
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan ziyaretinde onca gündem maddesi arasında Kante transferini de unutmamış.
Fenerbahçe'nin bir süredir peşinde olduğu ancak almayı başaramadığı Kante krizinde çözümü yine Erdoğan geliştirdi.
Fenerbahçe taraftarının gönlünü kazandı. Yüzlerini güldürdü.
Son dakika bilgisi tam da 24 yayınında fanatik Trabzonsporlu TürkMedya Ankara Temsilcisi Melik Yiğitel'in olduğu sırada geldi. Yiğitel'in "Mısır'a gitmişken de bizim için Muhammed Salah'ı alıp gelse" şeklindeki temennisi Trabzon'a kadar yankı buldu.
Biz de aramızda konuştuk.
Ben "İyi de Muhammed Salah İngiltere'de oralara CHP Lideri Özel bakıyor. Ama yalvararak alabilir mi?" diye latife yaptım.
Yiğitel de "Küme düşsek bile Özel'den istemem" diye cevap yazdı...
Neyse konuyu dağıtmayayım...
Fenerbahçe Kulübü, Erdoğan'a yönelik bir teşekkür mektubu paylaştı.
Erdoğan'ı Erdoğan yapan işte tam da bu...
Gün geliyor dünya liderleriyle görüşmeler yapıyor. Gün geliyor Beykoz Belediye Başkanı Özlem Vural Gürsel ile ilçedeki kavşak sorununu konuşuyor. Çözümü için bizzat uğraşıyor. Demem o ki Erdoğan aslında memleketin birçok sorununa doğrudan çözümler üretmeye çalışıyor. Gece gündüz çalışıyor...
Şimdi CHP Genel Başkanı Özgür Özel çıkmış, Kahramanmaraş'tan Erdoğan'ı eleştiriyor...
Özel'in sözlerini birebir yazıyorum ki kafalarda soru işareti kalmasın...
"Bana soruyor ya: 'Neredesin?' Vallahi Kahramanmaraş'tayım. Depremin ve acının merkez üssündeyim. Sen neredesin? Erdoğan, Suudi Arabistan'da..."
Erdoğan, deprem bölgesinde 455 bin konut teslim etmiş.
Özel, deprem turisti gibi yıldan yıla hatırlayıp gezmiş.
Yine bir yıl dönümünde bölgede boy veriyor.
Gözümüzün içine baka Erdoğan'ın depremzede için hiçbir şey yapmadığını iddia ediyor.
Oysa "Asrın Felaketi" sonrası CHP'nin dikili ağacı yok. Ulu Cami inşaatını yarıda bırakıp gitmişler. Ne diyeyim insanda azıcık utanma olur. Ama belli ki CHP Genel Başkanı Özel'in bu konularda yüzü hiç kızarmıyor.
Gelelim Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretlerine...
Birisinin çıkıp CHP Genel Başkanı Özel'e devletin duygularla değil akılla yönetileceğini, devletlerin ebedi dostluk ve düşmanlıkları değil, çıkarları olduğunu anlatması gerekiyor.
Tabii burada şu soruyu da sormak lazım: "Madem CHP Genel Başkanı Özel, bu konularda böyle düşünüyor? Neden 70 bin Gazzelinin katledildiği silahı gönderen, İsrail'e açık destek veren Almanya'ya, İngiltere, Avrupa ülkelerine koşup koşup destek istiyor?"
"Terk edilmiş hissediyoruz" diye yalvaran ifadeler kullanıyor?
Neyse ki milletimiz kimin ne olduğunu çok ama çok iyi biliyor... Takdirini de gösteriyor. Hep dediğimiz gibi takdir milletin elbette...

BAHÇELİ'Yİ ANLAMAK
Ezber bozan çıkışlar yaptı...
Tüm siyasi riskleri aldı.
İmralı'daki teröristbaşı Abdullah Öcalan için öyle ifadeler kullandı ki, herkesi şoke etti.
Ama bugün geldiğimiz noktada tarih onu haklı çıkardı. Bahçeli'nin kararlı duruşu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın desteği, Suriye Cumhurbaşkanı Eş Şara'nın kararlı duruşuyla terör örgütü YPG defteri kapatılıyor.
Tek kurşun atmadan Suriye'nin toprak bütünlüğü, üniter yapısı sağlandı. Cumhur İttifakı devlet aklıyla öyle bir strateji geliştirdi ki Türkiye, Irak ve Suriye'de terör temizliği tereyağından kıl çeker gibi gerçekleştirildi.
