Bu ülkenin başındaki en büyük musibet milletin değerlerine savaş açmayı meslek edinmiş zihniyettir.
Bu zihniyetin bürokraside, medyada, sivil toplum örgütlerinde ve siyasetteki temsilcileri milletin inancına ve milli kültürüne ait ne varsa ona saygısızca saldırmaktadırlar.
Bu zihniyetin siyasetteki en büyük temsilcisi altı asırlık Osmanlı çınarını on senede ortadan kaldıran İngiliz sefirinin arabasına at gibi koşulan Jön Türklerin ve İttihat Terakki'nin devamı olan CHP'dir.
İşgalci batının içimizdeki temsilcileridir.
Bu milletin canla başla verdiği Milli Mücadele ile ülkeden kovduğu işgalcilerin kanunlarını kıyafetlerini ve harflerine varıncaya kadar kültürünü bu ülkeye dayatan, yerli ve milli olan her şeye karşı çıkan CHP milli değil batıcı bir teşkilattır.
Bu yüzden millet ilk fırsatta onu muhalefete mahkûm etmiş ve tek başına iktidar yüzü göstermemiştir.
Milli olan her şeye düşmandırlar.
Başkan Erdoğan'ın her alanda yürüttüğü milli politikalara karşı sürdürdükleri düşmanca siyaset de bu zihniyetin ürünüdür!
ABD maşası FETÖ'nün bıraktığı yerden yıkıma devam etmek için bir proje olarak siyaset arenasına sürülen ve yüzyılın yolsuzluk davasıyla yargılanan zâtın, partiyi şaibeli bir şekilde ele geçirmesi sonucu birbirine düşmüş olan CHP'nin bugünkü fotoğrafı anlamlıdır.
Anlamlıdır çünkü yargının sadece görevini yaptığı bu süreçte şikâyet eden de edilen de itirafçılar da delil sunanlar da hepsi CHP'lidir.
Ama öyle bir algı yürütüyorlar ki tabanlarına durumun sorumlusunun iktidar olduğuna inandırmışlar!
Bu algı tek başına CHP'nin yürüttüğü bir algı değil.
Batı dünyası da aynı algıya su taşıyarak temsilcisini desteklemektedir.
CHP genel merkezinde yaşanan son gerginliğin sebebi tamamen yargı kararının uygulanmasını isteyen CHP'nin eski genel başkanı Kılıçdaroğlu'dur.
Yargı kararının muhatabı ise kararı tanımadıklarını ve direneceklerini ilan eden ve işgalci konumuna düşen Özel ve taraftarlarıdır.
Kararı beğenmek zorunda değiller elbette ki itiraz edebilirler eleştirebilirler.
Ama kararı tanımayız diyerek direnmek istediler ve en büyük hatayı da orada yaptılar.
Sadece Başkan Erdoğan'ın bir şiir okuduğu için verilen haksız karara itirazına rağmen bağlayıcı olduğu için kendi ayağıyla cezaevine gidip teslim olması ve oradan başbakan olarak çıkmasına baksalardı siyasetin ne olduğunu görürlerdi. Ama onlar gözleri var görmez kulakları var işitmez taifesinden oldukları için sonları hep hüsrandır.
Yargı kararını uygulamak yerine uygulamaya gelmiş olan güvenlik güçlerine saldırdılar ve siyaset alanının dışına çıktılar.
Ve güvenlik güçleri CHP binasına zorla giriyor propagandası yaparak tabanlarını konsolide etmeye çalıştılar.
Hem suçlular hem de oluşturmaya çalıştıkları algı ile güçlü görünme çabası içine girdiler.
Türkiye'nin büyümesini güçlenmesini istemeyen batı medyası da aynı teranelerle yayın yaptılar.
Sözde demokrat solcular da aynı teraneye sarıldılar.
Güvenlik güçlerinin yargı kararını tanımayan içerideki işgalcilere karşı müdahalesini –mesela- Der Spiegel, "Türk resmi makamları muhalefet merkezini boşalttırıyor." diye duyurdu.
Euro News, "Türk polisi CHP genel merkezine girmek için gaz kullandı." diyerek yargı kararını görmezden geldi.
BBC ise "Liderlerinin görevden alınmasının ardından Türk çevik kuvvetleri polisi muhalefet ofislerine baskın düzenledi." diyerek habere takla attırdı.
Sosyalist Enternasyonal da İspanya ve Portekiz'deki yolsuzluk davalarında sosyalist partilerin genel merkezlerinin basılmasını görmezden gelip CHP hakkındaki mahkeme kararı hakkında, "temelsiz, dayanaksız, hukuka aykırı", "küstahça saldırı", "demokrasiye darbe" ve "siyasi rakipleri boğma girişimi" gibi ifadelerle iktidara yüklendi.
İsrail boş durur mu , "muhalefet partileri basıldı muhalefet susturuldu özgür dünya sessiz" açıklamaları yaptı.
Küfür tek millet!
Hedef dindar iktidar olunca nasıl da bir araya geliyorlar!
Yani yargı kararını tanımayıp uygulanmasına engel olmak için şiddet kullananın Özel olduğundan, kararı uygulamak isteyenin Kılıçdaroğlu olduğundan hiç bahsetmiyorlar.
Olay üzerinden iktidara yüklenmeleri batıcı CHP'ye açık destek olarak anlaşılmaz mı?
Özel tarafının acemiliği, tecrübesizliği, basiretsizliği ve tabansızlığı ayrı bir konu.
Madem direnecektiniz neden direnmediniz demezler mi insana?!
Halbuki karara itirazla birlikte bağlayıcı olduğu için Özel, Kılıçdaroğlu'nu parti binası önünde törenle ve çiçeklerle karşılasaydı, oturup konuşsalar ve birlikte bir karara varsalardı ne polise ihtiyaç duyulurdu ne de bu gerginlikler yaşanırdı.
Öyle anlaşılıyor ki Özel ekibi ve azmettiricileri kendilerine güvenmiyorlar ve arınma diyen Kılıçdaroğlu'nun parti içindeki usulsüzlükleri ve yolsuzlukları ortaya çıkarmasından korkuyorlar.
O yüzden direndiler.
Kılıçdaroğlu'nun iki arabayı parti önüne koyup haram parayla alındılar afişi yapıştırması, FETÖ'nün partisini teslim aldığını itiraf etmesi, partiyi rüşvetçilerden hırsızlardan ahlaksızlardan arındırma ve sorumlulardan hesap sorma tehdidi, iki farklı bayramlaşma CHP'nin hayli savrulacağını gösteriyor.
Bana göre zihniyet olarak Kılıçdaroğlu ile Özel arasında bir fark yok. İkisi de aynı yolun yolcusu, ikisi de aynı kaynaktan besleniyorlar. İkisinin de bu ülkeye bir faydası dokunmaz.
Kavga, rant ve biat kavgasıdır!
Yönettikleri belediyelerdeki hukuksuzluklar, yolsuzluklar ve çeyrek asırdır millete hizmet edenlere yaptıkları haksızlıklar üzerine milletin âhı tuttu desek abartmış olmayız.
Önümüzdeki günler siyasette önemli gelişmelere gebe.
Bekleyip göreceğiz.