7 Ocak 2026 Çarşamba / 19 Recep 1447

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Venezuela mesajı... ''Uluslararası hukukun çiğnenmesi riskli adımlardır''

Kabine Toplantısı'nın ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin Venezuela müdahalesine değinerek 'Ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır' dedi.

AA5 Ocak 2026 Pazartesi 19:47 - Güncelleme:
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Venezuela mesajı... ''Uluslararası hukukun çiğnenmesi riskli adımlardır''

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Kabine Toplantısı'nın ardından millete seslendi.

Dünyada, bölgede, ülkede önemli gelişmelerin yaşandığı bir seneyi daha geride bırakıp, büyük umutlarla 2026 yılını karşıladıklarını kaydeden Erdoğan, yeni yılın ülkeye ve millete, başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlığa hayırlar getirmesini diledi.

2025 yılı boyunca Türkiye'nin büyümesi, kalkınması ve hedeflerine daha da yaklaşması için ter döken herkese teşekkür eden Erdoğan, "Devletimizin bekasını ve insanımızın huzurunu temin uğrunda can veren kahraman şehitlerimizi rahmetle yad ediyor, gazilerimize minnettarlığımı ifade ediyorum. Özellikle geçen hafta DEAŞ'lı teröristlerin hayattan kopardığı 3 emniyet mensubumuza bir kez daha yüce Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Şehitlerimizin her biri metanet abidesi olan muhterem ailelerine, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milleti olarak 86 milyon insanı ve yurt dışındaki 7 milyonu aşkın vatandaşıyla büyük bir aile olduklarını belirtti.

"Ankara'daki, Adıyaman'daki, Diyarbakır, Bursa, Trabzon, Tekirdağ'daki ve diğer tüm vilayetlerdeki vatandaşlarım neyse, dünyanın farklı köşelerinde hayat, haysiyet, helal rızık mücadelesi veren milyonlarca kardeşimiz de canımızdan bir parçadır" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hangi siyasi görüşten, kökenden mezhep ve meşrepten olursak olalım hepimiz şehit kanlarıyla sulanmış bu cennet vatanın sevdalılarıyız. 86 milyon olarak kardeşiz, kaderdaşız, ezelden ebede biriz ve beraberiz. 27 Aralık'ta vefatının 89. seneidevriyesinde bir kez daha rahmetle andığımız İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif'in Safahat'ından süzülen şu mısralar bizim pusulamızdır. Bakınız, ne diyor o büyük şair: 'Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez'. İşte bu şuurla tefrikayı, fitneyi, bozgunculuğu kapımıza yaklaştırmadan ebedi ve ezeli kardeşliğimize hep birlikte sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Elbette bunu söylerken şunu da aklımızdan çıkarmıyoruz. Bir dağ ne kadar uluysa başındaki duman da o derece koyu olur. Bizi de ayırmak isteyenler, aramıza nifak sokmak isteyenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler daima olmuştur ve olacaktır. Bölgemizde kan deryasına çevirmek için türlü tuzaklar kuranlar her şeyden önce bizi denklem dışına itmeye çalışacaktır ama biz bu oyunlara inşallah gelmeyeceğiz."

"AYRILIKLARIMIZI BİR TARAFA BIRAKIP BİRBİRİMİZE DAHA SIKI KENETLENECEĞİZ"

Erdoğan, merhum Akif'in, "İttihat yaşatır, yükseltir tefrika yakar öldürür" ikazını her zaman zihinlerinin bir köşesinde tutacaklarını dile getirdi.

