MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) 2025 yılı Türkiye Raporu'na ilişkin, "Türkiye Cumhuriyeti, dış aktörlerin tehdit, telkin ve terbiye imalarıyla yüzü Batı'ya çevrilip hizaya getirilemez. Herkes ayağını denk alacak, haddini bilecek, yerini iyi belleyecek." dedi.
Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, Fransa'daki G7 Zirvesi'nin gündem başlıklarının kağıt üzerinde hayli kabarık olduğunu dile getirerek, küresel ekonominin atılan bombalarla imzalanan mutabakatlar arasında sıkışmış kırılgan seyri, Ukrayna savaşının Avrupa güvenliğinde açtığı ve derinleşen gedik, Hürmüz Boğazı üzerinde enerji yolları ile dünya ticaret hayatının seyir güzergahının üzerine çöken belirsizlik, siyasi ve ekonomik gelişmelere bağlı düzensiz göç endişelerinin aynı fotoğraf karesine sıkıştığını söyledi.

Bu ağır gündemlere, ABD Başkanı Donald Trump'ın çalışma toplantısına girerken söylediği "Patron benim" sözünün damga vurduğunu ifade eden Bahçeli, bu sözün gelişi güzel söylenmediğini, G7 masasındaki güç dengesini, 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'nın omzuna çöken ışıltılı Batı güzellemelerinin saklayamadığı güvenlik bağımlılığını ve transatlantik ilişkilerin gerçek mahiyetini gösteren ibretlik bir itiraf olduğunu dile getirdi.
Avrupa'nın yıllardır stratejik özerklikten bahsettiğini aktaran Bahçeli, aynı Avrupa'nın kendi savunma, siyasi ve iktisadi mimarisini halen Washington'ın gölgesinden çıkaramadığını vurguladı.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'un açıklamalarının ortada olduğunu ifade eden Bahçeli, aynı Avrupa'nın, ABD'nin Avrupa'daki askeri katkılarını azaltacağını açıkladığı bir dönemde kendi güvenlik boşluğunu nasıl dolduracağını kara kara düşündüğünü söyledi.
Bahçeli, Avrupa'nın yıllardır Türkiye'ye demokrasi, hukuk, güvenlik ve dış politika dersi vermeye kalktığını, rapor kılıfına sokulmuş ithamları, yaptırım imalarıyla süslenmiş tehditleri, Türk ve Türkiye karşıtlarının bayatlamış ezberlerini ısrarla tedavüle sürdüğünü dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Avrupa, kendi evinin duvarındaki çatlağı görmüş fakat hala Türkiye'nin kapısına rapor çivileme hevesinden vazgeçmemiştir. Kendi zaaf ve basiretsizliklerini örtmek için rapor kumaşından yanlışlarına perde biçmeye, itham ipliğiyle tazyik nakışı işlemeye, çifte standart söküğünü insan hakları türküleriyle yamamaya çalışmaktadır. Ne var ki bu yamalı bohçadan ne hakikat çıkar ne hakkaniyet çıkar ne de Türkiye'ye istikamet çizecek bir irade çıkar.
Gaflet uykusunda hülyalara dalanlar iyi duysun, kin nöbetinde bekleyenler kulağını açsın ve işitsin: Türk milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır. Atalarımız boşuna el atına binen tez iner dememiştir. Yıllarca kendi güvenliğini ve idaresini başkasının atına bindirenler, şimdi o atın dizginlerinin kendi ellerinde olmadığını anlamaya başlamıştır. Böyle bir Avrupa hangi yüzle Türkiye'ye ders vermeye kalkışacak? Hangi akılla Türk devletine aklı sıra ayar çekecek? Hangi cüretle aziz milletimizin kıymetlerine, devletimizin makamlarına dil uzatacaktır? Kendi güvenlik açıklarını kapatmakta zorlananlar müttefiklik masalarında bekletilirken, Türk devletinin güvenlik politikalarını sorgulamaya nasıl yeltenebilirler?"
MHP Genel Başkanı Bahçeli, Avrupa başkentlerinde yıllarca Türk askerine namlusunu doğrultan hain terör örgütlerinin paçavralarının dalgalandırıldığını belirterek, "Türk milletinin canına kasteden FETÖ artıklarına seve seve kucak açıldığını" söyledi.
