01 Mart 2021 Pazartesi / 17 Recep 1442
Gece modu

Hesaplar tutmuyor ama tahrike devam! Uzmanlardan çarpıcı yorum: Yunanistan'ı asıl kaygılandıran şey...

Kardak Krizi'nin 25'inci yılında Türkiye ile Yunanistan, Ege ve Doğu Akdeniz'deki sorunlar için istikşafi görüşmeleri sürdürüyor. Yunanistan denizler için hangi hamleleri yapıyor, Türkiye bu hamlelere nasıl karşılık veriyor? İstikşafi görüşmeleri ve Yunanistan'ın Ege üzerindeki hamlelerini yorumlayan uzmanlar, 'Yunanistan'ı asıl kaygılandıran Türkiye'nin son dönemde askeri teknoloji ve kapasite açısından göstermiş olduğu hızlı gelişim. Yunanistan bu gelişimin gerisinde kalmıştır.' şeklinde yorumladılar.

31 Ocak 2021 Pazar 14:20 - Güncelleme: 31 Ocak 2021 Pazar 14:22

"Figen Akat" isimli Türk gemisi, 25 Aralık 1995’te Bodrum'un 3,8 mil açığındaki Kardak kayalıklarında karaya oturdu ve Yunanistan, kendi karasuları olduğu iddiasıyla gemiyi kurtarmak istedi.

Türkiye, söz konusu bölgenin kendisine ait olduğunu belirterek duruma müdahil oldu. Yunanistan, kayalıklardan birine, kendi bayrağını dikti. Türkiye de karşılık olarak 30 Ocak 1996’da bir diğer adaya Türk bayrağını dikti.

İki ülkeyi çatışmanın eşiğine getiren gerilim ABD ve NATO arabuluculuğunda çözüldü.

KARDAK KRİZİ’NİN ÜZERİNDEN 25 YIL GEÇTİ

30 Ocak 1996 yılında yaşanan Kardak Krizi’nin ardından 25 yıl geçti. Fakat Yunanistan ile denizler konusundaki tartışmalar daha eskiye dayanıyor.

Ege Denizi'ndeki gerilimin tarihi 1970’lere kadar gidiyor. Kıbrıs Harekatı'ndan bu yana Yunanistan, Ege adalarını silahlandırma ve Ege’deki yetki alanlarını 12 deniz mili olarak belirleme girişimlerinde bulunuyor.

“YUNANİSTAN, HER BİR ADANIN KENDİ KARASULARI OLDUĞU TEZİNİ SAVUNUYOR”

Yunanistan ve Türkiye arasında yaşanan süreci değerlendiren SETA Dış Politika Arastırmacısı Dr. Mehmet Uğur Ekinci'ye göre Yunanistan, her bir adanın kendi karasuları olduğu tezini savunuyor.

"Yunanistan’ın tezlerine göre Ege Denizi’nin büyük bölümü Yunanistan’ın yetki alanı haline gelirken uluslararası suların ve Türkiye’nin yetki alanlarının oranı fazlasıyla daralıyor. Bu durumu kabul edilemez bulan Türkiye, 1970’lerden beri Yunanistan’ın Ege’deki karasularını 12 mile çıkarmasını bir savaş sebebi olduğunu belirtiyor. Bu yönde TBMM’nin 1995’te aldığı bir karar da var“

İŞ BİRLİĞİ, YERİNİ DOĞU AKDENİZ’DEKİ GERGİNLİKLERE BIRAKTI

TRT Haber'in haberine göre, iki tarafın yetki alanları hakkındaki tezleri farklı olduğundan Ege Denizi üzerinde yıllardır birçok gerginlik yaşanıyor. Gemi ve uçakların “sınır ihlali” yaptığına dair karşılıklı suçlamaların artık olağan hale geldiğini vurgulayan Ekinci, gerginliğin şiddetini arttıran kırılma noktasının, yeni hidrokarbon rezervlerinin keşfi olduğunu söyledi.

“2000’lerin başlarından itibaren Türkiye ve Yunanistan, bu sorunların varlığını kabul ederek karşılıklı faydayı esas alan pozitif gündeme odaklanmaya başladılar. Bu sayede 1990’larda savaşın eşiğine gelmiş olan iki ülke 2000’lerde “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği” geliştirdi.

2010’lu yıllarda Doğu Akdeniz’de yeni hidrokarbon rezervlerinin keşfedilmesi ve Kıbrıs sorununun çözülememesi sebebiyle bu gerginlikler Doğu Akdeniz’e taşınırken uluslararası siyasetteki gelişmelerin de etkisiyle gerginliklerin şiddeti giderek arttı."

İSRAİL VE MISIR, YUNANİSTAN’IN TEZLERİNİ KABUL ETTİ

Yunanistan, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ilişkilerinin bozuk olduğu İsrail ve Mısır ile iş birliğini artırırken, kendi tezlerinin bu ülkeler tarafından kabul görmesini sağladı. Ayrıca Yunanistan, Türkiye’nin AB ve ABD ile ilişkilerindeki pürüzlerinden istifade ederek, bu ülkelerden destek buldu.

[SETA Dış Politika Arastırmacısı Dr. Mehmet Uğur Ekinci]

TÜRKİYE’Yİ YALNIZLAŞTIRMA POLİTİKASINA TÜRKİYE’DEN TEPKİ GECİKMEDİ

Yunanistan'ın deniz yetki alanları konusunda Türkiye’yi diplomatik olarak yalnızlaştırmak için bulunduğu hamlelere değinen Ekinci, Türkiye’nin bu hamlelere kendi tezleri doğrultusunda arama-tarama faaliyetlerini sıklaştırarak, askeri gücünü artırarak, tatbikatlarla göz önünde tutarak ve Libya UMH ile deniz yetki alanları mutabakatı imzalayarak karşılık verdiğini söyledi.