"Söz konusu Türkiye olunca, Türkiye'nin huzuru, güvenliği, bekası olunca ayrılıklarımızı bir tarafa bırakıp birbirimize daha sıkı kenetleneceğiz. 86 milyon hep beraber yıkılmaz, aşılmaz, sarsılmaz bir duvar olacağız" ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Mehmet Akif'in, Kastamonu'da Nasrullah Camisi'nde verdiği vaazın bir bölümünü, özellikle bizleri ekranları başında izleyen genç arkadaşlarımın dikkatine getirmekte fayda görüyorum. Milli Mücadele'nin en sancılı günlerinde merhum Akif, şöyle sesleniyordu: 'Milletler topla tüfekle, zırhlı ile ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatini temin etme kaygısına düştüğünde yıkılır. Düşmanlarımızın bugün bizden istedikleri ne falan vilayet, ne filan sancaktır, doğrudan doğruya başımızdır, devletimizdir'. Evet, bugün de boylarına poslarına bakmadan, son derece kibirli bir eda ile Türkiye'ye parmak sallayanların bizden istediği, devletimizdir, vatanımızdır, büyük ve güçlü Türkiye idealimizin kuvveden fiile çıkmasını engellemektir. Bir defa, aziz milletimin şunu bilmesini isterim, her kim ne adına olursa olsun, milli mutabakat ruhuna zarar verecek bir tavır içindeyse, Türkiye'nin rakiplerine hizmet ediyor demektir. Her kim, ortak değerlerimizi hedef alıyor, aramızdaki rabıtayı zayıflatmaya çalışıyorsa, Türk milletinin dostu değil, yeminli bir hasmıdır. Türk ve Türkiye düşmanlarının işte bu sinsi tuzaklarına düşmeyeceğiz. İç cephemizi sağlam tutacak, güçlendirecek, orada gedik açmak için fırsat kollayanlara karşı daima uyanık olacağız."

"TERÖR MUSİBETİNDEN KURTULMA NOKTASINDA ÖNEMLİ BİR FIRSAT YAKALADIK"

Erdoğan, on yıllardır farklı biçimleriyle mücadele edilen terör belasının, Türkiye'nin ayağına vurulmuş emperyalist bir pranga olduğuna dikkati çekerek, "DEAŞ'ından FETÖ'süne, DHKP-C'sinden PKK'sına gayrimeşru yapıların hepsi birer aparat olarak bu amaçla kullanılmıştır." sözlerini sarf etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kahraman güvenlik kuvvetlerimizin destansı mücadelesi, savunma sanayimizdeki atılımlarımızın ülkemize sağladığı yetenekler, hak ve özgürlükler alanında hayata geçirdiğimiz tarihi reformlar ve milletimizin engin basireti sayesinde terör musibetinden ebediyen kurtulma noktasında önemli bir fırsat yakaladık. Ülkemizin önünde aralanan fırsat penceresini ardına kadar açacak bu imkanın sabote edilmesine izin vermeyeceğiz. 'Terörsüz Türkiye' sürecini kararlılıkla devam ettirerek, 40 senedir ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını sömüren terör sorununu kökten çözeceğiz. İnşallah bunu da suhuletle, sabırla, sağduyuyla yapacağız. Terörün karanlık gölgesinin olmadığı bir ülkede ve bölgede yaşamanın getireceği büyük kazanımlara odaklanarak bu hedefimize ulaşacağız."

2026 yılının ilk kabine toplantısını biraz önce gerçekleştirdiklerini belirten Erdoğan, güvenlik, dış politika, ekonomi ve sosyal politikalar başta olmak üzere birçok kritik meseleyi etraflıca değerlendirdiklerini, milletin hayrına olacak önemli kararlar aldıklarını ifade etti.

Son üç haftada millete hizmet yolunda neler yapıldığını paylaşan Erdoğan, 16 Aralık'ta barış, istikrar ve refah üreten dış politika temasıyla düzenlenen 16. Büyükelçiler Konferansı'nda dünyanın dört bir yanında devleti başarıyla temsil eden büyükelçilerle bir araya geldiklerini söyledi.

