Nereden bakarsanız bakın ABD Başkanı Trump, "Yaş tahtaya basmış" gibi görünüyor. Zira CIA aklına güvenmek yerine MOSSAD'a inandı. Görevinden istifa eden ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, Trump'ı kuşatan kişilerin kendisini İsrail politikalarına alet ettiğini söyledi. Bir anlamda İran'a yönelik savaş Trump için de bir tuzağa dönüştü...

Zira MOSSAD'ın senaryosuna göre İran, 2 hafta içinde 10 atom bombası yapacak kapasiteye ulaşıyordu. Ve İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve kurmaylarının öldürülmesi büyük bir isyan dalgasını başlatacaktı. Ancak binlerce kişinin yaşamını yitirdiği sokak olayları sırasında iştahı kabaran İsrail'in İran'da rejimini devirip, "Tel Aviv kuklası" bir yöneticiyi başa getirme planı tutmadı...
ABD Başkanı Trump zaten Orta Doğu'ya bir bataklık gözüyle bakıyordu. Suriye'den çekilmek istediğini anlatırken "8 trilyon dolar harcadık elimize ne geçti?" diye soruyordu. Şimdi benzer bir soruyu Beyaz Saray'da kendisine telkinde bulunup, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun tuzağına düşürenlere de sorduğunu tahmin etmek güç değil. Trump'ın hem de kameraların önünde Savunma Bakanı Hegseth'e sorduğu soru bir pişmanlık ifadesi gibiydi aslında... Zira Trump'ın sorusu sorudan çok bir ayar verme olarak da okunabilir.
Tam ifadesi şöyle; "Hiç beklenmedik bir şekilde BAE, Katar, Suudi Arabistan, Kuveyt ve diğer yerlere füze göndermeye başladılar. Kimsenin aklına gelmemişti. Sen de aynı derecede şaşırdın mı Pete?"
Bu yüzden muhtemelen Trump bundan sonra MOSSAD aklıyla değil, CIA aklıyla yeni bir plan oluşturup içine düştüğü bataklıktan çıkmaya çalışacak...
Bu süreçte de görünen o ki Türkiye, Mısır ve Pakistan üstünden bir plan işletilecek. Erdoğanlı bir çözüm elbette en hızlısı olacaktır. Ancak Tahran yönetiminin Türkiye'nin bu meselede ara bulucu olmasına eski komplekslerinden dolayı mesafeli olduğunu düşünüyorum. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in son dönemdeki diplomasi trafiği uzlaşı zemininin İslamabad üstünden oluşturulmaya çalışılacağını gösteriyor. Bakalım diplomasi kanalları ne kadar işleyecek?

"İSRAİL REJİMİ DEĞİŞMELİ"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, grup toplantısında çok dikkat çeken bir mesaj verdi... Ve aslında Orta Doğu'da bir kanser hücresi gibi yayılmaya çalışan İsrail için doğru yolu gösterdi...
Bahçeli'nin "Asıl rejim değişikliği, asıl yönetim değişimi İsrail'de yaşanmalıdır" sözleri bu açıdan dikkat çekicidir. Bahçeli, Trump'ı da bu konuda uyardı. "İsrail'in ABD'nin yönetim sistemine nüfuz etmesi, karar ve denetim organlarına şu ya da bu yolla istikamet çizmesi büyük bir tehlikedir, Amerikan halkına da direkt hakarettir" ifadesi bir durum tespiti olduğu kadar bir gerçekliğin de hatırlatılmasıdır.
Lafı hiç eğip bükmeyelim, Netanyahu zihniyeti yaşanan acılar için bir sebep değil sonuçtur.
Daha anaokulu çağındaki çocuklara "En iyi Filistinli ölü Filistinlidir" vurgusu yapan, "Yahudiler üstün ırk diğerleri ona hizmet için yaratılmış yaban hayvanı" Goyim anlayışını aşılayan bu çarpık Siyonist zihniyete İsrail dışında tepki gösterenler de vardır... Bu yüzden İsrail'de hatta tüm dünyada Siyonist rejim zihniyetinin değişmesi şarttır. Zira 6 ülkeye saldıran, 3 ülkenin topraklarını işgal eden, çocukları keskin nişancı atışıyla başından vurup sonra da zafer narası atan, Filistinlinin evini, canını, malını kendisi için hak gören, hırsızlığı mübah kabul eden bir zihniyetin Orta Doğu'ya getirebileceği tek şey, kan, gözyaşı ve daha fazla acıdır. Şu anda sırtını ABD'ye ve egemen güçlere yaslamanın rahatlığıyla soykırım yapmaktan bile çekinmeyen bu zihniyet unutmamalıdır ki yaşadığımız coğrafyada balıkların mı karıncaları, karıncaların mı balıkları yiyeceği durumu "gel git"e yani suyun yükselip çekilmesine göre değişmektedir. Ve Tel Aviv'e düşen füzeler suyun çekilmeye başladığını sıranın karıncalara da geleceğini göstermektedir...

