13 Nisan 2026 Pazartesi / 26 Sevval 1447

Milli Eğitim Akademisi'nde ilk ders zili çaldı

Milli Eğitim Akademisi'nde hazırlık eğitimi alacak öğretmen adayları için ilk ders zili çalarken, Akademi kapsamında ilk dersi Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin verdi.

AA13 Nisan 2026 Pazartesi 14:43 - Güncelleme:
Milli Eğitim Akademisi'nde ilk ders zili çaldı

Milli Eğitim Bakanlığından (MEB) yapılan açıklamaya göre, 7 ildeki 12 Akademi Uygulama Merkezinde hazırlık eğitimi eş zamanlı olarak başladı. İlk ders öncesinde İstanbul İl Müftüsü Emrullah Tuncer tarafından dua okundu.

Bakan Tekin de İstanbul'daki Sultanahmet Eğitim ve Uygulama Merkezi'nden, illerdeki merkezlerde bulunan öğretmen adaylarına canlı bağlantıyla hitap etti.

Akademinin ilk dersinde konuşan Tekin, öğretmenlik mesleğinin her şeyden önce vicdanda kurulan bir ahit olduğunu, bir çocuğun istikbalini kendi istikbaliyle birlikte düşünme iradesi olduğunu belirtti.

"Sizler bugün Milli Eğitim Akademisi'nde hazırlık sürecine adım atıyorsunuz. Aynı anda bu ülkenin evlatlarına doğru yürüyen büyük bir mesuliyetin eşiğine de gelmiş oluyorsunuz." ifadelerini kullanan Tekin, eğitim süreçlerinin milli ve manevi değerlerle medeniyet perspektifi temelinde şekillendirilmesi gerektiğini söyledi.

Bakan Tekin, şunları kaydetti:

"Bu mesuliyet bizler açısından hem dini açıdan hem de sahip olduğumuz engin medeniyet birikimimiz açısından ulvi bir mesuliyet. Bilmeyenlere ilim öğretmek sadakadır, sadakanın en faziletlisi de bir Müslüman'ın ilim öğrenmesi ve başkalarına öğretmesidir. Bir peygamber mesleğine adım atıyorsunuz. Zira kadim geleneğimizde bütün peygamberlerin birer öğretmen olduğunu hepimiz biliyoruz. Peygamber Efendimiz, 'ben ancak bir muallim, bir öğretmen olarak gönderildim' buyurmuştur.

Bu ulvi mesuliyet bizim için sadece dini açıdan değil, aynı zamanda mensubu bulunduğumuz engin medeniyetin tüm uygulamalarında da öğretmenlik, insana hizmet etmek, ilim öğretmek, toplumun inşası ve kadim devlet geleneğinin devamı açısından çok başat bir konuma yerleştirilmiştir. Bunun en somut örneği Cumhurbaşkanı olmasına rağmen 'başöğretmen' ünvanını kullanan ve yeni nesli yetiştirme görevini öğretmenlere atfeden Gazi Mustafa Kemal olmuştur. Onun için ben sizlerin her birini önünde bir eğitim süreci bulunan genç arkadaşlarımız olarak anmaktan ziyade, bugünden maarif hizmetimizin vakarını taşımaya namzet, medeniyet değerlerimizin ilanihaye devamını sağlayacak genç kardeşlerimiz olarak görüyor ve selamlıyorum."

- "PROGRAMIMIZ, SİZLERİ DÜŞÜNCESİ İŞLENMİŞ VE YAPTIĞI İŞE DÖNÜP YENİDEN BAKABİLEN BİR ÖĞRETMEN KİMLİĞİNE HAZIRLAMAYI HEDEFLEMEKTE"

Bakan Tekin, ilk dersin her bir öğretmen adayı için hayırlı, bereketli ve ufuk açıcı bir başlangıç olması temennisinde bulundu.

"Akademide geçireceğiniz hazırlık sürecini muvaffakiyetle tamamlayarak yarın memleketimizin dört bir yanında sizleri bekleyen pırıl pırıl evlatlarımızla buluşacağınıza, onlara bilgi veren, istikamet kazandıran, şahsiyet inşasına omuz veren öğretmenler olarak aziz milletimize hizmet edeceğinize yürekten inanıyorum." ifadesini kullanan Tekin, bugünkü buluşmayı eğitimin teorik çerçevesinin aktarıldığı bir dersin ötesinde ortak bir sorumluluk bilinci etrafında gönül ve zihinlerin buluştuğu bir istişare zemini olarak değerlendirdiğinin altını çizdi.