Erdoğan, belirsizliğin arttığı, çıkar kavgasının kızıştığı mevcut küresel konjonktürde hem diplomatik zeminde hem de diğer alanlarda güçlü bir varlık gösterdiklerini, hiç çekinmeden, eğilmeden, bükülmeden, hiç kimseye minnet etmeden ülkenin hak ve hukukunu her platformda cesaretle savunduklarını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ana muhalefetin başındaki zat gibi yabancılardan beş dakikacık ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza beş dakikalık bir görüşme için yalvarmıyoruz. Büyük bir milletin ve büyük bir devletin mensubu olduğumuzun bilinciyle her yerde dik duruyor ama diklenmiyoruz. Biz ne kuru hamaset, ne ucuz polemik peşindeyiz. Ne de rol kapma, rol çalma derdindeyiz. Biz, Türkiye Cumhuriyeti'ni tüm dünyada şanla, şerefle, iftiharla temsil etmenin mücadelesi içindeyiz. Türkiye, her alanda dünyanın dikkatle, takdirle, çoğu zaman gıptayla ve hayranlıkla takip ettiği bir atılım gerçekleştiriyor. Bunun önünü kimse kesemeyecek. Uzak olmayan bir gelecekte inşallah daha güçlü, daha müreffeh, hemen her alanda daha itibarlı bir ülkede hep beraber yaşayacağız.

Türkiye, dünyanın her tarafında adaleti, meşruiyeti ve uluslararası hukuku savunan ülkelerin en başındadır. Gazze'den Suriye'ye, nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa tavrımızı çok net biçimde ortaya koyduk. İlkelerimiz söz konusu olunca komplekse kapılmayız. Bu hakikati ana muhalefetin başındaki zat bilmese de Afrika'dan Latin Amerika'ya dostlarımız ve kardeşlerimiz gayet iyi bilmektedir. Ana muhalefet partisi genel başkanı, iç siyasette olduğu gibi dış politikada da üçüncü sınıf bir popülizm yapmaktadır. Bu zatın ne dediği, neyi savunduğu bile belli değildir."

"TEK BİLDİKLERİ HÜKÜMETİMİZE KARŞI ÇIKMAK, BİZİM AK DEDİĞİMİZE KARA DEMEK"

Son yıllarda bölgede cereyan eden hadiseleri ve bunlara karşı CHP'nin yaklaşımının gözden geçirilmesini isteyen Erdoğan, CHP Genel Başkanı'nın isabetli tek bir öngörüsünün bulunamayacağını söyledi.

Muhalefetin ne Karadeniz'de ne Doğu Akdeniz'de ne Gazze soykırımında ne Libya ne de Suriye konusunda tutarlı, vicdanlı, omurgalı hiçbir duruşunun olmadığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Tek bildikleri hükümetimize karşı çıkmak, bizim ak dediğimize kara, doğru dediğimize yanlış demek. Rusya-Ukrayna krizinin ilk günlerinde şimdi karşılarında süklüm püklüm oldukları güç odaklarının işaretiyle hükümetimizi eleştirenler bunlardı. Suriye'nin devrik lideri ülkesinden kaçarken 'Esad'la görüşülmeli' diyenler bunlardı. Karabağ'ın 44 günlük vatan muharebesinde Ermeni diasporasıyla söz birliği içinde can Azerbaycan'ı desteklememize karşı çıkanlar bunlardı. Gazze soykırımında Filistin direnişine terör yaftası vuranlar bunlardı. Yıllarca Türkiye'yi DEAŞ'a destek vermekle suçlayanlar bunlardı. Avrupa'ya Türkiye'yi şikayet turları düzenleyenler bunlardı. Kendi ülkelerine müdahaleyi savunanları tebrik sırasına girenler bunlardı. Dış politikada omurga nedir, ilke nedir, milli menfaat nedir bilmeyenler yine bunlardı. Bugün bize ahkam kesen ana muhalefet yöneticileriydi. Şimdi çıkmışlar akıllarınca bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın ama bunun adı yüzsüzlüktür."

