersiniz. TOGEM-DER'in, Şule Yüksel Şenler Vakfının, Afrika Evinin, Sıfır Atık Vakfının çatısı atında, Allah'ın rızasından başka karşılık beklemediğiniz işler peşindesiniz. Gecenizi gündüzünüze katıyor, başkalarının dertlerine çareler arıyorsunuz. Toplumsal faydası nesiller boyu sürecek hayırlar yapıyorsunuz. Bir kütüphane açmak, bir çocuk okutmak, afet bölgelerinde hayatı yeniden inşa etmek, iyilik elini sınırlarımızın ötesine uzatmak, toprağa, suya, mahlukata sahip çıkmak... İşte tüm bunlar, bizler bu dünyadan göçüp gittikten sonra bile insaniyet meyvesi verecek fidanlardır. Sadakayı cariyedir. Bizim sivil toplum kuruluşlarımızın zihni altyapısını da böylesine derin bir maneviyat oluşturur. Yani STK'lerimiz, Batılı tanımıyla gönüllülük temelli bir üçüncü sektör faaliyeti değil, medeniyetimizin modern izdüşümleridir."

"BİZ İYİLİK YAPAR, DENİZE ATAR, BİR DAHA DA ARKAMIZA BAKMAYIZ"

Bugün bilhassa Batılı toplumlarda geleneksel yardımlaşma anlayışının yok olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Gençler sosyal sorumluluk projelerine, özgeçmişlerine yazmak ve üniversite ya da iş başvurularında rakiplerinin önüne geçmek amacıyla katılıyorlar. Kişisel fayda sağlandıktan sonra da bu faaliyetlerle kurulan bağ çoğu zaman zayıflıyor. Aslına bakarsanız bu tam anlamıyla iyiliğin ve yardımlaşmanın ticarileşmesi ve tıpkı Cemil Meriç'in 'İyilik eden mükafat bekliyorsa tefecidir.' dediği gibi utanç verici bir alışverişe dönüşmesidir. Halbuki, bizim toplumumuzda öyle mi? Biz iyilik yapar, denize atar, bir daha da arkamıza bakmayız."

Erdoğan, bugün sosyal medyanın engellenemez yükselişinin de, toplumların manevi reflekslerini son derece zayıflatmış durumda olduğunu ifade etti.

İnsanların, bir yardım çağrısını beğendiklerinde, hesaplarında paylaştıklarında ya da profil resimlerini değiştirdiklerinde ortaya bir eylem koyduklarına inanır hale geldiklerini vurgulayan Erdoğan, oysa sosyal medyada paylaşılan görsellerin ne aç bir karnı doyurduğunu ne de herhangi bir yaraya pansuman olduğunu belirtti.

Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Son 2,5 senede Gazze'de yaşananlar bize bir kez daha gösterdi ki Batı dünyasının merhameti ideolojiktir, ayrımcıdır. Öyle olmasa, insanlık tarihinin canlı yayında gerçekleşen en trajik soykırımı, bir film izler gibi izlenmezdi. Ölen 20 binden fazla çocuk, sarışın ve mavi gözlü olsalar görmezden gelinmezdi. Bugün ağır kış koşullarında, sel basan çaputtan çadırların içinde çıplak ayak duran, soğuktan tir tir titreyen, üşüyerek ölen çocuklar için yer yerinden oynardı. Onun yerine, bunca zulme rağmen, dünya sessizliğini koruyor. Bu noktada, STK örnekliğimizin uluslararası düzeyde daha çok öne çıkarılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sizlerin yaptığı işlerin her biri, yüreklerin pasını siliyor."

Çok daha fazla genci de STK'lerin çatısı altında görmek istediklerini ifade eden Erdoğan, "En zengin manevi mirasımız olan merhamet geleneğimizin pratiklerini mutlaka genç nesillere kazandıralım inşallah." dedi.

Erdoğan, ramazanın neredeyse bittiğini belirterek, mübarek günlerde, 'Yok mu bana uzanan bir el?' dedirtmedilerse, kimseye kendini kalabalıklar içinde yapayalnız hissettirmedilerse ve dara düşse çalacak bir kapısı olduğunu düşündürebildilerse bundan daha büyük bir kazanç olmadığını kaydetti.

Programda emeği geçenlere teşekkür eden Erdoğan, Ramazan Bayramı'nı tebrik etti.

NOTLAR

Emine Erdoğan, vatandaşların ziyaretine de açık olan platoda Kuruluş Orhan dizisinin setini ziyaret ederek, oyuncularla hatıra fotoğrafı çektirdi.

Ziyaret sırasında platoda yer alan yönetmen koltuğuna geçen Erdoğan, daha sonra sanatçı Arslanbek Sultanbekov'un kısa bir performansını dinledi, ayrıca buradaki atlı dans gösterisini izledi.

Gezisi sırasında Emine Erdoğan'a, Kuruluş Orhan dizisinin yapımcısı Mehmet Bozdağ ile eşi Zeynep Peker Bozdağ da eşlik etti.

Program aile fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

"TARİHİN RUHUNU YAŞATAN BİR ATMOSFERDE, BİZİ AĞIRLAYAN BOZDAĞ FİLM PLATOLARI AİLESİNE TEŞEKKÜR EDİYORUM"

Emine Erdoğan, programın ardından NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şu ifadelere yer verdi:

"Sivil toplum yolculuğunda birlikte emek verdiğimiz kıymetli yol arkadaşlarımızla, Bozdağ Film Platoları'nda, iftar programında bir araya geldik. Bu anlamlı buluşma vesilesiyle Kuruluş Orhan dizisinin setini ziyaret ederek değerli oyuncular ve set ekibi ile tanışmaktan memnuniyet duydum. Tarihin ruhunu yaşatan böylesi özel bir atmosferde, bizi samimiyetle ağırlayan Bozdağ Film Platoları ailesine teşekkür ediyorum."

Paylaşımda, Emine Erdoğan'ın platoyu gezdiği anlardan, sergilenen gösterilerden ve dernek ile vakıf temsilcileriyle buluşmadan görüntülerin bulunduğu videoya da yer verildi.