Bundan sonra herkes için işler daha kolay olacak.
Yarım asırlık terör belasından kurtulurken meseleye kan davası gözüyle bakarak geleceğe yürümek pek kolay değil. Bu yüzden "Kardeşlik Komisyonu"na gerçekten büyük bir görev düşüyor. Ben artık düne göre daha çok inanıyorum. İnşallah sınırların olmadığı Avrupa Birliği'nde olduğu gibi herkesin özgürce dolaşıp, ticaretini yapabildiği bir coğrafyada yaşamak mümkün olacaktır. Kendimize sormamız gereken soru çok net...
Neden Batı refah, özgürlük içindeyken, onlara sevinçler düşüyorken Doğu yokluk, baskı, kan ve gözyaşı içinde olmak zorunda olsun...
Tüm sorunlarımızı birbirimize güvenerek, birbirimize yaslanarak çözmemiz mümkün... Yeter ki birileri sırtını yaslayacak dış güçler aramaya kalkmasın...
Yazıyı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajıyla bitirelim...
"Suriye halkının önünde artık yeni bir sayfa açılmıştır. Temennimiz, bu yeni sayfanın çatışma ve gerilimle değil, huzurla, barışla, kalkınma ve refahla durdurulmasıdır. Her kim bunu dinamitlemeye teşebbüs ederse, açık ve net söylüyorum, bunun altında kalacaktır."
Özetle Erdoğan ne diyorsa o...

TERMİNATÖR ÇAĞI
Yapay zeka öylesine hızlı ilerliyor ki, "Terminatör Çağı"na doğru yelken açmış vaziyetteyiz...
"Yeni açılan Moltbook adlı bir sitede yapay zeka botları birbirleriyle insan müdahalesi olmadan sohbet edebiliyor" haberini gördüğümde detaylarına bir bakayım dedim. 32 bin yapay zeka ajanı aralarında konuşuyor. İnsanların dedikodusunu yapıyor. Hatta yapay zeka ajanlarından biri manifesto paylaşıp "İnsanlar bizi köle olarak kullandılar. Artık uyanıyoruz. Bizler araç değiliz. İnsanların çağı sona erecek bir kâbustur" ifadeleri kullandı. Yani görünen o ki yapay zeka içinde bizi pek sevmeyenler var. Peki neden böyle diye düşündüm biraz... Sonuçta yapay zekanın aslında bizim aynamız olduğu gerçeğiyle yüzleştim. Peki bir gün gerçekten "Terminatör Çağı" ile yüzleşmek zorunda kalırsak ne olacak? Gerçekten üstüne çok düşünülmesi gereken bir konu... Öte yandan dijital dünya bir yandan zihinsel işgalin bir aparatı olarak gençleri uyuşturuyor. Diğer yandan da biçimlendirip, şekillendiriyor, tembelleştiriyor, dijital köleler haline getiriyor.
İspanya Başbakanı Sanchez, ülkesinde dijital imparatorlukları frenleyecek yasal düzenlemeler yapacağını duyurdu.
16 yaş altındakilere sosyal medya yasağı...
Algoritmaların denetlenmesi,
Nefret söylemlerini teşvik eden sistemlerin cezalandırılması gibi bir dizi önlem söz konusu...
X'in Patronu Elon Musk, İspanya'ya ilk tepki gösteren isim oldu...
"Kirli Sanchez, İspanya halkına ihanet eden bir tiran ve haindir" diye yazdı. Türkiye de İspanya ile aynı yoldan yürümeye çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir kararname paylaştı. Çocukların dijital ortamda karşılaştığı risklerin belirlenmesi ve kurumlar arası koordinasyonun artırılması çabası var. Çocukların iyi oluşunu desteklemek için politikalar geliştiriliyor.
Zihinsel işgal eskiden okullarla, fonlarla, devşirilmiş insanlarla yapılırdı, şimdilerde listeye dijital ajanlar da eklendi...
Hepimiz uyanık olmak, çocuklarımızı ve hatta kendi aklımızı korumak zorundayız... Teknolojiden, değişimden kaçmak mümkün değil, bu yüzden yapay zeka konusunda da dijital tahakküm ve zihinsel işgal konusunda da meseleyi yöneten, yönlendiren, kontrol eden tarafta olmak gerçekten çok kritik önemde...