"ULUSLARARASI HUKUKU İHLAL EDEN HİÇBİR EYLEMİ TASVİP ETMEYİZ"

Muhalefetin "iktidar yıpransın da Türkiye'ye ne olursa olsun" mantığıyla hareket edemeyeceğinin, böyle bir sorumsuzluğun içinde olamayacağının altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dahası bu kadar basiretsizlikten sonra bırakın ana muhalefetin bize laf söylemesini, bu konularda ağızlarını dahi açmaması gerekir. Şurası da çok enteresan. Ülkemizden 11 bin kilometre ötede Türkiye ile yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede müessif bir hadise yaşanıyor. CHP Genel Başkanı'nın aklına ilk gelen bize saldırmak, bize sataşmak oluyor. Çeşitli fotoğraflar üzerinden bize mesaj vermek oluyor. Allah aşkına, bu patolojik bir ruh halinin işareti değilse nedir? Siyasette kutuplaşmayı bu provokatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle mi destek olacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde Türkiye'nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız?

Biz tabii ki bunlara kulak asmayacak, çirkin tahriklere gelmeyeceğiz. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek, Türkiye'nin menfaatlerini her daim koruyacak, kollayacak ve yücelteceğiz. Çünkü bizim üzerimizde milletin emaneti var. Bizim üzerimizde 86 milyonun hakkı var, sorumluluğu var. Bizim omuzlarımızda umutlarını büyük ve güçlü Türkiye'ye bağlamış yüz milyonların mesuliyeti var. Hep söylüyorum, bizim sırtımızda yumurta küfesi var. Biz iç politikayı da dış politikayı da ilkelerle yapan, akılla ve vicdanla yapan bir hükümetiz. Böyle bir kadroyuz. Dünyanın neresinde olursa olsun siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz. Venezuela meselesinde de hem Türkiye için hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayretindeyiz."

"Sayın Maduro ve Venezuela halkı milletin dostu olduğunu pek çok kez göstermiştir." ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki dost ülke olarak zor günlerde dayanışma içinde olmaya önem ve öncelik verdiklerini bugün de aynı anlayışla hareket ettiklerini kaydetti.

"Şurası bir gerçek ki ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır." diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Hukukun gücü yerine, gücün hukukunun egemen olduğu bir dünyada istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Biz Türkiye olarak ne bölgemizde ne başka coğrafyalarda kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz. Kurallara dayalı uluslararası sistemin korunması bu bakımdan önemlidir. Bugünkü kabine toplantımızda ilgili birimlerimizin derlediği güncel bilgiler ışığında Venezuela vakasını enine boyuna değerlendirdik. Amerika Başkanı Sayın Trump ile telefon görüşmemizde de ülkemizin hassasiyetlerini kendisine ilettik. Venezuela'nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik. Türkiye ve Türk milleti refah, huzur, kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir."

"YENİ DENİZ PLATFORMLARIMIZ HAYIRLI UĞURLU OLSUN"

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri'nin 18 Aralık'ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen törenle sahiplerine verildiğini anımsatarak, arkeoloji, bilim-kültür, müzik, resim ve fotoğraf dallarında ödüle layık görülen ilim ve sanat erbabını tebrik edip başarılar diledi.

İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda 20 Aralık'ta Türk donanması ve Türk tersaneciliğinin gurur günlerinden birine daha tanıklık ettiklerini belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"Havadan bağımsız tahrik sistemi ve gelişmiş sonar teknolojisi ile öne çıkan TCG Hızırreis denizaltımızı ve yeni tip çıkarma gemimiz Ç-159'u donanmamızın hizmetine verdik. Kendi mühendislerimizin geliştirdiği yüzde 90 yerlilik oranına sahip marin motorlu, ULAQ silahlı insansız deniz aracımızı Deniz Kuvvetlerimizin filosuna dahil ettik. 'Mavi Vatan'daki caydırıcılığımıza önemli katkılar yapacak açık deniz karakol gemimiz Seferihisar'ın ise ilk sac kesimini gerçekleştirdik. Aynı törende, Pakistan ile olan MİLGEM sözleşmeleri kapsamındaki ikinci gemi PNS Khaibar'i Pakistan heyetine teslim ettik. Donanmamızın gücüne güç katacak yeni deniz platformlarımız bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum."

