Fırat Üniversitesi (FÜ) Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi ile İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü iş birliğinde, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında "İrade Bizim, Zafer Bizim" temalı konferans düzenlendi. Konferansa, 15 Temmuz gecesi darbecilere yönelik ilk gözaltı talimatını hazırlayarak hukukun ilk reflekslerinden birini gösteren Yargıtay Üyesi ve Yargıda Birlik Derneği Başkanı Ömer Faruk Aydıner konuşmacı olarak katıldı.
FETÖ'nün hücremsi yapılanmasına dikkat çeken Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, 16 Temmuz 2016 sabahına işaret ederek, "O saatlerde artık darbenin yönü belirlenmiş ve akamete uğradığı sonuçlanmıştı. Bir gece önce belirsizliğe doğru yuvarlanan bir ülkeyken, sabahında artık kendi iradesine sahip çıkmış, ipotek altına aldırtmayacağını tüm dünyaya ilan etmiş bir ülke olarak uyandık. Örümcek ağı gibi toplumun her kesiminde, yargıda, mülki idarede, üniversitede, emniyette ve silahlı kuvvetler içerisinde birbirinden habersiz, birbirini kontrol eden hücremsi yapılaşmalar kurmuşlar ve nihayetinde 17-25 Aralık'tan itibaren başlayan bir süreç içerisinde o hususları adeta bir araya getirerek ülkeyi yönlendirmeye çalışmışlardır. İşte bu noktada vatansever emniyet mensuplarının, silahlı kuvvetler mensuplarının ve hepsinden daha önemlisi yargı mensuplarının o geceki duruşu Türkiye'nin geleceğini adeta belirledi" dedi.

"EĞİTİM KAVRAMINI MASKE OLARAK KULLANDILAR"
Programda konuşan FÜ Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş ise örgütün geçmişine ve sinsi yapılanmasına vurgu yaparak, " Fethullahçı Terör Örgütü'nün temelleri ta 1965 yılında atılmış. O günden beri birtakım dini duygularımızı, milli duygularımızı kullanmak suretiyle ve en çok milletimizin önem verdiği eğitim kavramını da gündeminde en önde maske olarak tutmak suretiyle devletimizin bütün kademelerini adım adım ele geçirmişler ve nihayetinde asıl hedefine ulaşmak için de 15 Temmuz 2016 tarihinde hepimizin şahit olduğu bir darbe kalkışmasına başvurmuşlardı. Çok şükür, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde milletimizin kararlı duruşu sayesinde bu hainlerin o gün gerçekleştirmek istedikleri, sadece onların değil arkasındaki emperyalist güçlerin gerçekleştirmek istedikleri darbe girişimleri püskürtüldü ve memleketimiz o günden beri ciddi gelişmeler kaydediyor" şeklinde konuştu.
"17-25 ARALIK YARGI DARBESİYLE BAŞLAYAN SÜRECİ BERTARAF ETTİK"
Açılış konuşmalarının ardından kürsüye çıkan Yargıtay Üyesi Ömer Faruk Aydıner, 17 Aralık 2013'te başlayan yargı darbesi sürecine değinerek, "15 Temmuz gecesindeki vatandaşlarımızın o görüntüleri izleyince hakikaten duygulandık, üzüldük ve onur duyduk. En başta o gece yaptığımız hiçbir şeyle kıyaslanmayacak ölçüde büyük fedakarlık örneği gösteren ve hayatlarını bu ülke için veren 251 şehidimizi rahmetle anıyor, 2 binin üzerindeki gazimizi de tekrar anmayı kendime borç biliyorum. 15 Temmuz öncesinde 17 Aralık 2013'te başlayan yargı darbesiyle birlikte devam eden bu sürecin içerisinde yer alan Elazığlı bir kardeşinizim. Hepiniz Zekeriya Öz ve onun gibi çalışma yapanların seçilmiş hükümete karşı gerçekleştirdiği yargı darbesini hatırlarsınız. 17 Aralık ve 25 Aralık kumpas dosyalarıyla önce seçilmiş hükümetimizi, cumhurbaşkanımızı, başbakanımızı alt etmeye, millet nezdinde itibarını yerle bir ederek bu ülkeyi ele geçirmeye çalıştılar. O süreçte yargı dünyasının içerisinde bulunan milli düşünen yargı mensuplarımızla, mülkiyede, silahlı kuvvetlerde, MİT teşkilatımızda ve diğer kurumlarımızdaki milli düşünen insanlarla hep birlikte mücadeleye giriştik. 17-25 Aralık yargı darbesi ve Selam Tevhid soruşturmalarını bertaraf ettik. Fakat bu onlara yetmedi, son çare olarak 15 Temmuz'u gerçekleştirdiler. 15 Temmuz'da da milletin bu üstün cesareti karşısında helak olup gittiler" diye konuştu.