MİLLETİN PARASIYLA HAKARET!
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Murat Emir, Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkında ortaya attığı iddialar sebebiyle 150'şer bin lira tazminat ödemeye mahkum edildi... Peki, tazminatı kim ödedi? Aslına bakarsanız millet... Zira Özel'in tazminatı CHP Genel Merkezi'ne ödettiği ortaya çıktı. Yani partinin hazineden aldığı yardımın bir kısmı yani milletin vergilerinden CHP'ye düşen bölüm tazminat için kullanıldı. Hatırlayın Kılıçdaroğlu da daha önce bir tazminat fonu kurmuştu.
Neyse ki Bakan Gürlek parayı AFAD'a bağışladı.
Yani bir anlamda milletin parası yine milletin kurumuna döndü. Ama mesele bu değil esas mesele Özel'in milletin parasıyla hakaret etme konforu olup olmaması...
Üstelik bu konfor kendisini bir çıkmaza doğru da sürüklüyor.
Hırçın söylemlerle, bağıra çağıra yaptığı açıklamalar ilk anda bir rüzgar oluşturur gibi görünse de kısa sürede sönümleniyor. Öyle ki CHP'lilerden dahi beklediği desteği bulamıyor. Komik duruma düşüyor.
Örneğin Manavgat'ta baklava kutusundan fışkıran avrolar meselesinde CHP'ye kumpas kurulduğunu 32 saatlik video kaydı olduğunu iddia etti, sonra sus pus oldu. Durum öylesine vahim ki CHP'de
"Baklava Kutusu Sendromu" oluştu. Yargı kararıyla CHP İstanbul İl Başkanlığı görevine atanan Gürsel Tekin bayramda ikram için getirilen baklava kutusunu kameraların önünde açtırıp, "Bakın içinde para yok, sadece baklava var. Fıstık yeşili var" diye konuştu.
Ne diyelim CHP'yi bu duruma düşürenler utansın...

VALLAHİ SEVİNDİM
Şimdi malumunuz etrafımız ateş çemberi ve biz bu şartlar altında büyük bir mücadele içindeyiz. Peki, milletimiz içinden geçtiğimiz süreci ne kadar takip ediyor, ne düşünüyor diye merak ettik. 24 ekibi sokağa çıktı. Vatandaşla konuştu. Gelen cevapları izlerken vallahi sevindim. Zira her ne kadar bazıları "makarnacı, bidon kafalı" diye hor görse de milletimiz uluslararası siyaseti, bölgemizdeki gelişmeleri adeta bir uzman gibi takip ediyor, analiz ediyor, yorumluyor. Ve daha da önemlisi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2004 yılından bu yana savunma sanayisinde yaptığı atılımların, uluslararası ilişkilerdeki bir satranç ustası gibi yaptığı hamlelerin ne kadar kıymetli olduğunu söyleyip takdir ediyor. Bu yüzden makul çoğunluğun umudu yaşadığımız tüm sıkıntılara rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan gibi görünüyor. Millet yapılanı da eksiği de görüyor. Vicdan terazisinde tartıyor...

ALTIN KUYRUĞUNDA YÜZÜNÜ KAPATMAK
Körfez ülkeleri petrol satamayınca sıkıştı, altın bozdurmaya başladı. Altının fiyatı düştü. Kapalıçarşı'da, Kuyumcu Kent'te kuyruklar oluştu. İlginç olan sanki altın almak ayıp bir şeymiş gibi kimileri kamerayı görünce yüzünü kapatıyordu. Ben anlamadım neden aman bir tanıyan çıkar diye endişeliler. Neyse konuyu dağıtmayayım... Bu süreçte bazı kuyumcular camlarına "Vallahi de billahi de gram altın yok" diye yazı astı. Muhalefete göre millet aç, çöp konteynerinden ekmek arıyor, halk ekmek kuyruğunda perişan oluyor. Kimilerine göre uçuştayız. Avrupa bizi kıskanıyor. Ben kendi gördüğümü, vicdani kanaatimi söyleyeyim. Bardağın dolu tarafı da var, boş tarafı da... Bunu da aslında en iyi vatandaş biliyor çünkü cebinin muhasebesini en iyi o tutuyor. Ne altın kuyrukları ekonomi uçuşta demek için bir sebep ne de halk ekmek kuyruğunda olanlar var diye Türkiye battı, bitiyor demek bir sonuç...
Size tavsiyem gurbetçilerin Avrupa'da akaryakıt istasyonlarında çektiği videoları izlemeniz, zira biz söyleyince yandaş medyadan diye algıları kapalı olanları belki bu videolar ikna eder... Dünya gerçek anlamda bir türbülansta ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, uçağı sağ salim rotasında tutmaya çalışıyor. Bize düşense akaryakıt zammını bahane edip enflasyonu azdıracak ahlaksız zam zincirine halka olmamak, halka olanları da boykot edip tepki göstermek, ahlaksız esnafa utanmıyor musunuz? Diyebilmek... Zira daha önce de anlattığımız gibi bir maliyet enflasyonu var bir de ahlaksızlık enflasyonu...