"TÜRK DİASPORASININ HER BİR MENSUBU BU VATANIN, BU MİLLETİN GÖZBEBEĞİDİR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 Aralık'ta TÜBA Bilim Ödülleri'ni 38 bilim insanına, TÜBİTAK Ödülleri'ni ise 8 farklı üniversiteden 11 akademisyene tevcih ettiklerini hatırlattı.

Avrupa'nın en büyük sivil toplum kuruluşlarından Uluslararası Demokratlar Birliğinin üyelerini 25 Aralık'ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ağırladıklarını anımsatan Erdoğan, "Avrupa genelindeki 253 şubesiyle demokratik ve aktif katılımdan sağlıklı entegrasyona, eğitim projelerinden İslam düşmanlığı ile mücadeleye birçok alanda çalışmalar yürüten birliğimize teşekkürlerimi iletiyorum. Türk diasporasının her bir mensubu bu vatanın, bu milletin gözbebeğidir. Büyükelçiliklerimizle, konsolosluklarımızla, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız ve diğer kurumlarımızla bu kardeşlerimize hizmet etmeyi sürdüreceğiz." diye konuştu.

"HAK SAHİPLERİMİZİN YENİ YUVALARINDA AĞIZ TADIYLA OTURMALARINI DİLİYORUM"

Erdoğan, 6 Şubat depremlerinin yaralarının sarılmasının iktidarlarının yaklaşık 3 yıldır birinci önceliği olduğunu vurgulayarak, "Hükümet bu enkazın altında kalır." diyen istismarcılara meydanı terk etmediklerini dile getirdi.

Asrın felaketinin üstesinden, asrın dayanışması ve seferberliğiyle gelmeyi başardıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

"27 Aralık'ta 11 ilimizde yapımı tamamlanan 455 bininci deprem konutunun anahtarlarını teslim etmek üzere Hatay'ın misafiri olduk. Hatay'ımızda 55 bin 681, Kahramanmaraş'ımızda 22 bin 81, Malatya'mızda 11 bin 367, Adıyaman'ımızda 4 bin 833, Osmaniye'mizde 3 bin 357, Elazığ'ımızda 2 bin 568, Gaziantep'imizde 1620, Şanlıurfa'mızda 1333, Diyarbakır'ımızda 887, Adana'mızda 692, Kilis'imizde 308, Kayseri'mizde 224, Tunceli'mizde 201, Bingöl'ümüzde 27 olmak üzere toplam 105 bin 179 konut, köy evi ve iş yerini daha depremzede vatandaşlarımıza teslim ettik. Böylece milletimize verdiğimiz sözleri tutmanın huzuru içinde depremin etkilediği 11 ilimizde toplam 455 bin 357 bağımsız bölümü afetzede kardeşlerimizin kullanımına sunmuş bulunuyoruz. Bizleri milletimize mahcup etmeyen Rabb'ime sonsuz hamdediyorum. Konut, köy evi ve iş yerlerimiz bir kez daha hayırlı uğurlu olsun. Hak sahiplerimizin yeni yuvalarında ağız tadıyla oturmalarını diliyorum."

Hatay'da aynı zamanda toplam 200 milyar değerinde 227 yatırımın toplu açılışını da yaptıklarını belirten Erdoğan, "Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla birlikte tüm bakanlıklarımıza, kurum ve kuruluşlarımıza, yüklenici firmalarımıza, hayırseverlerimize, işçi, mimar ve mühendislerimize, herkese teşekkür ediyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Aralık'ta Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ve heyetini misafir ettiklerini anımsatarak, "Sayın Cumhurbaşkanı'yla görüşmemizde Somali'de hayata geçirdiğimiz Uzay Limanı Projemizde gelinen son aşamayı değerlendirdik. Ayrıca, filomuza yeni kattığımız Çağrı Bey ve Yıldırım derin deniz sondaj gemilerimizin müjdesini paylaştık. Yeni gemilerimizin de ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı.