"Türk düşmanlığının zehirli diline göz yumanların, Türk milliyetçiliği hakkında hüküm cümlesi kurmaya yüzü var mıdır?" sorusunu yönelten Bahçeli, AP Genel Kurulu'nda kabul edilen 2025 Yılı Türkiye Raporu'na tepki gösterdi.
"Kendi kıtasında göç baskısı karşısında bocalayanların, milyonlarca mazluma yıllardır kapısını açmış Türkiye'ye insanlık dersi vermeye hakkı var mıdır?" ifadesini kullanan Bahçeli, kendi güvenliğini ABD'nin kararlarına bağlamış olanların, Türkiye'nin Mavi Vatan ülküsüne ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına itiraz edecek sözünün olup olmadığını sordu.
Tablonun artık yorum kaldırmayacak şekilde ortada olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle konuştu:

"Bugün bu tablonun bir tarafında Türkiye'nin NATO içindeki ağırlığını, savunma sanayisindeki yükselişini, göç yönetimindeki rolünü, enerji yollarındaki yerini, Karadeniz'den Kafkasya'ya, Doğu Akdeniz'den Orta Doğu'ya uzanan jeopolitik değerini kabul etmek zorunda kalan Avrupa vardır. Diğer tarafında Türk yargısını hedef alan, gözümüzün nuru Ülkü Ocaklarımıza kara çalan, Mavi Vatan davamızı hor gören, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemen eşitliğini, Kıbrıs Türklüğünün varlığını yok sayan Avrupa vardır. Türkiye'nin egemenlik sahasına itiraz etmeye kalkışanın alnını karışlarız. Türk milletine kafa tutmaya çalışanların kafalarına vura vura kim olduğumuzu öğretiriz."
Bahçeli, Türkiye-Avrupa ilişkileri tarihinin çelişkilerle dolu olduğunu ifade ederek, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye verdiği sözlerin gereğini hakkıyla yerine getirmek yerine, süreci kimi üyelerin dar hesaplarına, Rum-Yunan vetolarına, siyasi önyargılara ve pas tutmuş ideolojik şablonlara teslim ettiğini söyledi. Vize serbestisinin yıllardır bekletildiğini hatırlatan Bahçeli, Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin bir kaplumbağa yavaşlığında ağırdan alındığını dile getirdi. Müzakere başlıklarının siyasi gerekçelerle bloke edildiğini kaydeden Bahçeli, Türkiye'nin aday ülke statüsünün çoğu zaman kağıt üzerinde bırakıldığına işaret etti.
Devlet Bahçeli, 2018'den itibaren müzakerelerin fiilen durma noktasına geldiğine dikkati çekerek, AP'nin şimdi Türkiye'ye reform, hukuk ve iyi komşuluk dersi vermeye kalktığını belirtti. Bahçeli, şunları kaydetti:
"Bu nasıl bir körlük, bu nasıl bir hukuksuzluktur? Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in bizlere öğütlediği gibi 'Ahde vefa imandandır.' İslam'ın nurundan nasibini almamış, adaletin rahmet iklimine sırtını dönmüş, Müslüman Türk milletine karşı asırlık önyargılarını her fırsatta dışa vuran küffar nereden bilecektir vefayı? Camilerimize saldırı olduğunda susanlara, yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'e yönelik alçak provokasyonları 'ifade özgürlüğü' adı altında pazarlayanlara, başörtülü kadınlarımızın inancını yaşama mücadelesini görmezden gelen gafillere, Avrupa şehirlerinde yükselen İslam düşmanlığını keyifle seyreden bozgunculara nasıl anlatacağız sözün namus olduğunu? Kıbrıs'ta Rum tarafını bütün Ada'nın temsilcisi gibi Avrupa Birliği'ne alanlar nereden anlayacaktır hakka hürmeti?

Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz. Avrupa Parlamentosu'nun 2025 yılı Türkiye Raporu da işte bu eğri cetvelle çizilmiş bir metindir. Bu rapor bağlayıcı olmayabilir fakat taşıdığı siyasi niyet bakımından üzerinde dikkatle durulması gereken bir belgedir. Raporun en vahim bölümlerinden biri de yargı gücümüzü abluka altına alma teşebbüsüdür. Türkiye'nin yargı erkine uzatılmış arsız, sapkın ve umarsız dalalet dili sıradan bir eleştiri kapsamında yorumlanamaz. Devam eden yargı süreçlerini siyasi saiklerle yorumlamak, bağımsız Türk mahkemelerini yönlendirmeye kalkmak vesayet hevesidir, tahakküm arzusudur. Yüce Türk yargısı, Brüksel salonlarında yazılan raporların himayesinde karar vermez. Türkiye Cumhuriyeti, dış aktörlerin tehdit, telkin ve terbiye imalarıyla yüzü Batı'ya çevrilip hizaya getirilemez. Herkes ayağını denk alacak, haddini bilecek, yerini iyi belleyecek. Bize sınır ötesinden ayar vermeye kalkan her kim varsa Türkiye Cumhuriyeti'nin hürriyetine ve egemenliğine yan gözle bakmamayı öyle ya da böyle öğrenecektir."
MHP Genel Başkanı Bahçeli, AP'nin raporundaki Ülkü Ocakları'na yönelik ifadelerin eski bir husumetin yeni kılığa sokulmuş hali olduğunu belirterek, meselenin yeni olmadığını, daha önce Washington'da Ülkü Ocakları aleyhine dosya açmaya çalışanlar olduğu gibi bugün de Brüksel'de aynı karalama faaliyetini rapor satırlarına iliştirenlerin bulunduğunu dile getirdi. Bahçeli, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
"Dün ABD Temsilciler Meclisi'nde, 2022 tarihli Ulusal Savunma Yetki Yasası'nın içine Ülkü Ocakları'nın terör örgütü olup olmadığının araştırılmasını öngören izansız bir madde sıkıştırılmak istenmiştir. O gün Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığımız da bu girişimi esefle karşılamış, bunun asılsız ithamlarla örülmüş, köklü müttefiklik hukukuna yakışmayan, Türkiye karşıtı lobilerin Avrupa'da da sahnelediği yanlı bir teşebbüs olduğunu açıkça ilan etmiştir. O gün de hedef aynıydı bugün de hedef aynıdır. Sözün çıktığı kürsülerin başkentleri değişse de niyet değişmemiştir.

Türk milliyetçiliğini kriminalize etme, Türk gençliğini milli ve manevi değerlerinden kopartıp köksüzleştirme gayretlerinin farkındayız. Devlete sadakati görev bilen, bayrak ve vatan sevgisini yüreğinden eksik etmeyen, teröre karşı elif gibi dimdik duruşunu koruyan Türk gençliğinin biricik yuvası olan Ülkü Ocakları, Avrupa kamuoyunda hedef tahtasına oturtulmak istenmektedir. Bilinsin ki Ülkü Ocakları, Türk milletinin 3 bin yıllık yürüyüşünü genç yüreklerde diri tutan, irfanı imanla, cesareti ahlakla kavuşturan kutlu bir mekteptir. Ülkü Ocakları, dik başlı değil, başı dik Anadolu çocuklarının yurdudur. Ülkü Ocakları'nda Hoca Ahmet Yesevi'nin hikmeti, Hacı Bektaş-ı Veli'nin ilmi, Dede Korkut'un bilgeliği vardır. Ülkü Ocakları'nda Bilge Kağan'dan Kürşat'a, Sultan Alparslan'dan Fatih'e, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş'e uzanan büyük Türk yürüyüşünün ayak izleri vardır. Dünkü Washington merkezli küresel şer lobilerinin de bugünkü Brüksel'in husumet cephesi de bu hakikati örtemeyecektir."
AP'yi eleştiren Bahçeli, dillerinde özgürlük ve demokrasi yalanı, satırlarında hukuk kılıfına sokulmuş dayatma, işin esasında ise Türk ve Türkiye karşıtlığının bulunduğunu söyledi. Bahçeli, "Bu yalan pazarının kepengi er ya da geç indirilecektir." diye konuştu.