“İSTİKŞAFİ GÖRÜŞMELERİN YENİDEN BAŞLAMIŞ OLMASI SEVİNDİRİCİ”

Ekinci, gerginliklerin çatışmaya dönüşmesini önleyecek kanalların ve mekanizmaların işler durumda olmasının önemine işaret ederek, “İki ülkenin deniz yetki alanları konusundaki temel tezleri farklı olduğundan sorunun anlaşma yoluyla kalıcı bir biçimde çözülmesi mümkün görünmüyor. Bu durumda gerginliklerin çatışmaya dönüşmesini önleyecek kanalların ve mekanizmaların işler durumda olması önem taşıyor. İstikşafi görüşmelerin yeniden başlamış olması ve askeri yetkililer arasında istenmeyen hadiseleri önleyecek "ayrıştırma usulleri" hakkında toplantılar düzenlenmesi bu bakımdan sevindirici” açıklamalarını yaptı.

YUNANİSTAN, TÜRKİYE'NİN DOĞU AKDENİZ'DE GÜÇLENMESİNDEN RAHATSIZ

Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de güçlenmesinden rahatsızlık duyan Yunanistan’ın, diğer devletleri de yanına çekerek Türkiye'yi bölgede yalnızlaştırıp köşeye sıkıştırmak istediğine dikkat çeken SETA Brüksel Koordinatörü Doç. Dr. Talha Köse, Yunanistan'ın Türkiye'nin AB, ABD, Mısır ve İsrail gibi ülkeler ile yaşamış olduğu gerilimleri kullanarak Türkiye karşıtı bir tavır ortaya koymak istediğini, Pompeo Dışişleri Bakanı iken ABD'de doğrudan bu projenin hamiliğini yapmaya kalktığını söyledi.

Köse'ye göre Yunanistan'ın maksimalist tavrının arkasında AB ve ABD'de Türkiye karşıtı mecraların önemli bir rolü var.

"YUNANİSTAN, TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİNİ GELİŞTİRMENİN YOLUNU ARAMALI"

Yunanistan ve Türkiye arasındaki gerilimde Almanya, arabuluculuk yapmaya çalışırken, ABD ve Fransa tam tersi bir tutum sergiledi.

Yürütülen tutum ve politikaların Yunanistan’ın işine yaramayacağını vurgulayan Köse, Yunanistan’ın izlemesi gereken en doğru yolun Türkiye ile komşuluk ilişkilerini geliştirmesinden geçtiğini söyledi.

[SETA Brüksel Koordinatörü Doç. Dr. Talha Köse ]

Talha Köse, “Yunanistan'ın son dönemde Türkiye'ye karşı daha maksimalist ve saldırgan bir tavır benimsemesinde üçüncü tarafların rolü büyüktür. Türkiye'yi terör örgütleri ile sınırlandıramayanlar şimdi diğer ülkeler üzerinden sınırlandırma çabası içindeler. Yunanistan için en doğru yol iyi komşuluk ilişkileri üzerinden Türkiye ile siyasi ve ekonomik etkileşimleri artırmak olacaktır. Böylesi bir yaklaşım her iki ülkeyi daha istikrarlı hale getireceği gibi iki ülke halklarını da daha müreffeh hale getirecektir” dedi.

YUNANİSTAN YARATILAN GERİLİMLERLE ASKERİ DESTEKLERİNİ ARTIRMAYI AMAÇLIYOR

Son dönemde siyasi ve ekonomik açıdan tıkanmış durumda olan ve ekonomik krizi henüz aşamayan Yunanistan ciddi bir borç krizinde.

Böylesi bir ekonomik durum içerisinde Yunanistan’ın askeri harcama yapacak kaynağı olmadığını vurgulayan Köse, Yunanistan’ın Türkiye ile suni bir gerilim yaratarak dış destek bulmaya ve askeri yatırımlarını artırmaya çalıştığını söyleyerek “Yunanistan'ı asıl kaygılandıran Türkiye'nin son dönemde askeri teknoloji ve kapasite açısından göstermiş olduğu hızlı gelişimdir. Yunanistan bu gelişimin gerisinde kalmıştır” dedi.

YUNANİSTAN GERİLİMİ TIRMANDIRMAKTAN VAZGEÇMİYOR

Yunanistan ile Türkiye 5 yıl sonra istikşafi görüşmelere başladı. Fakat Yunanistan bölgede gerilimi tırmandıracak adımlardan vazgeçmiyor.

İstikşafi görüşmelerin başladığı gün, Yunanistan Fransa'dan 18 Rafale savaş uçağının alımına ilişkin anlaşmayı imzaladı.

Atina yönetimi, 2021 yılında savunma harcamalarına rekor bütçe ayırdı. Savunma bütçesini 5 kat artıran Yunanistan, 2 buçuk milyar euroluk bütçeyi de silahlanma için tahsis etti. Yunanistan, en çok silahlanan ülkeler sıralamasında 12'nci sıraya yükseldi.

Yunanistan ordusu, 4 yeni fırkateynle donanma helikopteri alınması ve 4 fırkateynin de modernize edilmesi için çalışma yapıyor.

YUNANİSTAN'DA ASKERLİK SÜRESİ UZATILMIŞTI

Yunanistan, zorunlu askerlik süresini 9 aydan 12 aya çıkarmıştı. Bunun yanı sıra da 2025 yılına kadar orduya 15 bin profesyonel asker alınması kararlaştırılmıştı.

Türkiye sınırı ve Ege adalarında askerlik yapacaklar için ise teşvik sistemi getirilerek, bu bölgelerde askerlik yapmayı tercih edenler için askerlik süresi 3 ay kısaltılmıştı.