Öğretmenlik mesleğine hazırlık sürecinin planlı, uygulama ağırlıklı ve fikri ile mesleki açıdan sağlam bir zemine oturtulmasının yalnızca pedagojik bir ihtiyaç değil, maarif nizamı, kültürel süreklilik ve milletin istikbali açısından ertelenemez bir zorunluluk olduğunu aktaran Tekin, saha deneyimlerinin de bu gerekliliği ortaya koyduğunu, alan bilgisinin ise tek başına yeterli olmadığını vurguladı.

Tekin, sözlerine şöyle devam etti:

"Teorik bilgiyle hayatın akışı arasındaki aralığı tek başına kapatmasını beklemek öğretmenin omuzuna, çocuğun gelişimine ve okulun bütün iklimine aynı anda ağır bir yük bırakıyor. Milli Eğitim Akademisi'nin mühim ve tarihi tarafı işte bu aralığı ciddiyetle ele alması, mesleğe geçişi biçimsel bir eşik olmaktan çıkarıp kültürle, uygulamayla, meslek hayatıyla ve okulun gerçek ritmiyle beslenen kuvvetli bir hazırlık düzenine kavuşturmasında tebarüz etmektedir. Hazırlık programımız da bu bakımdan sizleri kültürel kapasitesi güçlü, düşüncesi işlenmiş, kendini dönüştürme kudreti bulunan ve yaptığı işe dönüp yeniden bakabilen bir öğretmen kimliğine hazırlamayı hedeflemektedir."

- "ÖĞRETMENLERİMİZİN ÇAĞIN İMKANLARINI YERLİ YERİNDE KULLANABİLMESİNİ GÖZETEN BİR YAKLAŞIM BENİMSEDİK"

Bakan Tekin, hazırlık programını baştan sona geniş ve kuşatıcı bir yaklaşımla kurguladıklarını bildirdi.

Ortak derslerin tertibinde de genç öğretmenleri, dar bir alan bilgisine sıkıştırmayan, onları hakkaniyet duygusundan demokrasi kültürüne, aileyle kurulacak irtibattan rehberliğin inceliklerine, eleştirel düşünmeden Türkçenin imkanlarına, kapsayıcılıktan yapay zeka ve veri temelli değerlendirmeye kadar uzanan zengin bir düşünce ve mesuliyet alanıyla buluşturan geniş bir çerçeve tesis etmeye çaba gösterdiklerini belirten Tekin, öğrencinin özgür muhakeme kudretine alan açan, demokratik bilinci diri tutan ve farklılıkları hakkaniyet içinde okuyabilen bir öğretmenlik anlayışını kuvvetlendirmeyi istediklerini ifade etti.

Tekin, alan derslerinde de aynı dikkati derinleştirmeye çaba sarf ettiklerinin altını çizerek, her bir branşı kendi fikri altyapısı, yöntem bilinci ve tatbik kudreti içinde ele aldıklarını vurguladı.

Felsefeden uygulamaya uzanan olgun ve bütünlüklü bir hazırlık zemini kurduklarına dikkati çeken Tekin, sözlerine şöyle devam etti:

"Tarih felsefesinden matematik ve bilim felsefesine, Türkçe düşünmekten sanatçı öğretmenliğe, dijital edebiyattan ahilik kültürüne çok kapsamlı bir çeşitlilikle öğretmenlerimizin kendi sahasına daha derinden nüfuz edebilmesini ve o derinliği sınıfın canlı hakikati içerisinde işleyebilmesini hedefledik. Aynı şekilde eğitim teknolojilerini de bu hazırlığın bir parçası olarak kabul ettik. Onları pedagojik dikkat, etik ilke ve öğretimsel fayda içinde ele alarak siz öğretmenlerimizin çağın imkanlarını yerli yerinde kullanabilmesini gözeten bir yaklaşım benimsedik.

Elbette, bütün bunları teorik bir çerçevede bırakmadık. Çeşitli ve kapsamlı uygulama imkanları sunduk. Genelde uygulama imkanını yaklaşık 600 saate, doğrudan öğretmenlik uygulamasını ise 480 saate taşıdık ki bu dünyada bugün gelinen noktada öğretmenlik mesleği için olmazsa olmaz kabul edilen ilkelerden bir tanesi. Akademik birikim ile okul tecrübesini aynı zeminde buluşturan bir eğitim kadrosu oluşturduk. Küresel ölçekte de aynı ciddiyetin giderek kuvvet kazandığı aşikar."

