Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku'ya yönelik soruşturma, yeni atanan Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu'nun verdiği talimatla köklü bir biçimde yeniden şekillendi. Dosyayı bu kez "kasten öldürme" şüphesiyle ele alan Başsavcılık, bu amaçla özel bir JASAT ekibi kurdu.
Kurulan ekip, binlerce saatlik güvenlik kamerası görüntüsünü ve dijital verileri titizlikle inceleyerek Gülistan Doku davasında karanlıkta kalan pek çok noktaya ışık tuttu. Soruşturmanın bu yeni aşaması, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı ve dosyanın çözüme kavuşacağına dair umutları yeniden canlandırdı.
Soruşturma dosyasında yer alan bilgiler, Gülistan Doku'nun hayatının son günlerine ilişkin dikkat çekici ayrıntılar ortaya koydu. Buna göre genç kadın, kaybolmasından yalnızca bir gün önce, 4 Ocak 2020 tarihinde Tunceli'deki bir pastanede çalışmaya başladı. İş yeri sahibi M.E., jandarmaya verdiği ifadede Gülistan Doku'nun işe başladığı ilk günün akşam saatlerinde "biraz işim var" diyerek pastaneden ayrıldığını ve bir daha geri dönmediğini anlattı.
Bu ifade, Gülistan Doku'nun kaybolmadan önceki son saatlerine dair önemli bir zaman çizelgesi oluşturulmasına katkı sağladı. Doku'nun 5 Ocak sabahı saat 08.13'te patronuna gönderdiği kısa mesajda ise "Ben artık gelimicem" ifadesini kullandığı teknik incelemelerle kesinlik kazandı. Bu mesaj, Gülistan Doku'nun bilinen son iletişimi olarak kayıtlara geçti ve soruşturmacılar açısından kritik bir veri noktası haline geldi.
Gülistan Doku soruşturmasının belki de en çarpıcı boyutlarından biri, eski erkek arkadaş Zeinal Abarakov'un dijital dünyada bıraktığı izler oldu. Ulusal Kriminal Büro tarafından yürütülen kapsamlı teknik incelemelerde, Gülistan Doku'nun cep telefonuna yönelik yoğun bir "etkinlik takibi" yapıldığı tespit edildi.
Bu takibin Abarakov'un kişisel Google hesabı üzerinden gerçekleştirildiği belirlendi. Soruşturmacıların dikkatini çeken en önemli detay ise işlem dilinin Rusça olmasıydı; bu durum, söz konusu takibin doğrudan Zeinal Abarakov tarafından yapıldığına işaret ediyordu. Abarakov, jandarma ifadesinde bu durumu kabul ederek "Gülistan'ın telefonunda benim Google hesabım kayıtlıydı. Yerini bulmak için erişmeye çalıştım" şeklinde savunma yaptı. Ancak dosyadaki şüpheler bununla sınırlı kalmadı. 5 Ocak'tan sonraki arama geçmişinde yer alan ve Abarakov'un "Ben yapmadım" dediği "KYK Yurt" araması, soruşturmacıların üzerinde durduğu kritik bir soru işareti olarak varlığını koruyor. Bu dijital iz, Gülistan Doku soruşturmasında Abarakov'un rolünün tam olarak aydınlatılması gereken en hassas noktalardan birini oluşturuyor.
Tunceli Munzur Üniversitesi'nde öğrenim gören Gülistan Doku'dan 5 Ocak 2020 tarihinden itibaren haber alamayan ailesi, büyük bir endişeyle memleketleri Diyarbakır'dan Tunceli'ye geldi. Aile, 6 Ocak 2020'de emniyete resmi kayıp başvurusunda bulundu ve ardından geniş çaplı arama çalışmaları başlatıldı. Ne var ki haftalarca süren arama faaliyetlerinden herhangi bir somut sonuç elde edilemedi.
Gülistan Doku'nun izine rastlanamaması, hem ailenin acısını katladı hem de kamuoyunda derin bir infiale yol açtı. Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında elde edilen yeni bulgular, olayın basit bir kayıp vakası olmadığını, çok daha karmaşık ve organize bir yapının varlığına işaret ettiğini gözler önüne serdi.
Gülistan Doku soruşturmasında ulaşılan yeni bilgiler doğrultusunda Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. "Kasten öldürme", "cinsel saldırı", "suç delillerinin gizlenmesi ve yok edilmesi", "bilişim sistemine hukuka aykırı olarak girmek suretiyle verileri yok etme ve bozma", "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "suçu bildirmeme" ve "suçluyu kayırma" gibi ağır suçlamalarla yürütülen soruşturma kapsamında toplam 17 şüpheli gözaltına alındı. Bu gözaltı operasyonu, Gülistan Doku davasının boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi.

12 KİŞİ TUTUKLANDI
Gözaltına alınan şüphelilerden 12'si tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklananlar arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel de bulunuyor. Gülistan Doku'nun SIM kartındaki verileri sildiği iddia edilen eski polis memuru Gökhan Ertok, hastane kayıtlarını ortadan kaldırdığı öne sürülen dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, eski Tunceli İl Özel İdaresi çalışanı Erdoğan Elaldı, Celal Altaş, Nurşen Arıkan ve Ferhat Hanedan Güven de tutuklanan isimler arasında yer aldı. Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeinal Abarakov, annesi Cemile Yücer, eski polis memuru olan üvey babası Engin Yücer ile Tuncay Sonel'in o dönemki koruma polisi Şükrü Eroğlu da tutuklanarak cezaevine konuldu.
Öte yandan Uğurcan A., Munzur Üniversitesi'nin güvenlik kameralarından sorumlu Savaş G. ve Süleyman Ö. ile Tunceli Devlet Hastanesi bilgi işlem görevlileri B.Y. ve Y.E. hakkında yurt dışına çıkış yasağı kararı verildi ve bu kişiler adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Gülistan Doku soruşturmasında yurt dışında olduğu tespit edilen firari şüpheli Umut Altaş için kırmızı bülten çıkarıldı. Bu adım, soruşturmanın uluslararası boyut kazandığını gösteriyor. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde ise dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, Erzurum'da tanık sıfatıyla ifade verdi. Delen'in ifadesi, olayların perde arkasına ilişkin yeni bilgiler sunması bakımından büyük önem taşıyor.
Gülistan Doku soruşturması, Başsavcı Ebru Cansu'nun kararlı tutumu ve özel JASAT ekibinin titiz çalışmalarıyla yeni bir ivme kazandı. Dijital izlerden silinen hastane kayıtlarına, tutuklanan validen kırmızı bültenle aranan firari şüpheliye kadar uzanan geniş yelpazedeki bulgular, bu davanın Türkiye'nin en karmaşık adli soruşturmalarından biri olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Kamuoyu, 5 yılı aşkın süredir kayıp olan Gülistan Doku'nun akıbetinin aydınlatılmasını ve adaletin yerini bulmasını bekliyor.