"17 GÜN EVVEL DEAŞ'E ATATÜRK HAVALİMANI'NA SALDIRTIP PROVASINI YAPTILAR"
Atatürk Havalimanı saldırısı ile darbe girişimi arasındaki sinsi bağı yürüttüğü soruşturmalar üzerinden anlatan Aydıner, "Florya Hava Harp Okulu'nun soruşturmasını da ben yaptım. Soruşturma kapsamında normal erlerin tanık sıfatıyla ifadelerini aldım. Erler bana, 'Sayın Başsavcım, bizi kışladan komutanlar, DEAŞ Atatürk Havalimanı'nı tekrar bastı, onları kurtarmaya gidiyoruz diyerek çıkardı' dediler. Askeri kışladan rahatça çıkartabilmek için 17 gün evvel DEAŞ'e Atatürk Havalimanı'na saldırtıp provasını yaptılar. 45 vatandaşımızı şehit ettiler, 236 kişiyi yaraladılar. Darbeyi nasıl hazırladıklarını, darbe öncesi yaptıkları bu hain saldırılarla anlamamız gerekiyordu" şeklinde konuştu.
"CUMHURBAŞKANIMIZI 'PARA DOLU UÇAKLA KAÇIYOR' DİYE SERVİS EDECEKLERDİ"
Darbecilerin sinsi planlarını ve delilleri yok etme çabalarını gözler önüne seren Yargıtay Üyesi Aydıner, "Hatta bir tanık anlatıyordu, cumhurbaşkanımızı para dolu bir uçakla kaçıracaklardı ve halka 'Bakın cumhurbaşkanı para dolu uçakla yurt dışına kaçıyor, biz yakaladık' diye servis edeceklerdi. Florya Hava Harp Okulu soruşturmasında bunu da tarihe not düşme adına anlatıyorum, oradaki Tümgeneral Fethi Alpay kendine bir BTR (Zırhlı Personel Taşıyıcı) hazırlatmıştı. Bir askerin bize verdiği 'Florya Hava Harp Okulu'ndaki kameraları Florya sahiline attılar' bilgisi üzerine harekete geçtik. Sahile atılan o kamera kayıtlarını bulup getirdik. Kamera kayıtlarını incelediğimizde şunu gördük, oranın paşası, Tümgeneral Fethi Alpay darbenin başarısız olacağını anlayınca hemen kendisini kelepçeletiyor, gözlerini de bağlattırıyor. Sanki darbe mağduruymuş gibi o gece, kendisi de darbeye karşı çıkmış ancak başarısız olmuş ve darbeciler tarafından gözaltına alınmış gibi bir mizansen hazırlıyor. Bunu biz kameralardan tespit ettik. Eğer o askerler, bildiğimiz o düz askerler bize bu bilgiyi veren askerler ve bu kamerayı bize göstermeselerdi belki de o şu an çok daha farklı bir yerde olacaktı ve biz onu kahramanlar arasında sayacaktık" dedi.