Yeni yılın, ihracatta kırılan rekorların sevinci ile karşılandığını belirten Erdoğan, "Geçen yıl için ihracatta hedefimizi 270 milyar dolar açıklamıştık. Mal ve hizmet ihracatında ise 390 milyar dolarlık bir hedef belirlemiştik. Her iki hedefimizin de üzerinde bir rakama ulaştık." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2025'in, 273,4 milyar dolarlık bir ihracat rakamıyla kapatıldığı hatırlatarak, böylece bir önceki yıla göre ihracatta yüzde 4,5 oranında bir artış kaydedildiğini söyledi.

Aralık ayı ihracatta ise kasım ayına kıyasla yüzde 12,8 oranında bir artış olduğunu, ihracatın 26 milyar 411 milyon dolara yükseldiğini aktaran Erdoğan, bu rakamlarla hem aylık bazda hem de yıllık olarak Cumhuriyet tarihinin rekoruna imza atıldığını vurguladı.

Erdoğan, bir başka çarpıcı oranın ise hizmetler ihracatı olduğunu dile getirerek, "Hizmetler ihracatımızın 123,1 milyar doları bulduğu, böylece 2025 yılı mal ve hizmet ihracatımızın 396,5 milyar dolara ulaştığı görülüyor. İnşallah, bu yılın sonunda ihracatta 282 milyar doları hedefliyoruz. Hizmetler ihracatında ise 128 milyar doları yakalayarak, toplam 410 milyar dolar mal ve hizmetler ihracatına ulaşmayı istiyoruz. Tüm ihracatçı kuruluşlarımızı, iş adamlarımızı, ilgili sivil toplum örgütlerini, ilgili bakanlıklarımızı ve bürokratlarımızı tebrik ediyorum." diye konuştu.

"ENFLASYONU DAHA DÜŞÜK SEVİYELERE ÇEKECEĞİZ"

"2026 yılına ekonomi cephesinden gelen umut verici haberlerle giriyoruz" ifadesini kullanan Erdoğan, makroekonomik istikrar ve reform programının semeresini, başta enflasyon olmak üzere birçok alanda yavaş yavaş topladıklarını aktardı.

Bugün, 2025 yılına dair önemli bir göstergenin daha açıklandığını anımsatan Erdoğan, "İhracatta olduğu gibi enflasyonda da son derece güzel haberler aldık. Aralık ayı tüketici fiyat endeksi yüzde 0,89 oranında gerçekleşti ve böylece 2025 yılı enflasyon oranı yüzde 30,89 oldu. Böylece yıllık enflasyon 49 ayın en düşük seviyesine indi. Burada da kalmayacak, enflasyonu daha düşük seviyelere çekeceğiz. Enflasyon verilerinin de ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum." sözlerini sarf etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldikleri ilk günden beri titizlikle uyguladıkları, işçiyi, memuru, emekliyi, enflasyona ezdirmeme politikalarını aynı hassasiyetle devam ettireceklerinin altını çizdi.

"GENÇ KARDEŞLERİMİZİN DAİMA YANINDA OLDUK"

Üniversiteli gençler için bir müjdeyi de paylaşan Erdoğan, şunları kaydetti:

"2002 yılında 451 bin 550 üniversite öğrencimize yalnızca 45 lira burs ve öğrenim kredisi veriliyordu. Biz bu rakamı her geçen yıl katlayarak artırdık. Eğitim yolculuklarında genç kardeşlerimizin daima yanında olduk. 2025 yılı içerisinde 867 bin kişiye kredi, 651 bin kişiye burs olmak üzere toplam 1 milyon 518 bin üniversite öğrencimize destek sunduk. Sadece geçen sene üniversite öğrencilerimize sağladığımız burs ve kredi desteğinin toplamı 34 milyar 14 milyon liradır. 2025 yılında burs ve öğrenim kredisi olarak lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisansa 6 bin lira, doktoraya 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibarıyla, bu rakamı yüzde 33 oranında artırarak, lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükseltiyoruz. Gençlerimize ve ailelerine hayırlı, uğurlu olsun."