- "HER BİRİNİZİN, DAHA YÜKSEK BİR MESULİYET DUYGUSUNU VE DAHA KÖKLÜ BİR MESLEK VAKARINI BESLEMESİNİ TEMENNİ EDİYORUM"

Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile eğitimin daha kapsayıcı bir fikri zemine kavuştuğunu belirtti.

Modelin "Köklerden Geleceğe" yaklaşımı doğrultusunda tecrübeyi çağın ihtiyaçlarıyla buluşturduğunu, bilgiyi beceriyle, beceriyi değerle ve değeri irade ile duyarlılıkla bütünleştiren bir anlayış ortaya koyduğunu ifade eden Tekin, eğitimi, hem ülkenin maddi kalkınmasına katkı sunan stratejik bir alan hem de kültürel varlığı güçlendiren, toplumsal hafızayı canlı tutan ve bireyin kendini tanımasına imkan sağlayan sürekli bir öğrenme süreci olarak değerlendirdiklerini bildirdi.

Bakan Tekin, hazırlık sürecinde öğretmen adaylarının metinlerle etkileşim içinde olacaklarını, tartışma, gözlem ve uygulama temelli bir yaklaşımla kendi emeklerini sürekli değerlendireceklerini aktararak, kültür ve sanat derslerinin duyuş dünyasını, alan bilgisinin zihinsel birikimi güçlendireceğini, okul deneyiminin ise öğrenciler ve ailelerle kurulan ilişkinin mahiyetini doğrudan hissettireceğinin altını çizdi.

Teknoloji kullanımının da etik bir dikkatle ele alındığını vurgulayan Tekin, şunları kaydetti:

"Biz, sizlerin elinde program taşıyan bir vazife insanı olmanın ilerisinde bir olgunluğa erişmenizi arzu ediyoruz. Arzumuz, çocuklarımızın iç dünyasını okuyabilen, kendi medeniyet birikimini çağın diliyle konuşturabilen, bilgiyi hikmetle mezcedebilen öğretmenler olarak evlatlarımızın karşısına sizleri çıkarabilmektir. Kuşkusuz, o gün geldiğinde burada kazandığınız her kavrayış ve her meslek şuuru memleketimizin dört bir yanında çocuklarımızın dünyasında karşılık bulacaktır. Sizlerden istirhamım, Akademide geçireceğiniz bu süreye hayatınızın sıradan bir safhası olarak bakmamanızdır. Kendinizi lütfen dikkatle yetiştirin. Kolay olana meyletmeyin, az okumayla yetinmeyin, hızlı kanaatlerle avunmayın. Birbirinizin tecrübesinden istifade edin. Bu mesleği bir iş gibi değil, bir emanet gibi taşıyın. Her çocuğa emanet gözüyle bakın. Akademide geçireceğiniz bu sürecin her birinizin içinde daha derin bir okuma iştiyakını, daha yüksek bir mesuliyet duygusunu ve daha köklü bir meslek vakarını beslemesini temenni ediyorum."

Bakan Tekin, Milli Eğitim Akademisi'nin üniversitelerin lisans programlarının yerine geçen ya da bu yapıları işlevsiz kılmayı amaçlayan bir girişim olmadığına işaret ederek, mesleğe yeni başlayan öğretmenlerin daha donanımlı yetişmesini ve eğitim süreçlerine sundukları katkının niteliğini artıracak bir zemin oluşturmayı hedeflediklerini aktardı.

Mesleğe yeni başlayan öğretmenlerle sahada tecrübe sahibi öğretmenler arasında güçlü bir etkileşim zemini oluşturmayı hedeflediklerini de belirten Tekin, bu sayede öğretmenlerin katkılarının daha yüksek katma değere dönüşeceği bir eğitim öğretim ortamının birlikte inşa edileceğini, hayata geçirilen programın kapsamı ve niteliği itibarıyla önemli bir heyecan kaynağı olduğunu ifade etti.

Programa, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, Milli Eğitim Akademisi Başkanı Ali Fuat Arıcı, MEB Strateji Geliştirme Başkanı Ercan Türk ve İstanbul Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür de katıldı.

  • milli egitim akademisi
  • egitim
  • öğretmen adayı

ÖNERİLEN VİDEO

Türkiye 350 km'lik tren hattını devreye soktu

Kapat
Video yükleniyor...